Şafak doğan güneş dediğinizde hüzün kaplayan vatan görevi. O ana kadar bitse de gitsek dersiniz ama o son gün aylarca yaşadınız ortamdan ayrılmak zor geliyor insana.
Sırada sivil hayatın dertleri var, bunun da etkisi var tabi.
en garibi aylarını geçirdiğin birliğe, koğuşa, yatağa bir daha asla giremeyecek olman. o yemekhaneye veya banyoya gidemeyecek olman. çok garip lan. eve geldiğinizde sanki geri gidecekmişsiniz hissi uzun süre devam eder.
askerdeyken çocuğum olsa göndermem diyordum ama sanki gitse iyi olur gibi.
hizmet süresi düşürülerek eğitim aşaması arttırılmalıdır.
yani asker nizamiyede aylarca vatani görev diye yatmamalı daha kısa sürede daha profesyonel bazda temel askerlik eğitimi almalıdır...
uzun dönem 7 ay kısa dönem 4 ay olabilir. ve asker yoğunluğu batı bölgelerde minimize edilerek çok büyük bir oran ile doğuya kaydırılmalı. böylece hem alınan teorik eğitim kısa süreli de olsa pratiğe dönüşme ihtimalinde olur. hem ülkenin asker ihtiyaç durumu dengede kalır, yani askerliğin kısalması asker yetmezliğine neden olmaz.
gerçekten yapmayacak psikolojide olanlar varsa da muaf edilmeli...
Er erbaslik simgesel olmalı. Silah tutmayi ve kullanmayı ogretmeliler. Yani bi nevi ulusal bi savaş için erkekler hazır kıta olmalı lakin bunun süresi umarım 3 aydan fazla olmaz.
atış talimi sırasında gidenler bilir gece atışı vardır.
geceleyin kısa bir ışık yanar o sırada ateş edip her türk askeri gibi hedefi 12'den vurursunuz.
işte biz de tam asker olmak için atışları yapmaya gittik. silahtan çıkan boş kovanları üst devreler yanımızda durarak bir poşet gibi bir şeyin içine koyuyorlardı. poşet değil tabi de adını unuttum şimdi.
neyse gece atışı oldu. arkadaş sıktı. bir daha sıktı. bir daha sıktı. komutan silah bırak emri verdi.
aha o da ne. 1 tane boş kovan yok. abooo. komutan dedi. arayın bulun lan diye.
düşün bak biz boş kovanı neredeyse 15 dakika aradık o karanlıkta yerde kar var iken.
adamlar geçen akşam saydırdılar amk. aynısını askerde biz yapsak geçen akşam millete sıkan o komutan müsveddeleri ağzımıza sıçardı.
Teyze oğlu ankara da görev yapıyor bu yıl gitti. Ellerine vermişler silahı adam akıllı bir şey de dememişler ve sen 20 yaşında ki bu askeri linç ettin ey halkım.
anlatılacak anıları bitmeyen durumdur. gidip gelenler ısıtıp ısıtıp anlatirlar ama ayni heyecanla, sanki ilk kez yaşıyorlarmış gibi. böyle bir etkisi mevcuttur ve erkeği olgunlaştırır.
enteresan bir yerdir. bir sürü gereksiz iş yaparsın. rütbelilerin ayak işlerini yaparsın. ama götü başı ayrı oynayanları çok iyi adam eder. seve seve değil sike sike.
Abi askerliği kısa dönem er olarak istanbul beylerbeyinde, boğaz manzaralı bir odada beyazlar içinde bahriyeli olarak yaptım.
Birlik içerisinde yüzbaşı, binbaşı bakımlı gayet kadın subaylar vardı. Oldukça elit bir ortamdı.
Lakin bir ay sonra devre arkadaşına, mustafa bugün çok seksisin, kız necip ne tatlı olmuşsun böyle diye 8 yaş esprileri yapmaya başlıyorsun. Bilinmeyen mistik bir güç zeka seviyeni diplere çekiyor, sivil hayatta eline almayacağın posta gazetesini, çarşıya çıkan arkadaşından sipariş ediyorsun. Üstelik okumaya magazin sayfasıyla başlayıp magazin sayfasıyla son bulduruyorsun.
Hayatım boyunca ağzıma vurmadığım nescafe üçü bir arada'yı, porno filmlerde şekilden şekile giren kadınların aldığı haz gibi içtiğim zamanları hatırlarım. Lan cips dediğin meret hayatın anlamı olmuştu bir ara.
Piç ve yakışıklı bir astsubay komutanım vardı. Cuma akşamları çıkarken, olmeciim acayip bir hatunla tanıştım, akşam nevizadede içip geceden sabaha kadar gömecem yengene, senin nöbet bu gece kaçta lan hahahah deyip gözlerimi yaşartırdı piç.
Ama her birliğe dönüşünde ya çiğ köfte, ya baklava yaptırır getirirdi.
Tabi olme onun yapması gereken işleri yapacak, evrakları girecek, askerin psikolojik durumunu raporlayacak, kırgınlık olmamalı arada.
Bir cuma akşamı yine çıkmadan önce, la olmee taksime gidiyorum bildiğin canlı rock bar var mı hahaha sabaha kadar içecem hahahha sende çayı fazla kaçırma osbir çekerken sızmayasın hahahahah deyip gitti la.
Güzeldir, eğlencelidir askerlik. iki üniversite bitirmiş üç dil bilen adamın çarşıda gördüğü kadın götünü gece boyunca hararetle anlattığı bir ortamdır.