ilginç bir müzik türü. Gelişimine baktığımızda rahat görürüz bunu.
60’lardan sonra köyden büyükşehirlere göç hızlanınca ortaya çıkmış aslında. Mantık basit: Arap müzik esintileri ve türkülerdekinden daha depresif sözler. Gettolarda rap popüler olmuşken bizde arabesk popüler olmuş.
Sonra göç arttıkça, arabesk müzik de yayılmış. “Öldüm, bittim” diye şarkı söyleyen arabeskçiler mercedeslere binip, kaliteli kıyafetler giymiş ve popüler kadınlarla sevgili olmuşlar. Düşünün arabeskçi mükemmel bir hayat sürüyor, onu dinleyenler dertlerine dert ekliyor.
Yıllarca bir ayrım oluşmuş, arabesk dinlenenler küçümsenmiş. Ama 2000’lerden sonra arabesk tekrar popüler oldu. Bu kez sözler aynı, müzik daha batı tarzı. Onunla dalga geçenler bu kez coverları bağırarak söylemeye başladı.
Mesela ben lisedeyken, popüler bir kızın dalga geçmek için bir arabesk şarkıyı bağırarak söylediğini hatırlıyorum. O kadar çok dinlemiş ki sözlerini ezberlemiş ama bize verdiği imaj “dalga geçmek” için. Şaşırtıcı.
Günümüzde arabesk pop, arabesk rock tarzları bile çıktı ortaya. Yani oluşan sentez çok acayip. Benim tarzım mı? Değil. Arada dinler miyim? Evet. Ama bir sosyolog olsam gelişimini incelemek isterdim.
Üç neslin ruhunu bozan, psikolojisini altüst eden gettoların yüksek perdesi. Tınıları çocukluğuma değdiği gün gidişat benim için gri oldu ve gri kaldı. Ruh ve zihin sağlığınız için, kulağınıza ve ruhunuza bu müzik türünü hamuş kılın. Dağdaki sürü kontrolör abiye (çoban) bunu dinletin, azılı bir sevda suçlusu ve "aşık" olur.
Mısır'dan ülkemize güncellenen arabesk müziği ülkemizin aksine mısır'da salon müziği olup müellifesi mısır'ın 4. Piramidi olan ve hüznün validesi dediğim oum khalsoum'dur. (ümmügülsüm)
Aşk üzerine yapılan duygusal ve acı verici müzik türü .Bu müzik türü her ne kadar bu milletle özdeşleşmiş olsa ve artık bünyeden söküp atılamayacak olsa da , insan sağlığı açısından bir incelemek gerektiğini düşünüyorum . Zor zamanlarımızda sığındığımız bir liman gibi ancak hali hazırda kötü olayları daha da dramatize ederek berbat bir hale getirme gibi bir özelliği de var .
Bir yandan bakınca evet ortak dertler üzerine yazılmış güzel şarkılar ancak insanı strese sokuyor, yerine göre hayatını mahvediyor.
Arabesk furyasının tutulmaya başladığı zamandan bu yana bu sektör gelişiyor ve diğer alanları da içine almaya devam ediyor. Pop , rap , rock gibi müzik türleri de kendi alanını arabesk şekilde icra etmeye başladı. Sürekli bir acı , sürekli bir dram . Kahve içmeye gitsen aşk şarkısı , yemek yemeye gitsen aşk şarkısı . Tek derdimiz ikili ilişkilerde hakim olan duygular mı ? Neden çözüm odaklı düşünmek yerine her şeyi bu kadar dramatize etme , yelkenleri suya indirme tarafındayız ?
Her zaman pozitif ve mutlu olamayız bu bir gerçek . Hüzün de mutluluk kadar gerçek be samimi bir duygu ve yaşanması da gerekir. Ancak bu hüznü düzenli hale getirmek de , piyasayı domine edenlerin bunu kullanması da doğru değil . Kısacası; yerinde kullanırsan panzehir , fazlasıysa zehirdir .
Yeşilçam klişelerini ve dönemin arabesk müzik kültürünü ele ve alaya alan muhteşem absürt komedi filmi. Bazı sahneleri gerçekten hönkürtür. Saçmadır bolca, komik olan da budur.
Ara ara açıp izlenerek gerekli enerji depolanır.
Her izlediğimde "allahım kör et beni" diye bütün gün şarkısı dilime takılan, şener şen, müjde ar ve uğur yücel'in rol aldığı, eski türk filmi klişelerini tiye alan harika film.
küçükken leyla ile mecnun sayesinde başladığım bu müzik türüne hala devam etmekteyim :D eskiden sadece arabesk dinlerken şimdi biraz azalttım farklı müzik türleri de dinliyorum. ama arabesk bırakılmaz :D
80ler türkiyesinde devlet tarafından toplumu yozlaştırmakla itham edilen, ayrıca da bir tek benim mi ruhumda dibe vurma etkisi uyandırmıyor dediğim tür.
şahsımda keder uyandırmıyor bile.
özellikle 60' lı yıllarda istanbul' un gecekondulaşma bölgelerinde ortaya çıkan bir müzik türü.
ortaya çıktığı dönem toplumdaki sınıfsal faklılaşmanın en sert ayrımını belki de müzik piyasasında görüyoruz.60'lı-70'li yıllarda arabesk sadece alt kesim tarafından dinlenirken, orta kesim daha çok anadolu rock dinliyor, üst sınıfın tercihiyse pop müzik olarak da tabir edilen türkçe sözlü hafif müzik. arabesk, toplumda uzunca bir süre kabul görmüyor, devlet televizyonunda yayınlanması dahi yasaklı.
80'lerde turgut özal siyasette aktif rol almaya başlamasıyla birlikte gecekondu bölgelerindeki oy potansiyelini görerek arabeske yöneliyor. özal'la birlikte gecekondu bölgeleri şehre adapte oluyor ve dolayısıyla arabesk de gündelik hayatın bir parçası haline geliyor.
çıktığı dönemde konu olarak sıla özlemi, yerinden yurdundan olmak, gurbet gibi kavramlar işlenirken, toplumda daha geniş kitlelere yayılan arabesk müzikte 80'ler sonrası daha çok aşk acısı