tam 18 defa hamile kalmasına karşın, bunlardan sadece 5'ini dünyaya getirmeyi başarmış; bu 5 çocuktan sadece birisini büyütmeye nail olmuş britanya kraliçesi. ileride bu çocuk da yaşamını yitirince, varisi kalmadığından flemenk bir kraliyet evladına tahtı bırakmıştır.
gecenin bu vakti yine seni düşünüyorum anne.
2 yıl oldu, tam 2 yıl.
2 yıl sonrasının o nalet şubatı oldu yine anne.
düşündükçe gerçekle yüzyüze gelmenin sancılarını yaşıyorum. kimi zaman soluğum kesiliyor,kimi zaman hayattan vazgeçiyorum. yokluğunu hissetmenin yarattığı ızdırabı hangi kelime ifade edebilir bilmiyorum...yapayalnızım;sen yoksun... şu koskoca dünyaya sığmıyorum; sen yoksun... artık hiç olmayacağını bilmek.. tanrım,hayat ne kadar acımasız...
biraz daha kalamaz mıydın? hani diyorum biraz daha kalıp okşayamaz mıydın saçlarımı?
saçlarım...!
kokusunu derinden soluyup,her telini bir bir sevdiğin saçlarım...şimdi ellerini özlüyor ve gözyaşlarım özlüyor seni.
görüyor musun herşey ölüm kokuyor hayatımda?
ne zaman toprağa baksam içim daralıyor,boğuluyorum..ben artık ölümü seviyorum,ölümü özlüyorum.
hatırlıyorum da eskiden ürkütürdü beni adı bile..zamanla nasıl da değişiyormuş insan,hiç sevmediği şeyi bir gün sevebiliyormuş oysa...
hasret diyordum,evet hasret...
biliyor musun sensiz geçen her saniye içimde hasretin deli fırtınaları kopuyor...yere düşüp yığılıyorum, gücüm tükeniyor. ruhum yerinden fırlayıp tüm hızıyla dünyanın en derin uçurumlarına atıyor beni ,ne zaman hissediyorsam hasretini işte o an çaresizliğin o hoyrat, o çirkin suretini görüyorum, ellerim titriyor, yumruklarımla duvarları herşeyi yıkasım geliyor...
ölesim geliyor ölemiyorum.
kıvranışlarım bir ömür sürecek biliyorum,hasretin de öyle...
bazen hiç kavuşamayacakmışız gibi geliyor ama vazgeçmiyorum umut etmekten.
çünkü bana en umutsuz zamanlarımda ayakta kalabilmeyi öğrettin inanmakla. inancım tükenmeyecek,senin için kendim için..bizim için..
biz...
o kadar zamansız gittin ki aslında...
saatler öncesi gözlerime bir tuhaf tebessümle bakıp da \"bana dokun lütfen,beni mutlu et\"demiştin...sanki bu gidişi biliyordun,sanki gitmeye çoktan gönüllüydün...
oysa ki aylar boyu savaş verdim,benimle kalabilmen için...o kadar inanmıştım ki gitmeyeceğine,öyle umut bağlamıştım ki gözlerinin daima güleceğine ve o içime sığmayan ışığı kaybetmeyeceğine...
belki gidebileceğini söylediğinde\"hayir \"demiştim sana \"yakma yüreğimi gitme dayanamam\"
sen ise o güzel bakışlarını gözlerime doğrultup yine saçlarımı okşayarak \"geçer...unutursun birgün yavrucum\" demiştin..dudaklarından nasıl da dökülmüştü bir çırpıda bu sözler..
peki neden susmuyor bu sancı anne?
birtek ben mi yarımkaldım yokluğunda,bir tek ben mi yandım anne...?
nice zaman oldu, herşey senin istediğin gibi işte..
evini hergün silip süpürüyoruz, bize öğrettiğin yemeklerden pişiriyoruz babama.
sahi anne, babam sen sonrası hiç gülmüyor, \"ömrümden ömür gitti,canımın yarısı gitti\"diyor içleniyor.
o hep ağlıyor anne,hiç böyle olmazdı..babam ağlamazdı.yüreğimiz acıyor anne yüreğimiz..
bütün odalarında sen varsın bu evin ,her gün pencereden bakıyorum karşı yola, hani hep derdin ya \"beni bekle\".
seni bekliyorum anne,gelmiyorsun.
kim beyazlara bürünse;sanki sen, hangi ananın gözleri dolsa;sen...
ön bahçeye diktiğin ağaçlara sarılasım geliyor bazen, kokun vardır kimbilir!
kimbilir annem!
hasret anne...bu yolun sonu gelesi değil gibi.
çarçabuk geçse bir şu zaman,bir geçse,kapılar açılsa bana..
ben artık yaşamı sevmiyorum anne.
hiç bu kadar yalnız kalmamıştım,resimlerin konuşmuyor benimle...oysa ben attığım her adımda,aldığım her solukta seni yaşıyorum ve diyorum yoksun.
korkuyorum anne,binalardan,evlerden,ağaçlardan,herşeyden korkuyorum.
bütün bunların arasında senin bebeğin kaybolmaktan korkuyor.ellerimi tutan yok anne,ne de kokumu senin kadar seven...saçlarımı öpüp koklayan, ağladığımda \"ağlama yavrum, kıyamam gözyaşlarına\"diyen yok.
