hacettepeye muayene geldiğinde bizde kalmış, evi temizleyim derken yerde gördüğü çarşafın üstünde arapça yazı yazdığı için dua eşliğinde televizyonun üstüne koymuş biricik kadın; dedemin eşi. *
o hayat doluluğuyla, yaşama sevinciyle böyle bir hastalığı ona hiç yakıştıramadığımız, yenmek için hep mücadele ettiği hastalığına 57 gün önce yenilmiş olan bitanem. hastalığının son evrelerinin sonuçlarından ötürü hayatta yaşamaktan hep korktuğu şeyler başına geldiği günden sonra gözlerini görmeye, kulaklarını duymaya, aklını algılara kapatan, 3 gün sadece öyle, hareketsizce bilinçsizce yatan ve bir cuma sabaha karşı, bayram sabahı gözlerini ebediyen bu kiralık hayata kapatan gül kokulum... oysa sen öyle olmadan daha 2 gün önce arkadaşım gelmişti hani seninle oturmaya, çay içip börekler yemiştik, sen süslenip saçlarını taramıştın. "ben göremem ama birbirinizi hep sevin, sayın canlarım benim çok mutlu olun" demiştin ya hani, "ay ananee niye göremicekmişsin deme öyle" demiştim hani bende... nasıl inanayım şimdi gittiğine? dipdibe geçen bunca zamandan sonra, gittiğinden yana geçen 57 günden sonra daha hala onsuz ne yapacağımı idrak edemediğim, yaz kış tatilde veya okul açıkken bize kim gelecek, biz kime gideceğiz, kiminle fasülye ayıklarken birden televizyonda çalan oynak şarkıyla göbek atmaya başlayacağız, kim bana eski günleri anlatıp kahkahalara boğacak ben her gece kime süt ısıtıp yatağına götürücem, sabahları bana kim ekmek lokumu yapıcak diye daha sürüyle bi ton düşünüyorum. düşünüyorum ama hiçbişey bulamıyorum. kokunu özlediğim, sarılmayı deli gibi öpmeyi, birlikte uyumayı, şarkılar söyleyip göbek atmayı, sohbet etmeyi, televizyondakilerin dedikodusunu yapmayı özlediğim yerine kimsenin konulamadığı.
gideceği fikrine hiç alışamadığım, gözlerimin önünde her gün biraz daha başka dünyaların ellerinden tutarken hiç bir şey yapamadığımız, yaptıklarımızın sonuç vermediği, daha şimdiden çok özlediğim, onsuz ne yapacağımı bilemediğim...
canım kuzucuğum gökyüzünden bana bakıyorsun ve yine oturdun o bilgisayarın başına diyorsun, hep derdin ya; "bırak o bilgisayarın gel iki muhabbet edelim oğlum" ben eşşek oğlun dinlemedi, 31 ekimin sabahının yedisinde göçüp gittin bu dünyadan, hep derdin çıkarın beni bu hastaneden diye biz çıkaramadık, kendin aslanlar gibi çıktın anneanne, merak etme fatma talim'in yaptıklarını her yerde anlatacağım yüksek sesle, iki devlet iki ihtilal ve iki dünya savaşı gördün sen bir emekli maaşı ile üç torununu okuttun, cennet kokulu kuzucum benim yetmedi yetirdin, giymedin giydirdin, allahım sesimi duyuyorsan yalvarıyorum sana al onu en güzel cennet bahçene o bize cenneti bu dünyada yaşattı sen onu ahirette yanlız bırakma, seni çok seviyorum anneanne ruhun şad olsun.
çok küfür eder benim canım anneannem. 17 yaşında evlenmiş , en küçüğü 9 aylık , en büyüğü 10 yaşında olan 4 yavrusuyla dul kalmış. ne okuması var ne yazması. zaten döverlermiş , sinir hastası olmuş. evlerini ellerinden almışlar kocasının kardeşleri. sonra tekel e girmiş çalışmak için. tek kızı var o da 10 yaşında varmış yokmuş o yemek yaparmış. tam herşey yoluna gircek , bu sefer kendi kardeşleri düşman olmuş. sinirlenmiş , içine atmış "ben aslında yanlız gibi görünürdüm ama değildim . benim allah ım vardı" der bana hep. yememiş , içmemiş para biriktirmiş şimdi 3 dairesi var. kardeşleri ne zaman götü sıkışsa hemen ablalarına gelirler. 65 yaşından sonra azmetti kuran okumayı öğrendi.işte öyle benim anneannem.
çok seversin onu, annenden çok, canından da çok. melektir. hiç sana kızdığını görmezsin. senin iyiliğin için uğraşır hep. hiç yüzünü asık görmemişsindir. hasta olur iyiyim der ameliyat olur bir şey değildi geçti farketmedim bile der, yaşadığı acılara çektiği çileli günlere rağmen hayatı tozpembe görür. aslında görmez. sen hayatı sev diye, korkma diye ,güçlü ol diyedir bütün o maskesi aslında. hep yanında olacak sanırsın. bir sabah kalkarsın sana hasta olduğunu söylerler gidersin evine ev kalabalık fakat o yok öldü derler inanmazsın her yerde ararsın. ve görürsün onu son kez sarılırsın öpmek istersin buz gibidir teni o seni sarmaz. o zaman seni her zaman öpen melek öpmeyecek sarmayacak anlarsın. kaçarsın ordan. özlersin.özlenir.
genelde pamuk yumuşuklağında elleri, yanakları, gıdıkları * olan, beyaz saçları yemenilerinin altında tel tel dökülen, geceleri yatarken çıkardıkları takma dişleriyle arada bir ürküten, her sözcüğe dönmeyen dilleriyle yüzümüzde gülücükler açtıran, canların canı, saygıların sevgilerin insanıdır onlar. şahsen doyamadım kendilerine ben, güzel günlerimizi göremeden ayrıldı aramızdan. ruhu şad olsun.
yoğun bakım, bir biz doya doya bakamıyoruz sana söz verdim sana iyi olacaksın diye bana güven diye ama bugün bende korkmaya başladım anneanne, iki koca gündür göz göze gelemedik beni çok özledin ama gelmiyorum beni affet anneanne, hep yanındayım gece dua ediyorum ruhumun yanına gitmesi için rüyamda seni görmek için hadi dayan anneanne.
bacağı kesildiği içi ömrünün son 2 yılını yatakta geçirmek zorunda kalan, yengemler uyumaya gidince gizli gizli beni odasına çağırıp saçlarımı severken " hadi bana sevgilini anlat" diyen, beni çok erken bırakıp giden, izin vermediğimiz halde zorla oruç tutmaya kalkan sahurdan sahurdan sora su isteyince "oruçlusun ya anneanne" diyince "aaa o kadar da değil canım hasta kadın bi bardak su da mı içemicek" cevabını veren, dünyanın en komik, dünyanın en pembe beyaz, dünuanın en merhametli, dünyanın en nur yüzlü anasıdır...
hayatımın kadını, senelerce anne dediğim insan. yeri geldiği zaman nasihat verir bol bol, yeri geldiği zaman kazık kadar olan beni yerlere yatırıp gıdıklar, bazen de boynuna sarılıp ağlarım ve boğmaz sorularıyla dinler sessizce. gitme beni bırakıp diyorum ve şekerparelerini özlediğimi söylemek istiyorum güleserime.
+annaanne gel birazda istanbula, bende kal.
-yok be uşaam. burada torunların okula, işe gidiş gelişlerini görüyorum.vakit geçiyor. sıkılırım ben orada.
seni delikız. doymayacağımı bildiğimden çağırırdım hep. o da gelmezdi hep.
annenin annesi. bazen öz anneden anne olandır.
yüzünü gözünü öpesim gelen insan.
sen incecik kemiklerinle dağ gibiydin. volkanlarla patlayarak gittin.
toprağın bol olsun.
senin yüzüne bakıp hep gülümsemeyi alıştırdın bize, şimdi de umutla bakıyoruz yüzüne anane, sen torunlarının herşeyisin ben hep canım sıkılınca bu sözlüğe yazarım şimdi de senin için yazıyorum, sana sarılmayı çok özledim anane. sen 11 gündür uyuyorsun ya her rüyamda yanına koşuyor bu torunun en küçük hali ile. dualarımız seninle.
ağrın olduğunda bana karşı çıkmasaydın hadi anneanne dediğimde razı olsaydın, bana güven dediğimde "tamam oğlum deseydin" belki hep beraber olacaktık bayramda, senin acilde gözgöze geldiğimizde neden bana öyle baktın canım anneannem oysa doktorun bana telefonda "her an vefat edebilir dedi" ben inanmadım canım kuzucum, helallik almaya gönderdiklerinde yanına neden ters köşeye yatırdın torununu o masmavi gözlerinle gözlerime bakıp "evlendiğini görmedim senin" dedin, bu bypass ameliyatı seni şu anda bizden uzak tuttu ama sen 89 yaşında bir mucizesin ve okuttuğun büyüttüğün torunun için en büyük örneksin bu hayatta lütfen torunun için dayan anneanne.
nan niye gittin
ben sıkılınca kimin kucağına yatacağım
canım arada macır pidesi istiyor kim yapacak
sözlerini asla anlamadığım türküleri kim söyleyecek
ben neden büyüdüm
dünya ebene selam.