çok özlüyorum seni anne.
o kadar güzelsin ki..
tıpkı bir melek gibi...beyazlar çok yakışırdı sana,hani hep söylerdim ya sana da.
hiç gelinlik giyememiştin sen anne ve bir gün kına yaktılar ellerine,ayaklarına...bembeyaz giydirdiler sonra seni...ve götürdüler,benden aldılar...tertemiz sularla,dualarla yıkadılar..gelin oluyordun öyle ya!!! beyaz yine yakışmıştı sana,o gün söyleyememiştim,şimdi söyleyeyim bari:
yine çok güzeldin anne! melekler kıskanmış mıdır acaba?
elimden aldılar seni anne,musalla taşına koydular. hoca başında,cemaat....\"iyi bilirdik\" dediler anne....oradaydım...ya da değildim.
iyisi azdi annem...sen bu dünyanın en tatlı annesisin,annelerin en güzeli en şefkatlisi...
herşeye kızıyorum anne, aklının alabildiği herşeye.
koşuşturuyor insanlar sağa sola sebepsiz yada sebepli, bense onların bu kadar mutlu olabilmesine bile kızıyorum.
diyorya hali sezai \'\' nerden buluyor bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri \'\' diye
düşünüyorum acaba hiç anneleri ölmedi mi?
ölmediyse yaşamasınlar zaten bu acıyı anne,
senden öncesi ve sonrası diye ayrılmasın hayatları onların da
belki bu yazıyı da okuyorlardır anne, belki değerini bilmiyorlardır az ilerisinde şu anda uyuyan annelerinin, yada uzakta başka bir evde.
çünkü sahipler anne, benim gibi yoksun değiller.
bir kereliğine empatik davransınlar anne.
benim sahip olamadığıma sahip olanlar bir kere empatik davransın ve koşsun hayattaki en çıkarsız varlıklarına sarılsın.
çok geç olmadan bunu yapsınlar.
oradaki tüm annelere de selam söyle anne.
onların hepsinin acıyla yoğrulmuş ve yoğrulmaya devam eden yavrularının selamı var.
hepsinin ellerinden öpüyorum.
seni çok özledim anne.
Ha bu arada anne, sen gittiğinden beri değişen en önemli şey, artık hiçbirşeye karşı çok kelimesini kullanmıyorum.
Hiçbirşey bende çok etkisi yaratmıyor.
Gülsem bile hiç çok olmuyor.
Sevsem aynı.
Konuşsam aynı.
Ne yaparsam yapayım çok kelimesini kullanamıyorum.
Şu hayatta beni susturabilen ve kandırabilen tek canlı!
Niye hep annelerin dediği oluyor yaaa? diye isyan etmeme sebep olan tek tür.
Sözlerine karşı çıkılınca başınıza türlü türlü şeyler gelebilen bir efsane.
Yemeklerini yemediğinizde üzülerek, size kızarak gününüzün kötü geçmesine neden olan psişik güçleri olan kişilik.
Hasta olduğunuz zaman ,bakımına muhtaç olduğunuzda ilaçların veremediğini yaptığı garip çaylarla ve sevgisi ile tattırabilen yüce zat.
Hem anne hem de baba gibi olanları hükûmet gibidir.7 cihana bedeldir.
Anneler içlerinden ne geçiriyorsa direk çocuklarına egemen oluşunu kuantum fiziği bile açıklayamıyor.
Kaybettiğinizi dahi aklınızdan geçirince hayvanlar gibi ağlamanıza neden olur.
Çocukken annenin elbiselerinin size göre olanını giymek en büyük gurur sebebidir.Ayakkabılarınız bile aynı ise havanızdan geçilmez.
Çocukken okuduğu masalları ve şarkıları ile bağımlılık sebebinizdir.
Tüm dünyadan nefret ediyorum diye karşınıza geçip bağırdığınızda dahi sizi sakinleştirebilen bir başka güçtür.
En çok sevdiğiniz oyuncaklar size annenizin diktiği,ördüğü oyuncaklardır.En güzel hikayeler annelerinizin uydurduğu hikayelerdir.En güzel yemekler annelerinizin yaptığı yemeklerdir.En güzel kıyafetler annelerinizin diktiği kıyafetlerdir.En güzel hediyeler size annenizin aldığı hediyedir.
Sizi en çok mutlu eden en güzel şeyler annelerinizin yaptığı şeylerdir!
her şeydir. lafla sözle anlatılmaz anne ne yaparsan yap senin arkanda duracak her şeye rağmen seni sevecek tek insandır bu dünyada. bazen kıymetini bilemiyoruz maalesef.
hiç unutmam emre belözoğlunun ınteret sitesi varmış , anneciğimle internet kafeye gittik ilk kez ,ilk kez bilgisayarla orada karşılaştım karşılaştık sanrım , o bize biz ona bakıyoruz .. o zamanlar böyle kafelerde saat başı değil yarım saati bilmem kaç kuruş pahalıydı yani çok iyi hatırlıyorum .ilk okul son yada ortak ilk sınıftayım. @ işareti var klavyeye bakıp bakıp bu işaret yok deyip kurcalıyoruz .. çok geçmedi kafe sahibinin biyonik gözlüklü çocuğu yanmıza geldi , yardıma ihtiyacınız var mı abla ? ben atladım tabi anneceğim üzüldüğümü anlamasın diye yoo anneme gösteriyordum deyip kapattım ,, yarım saat geçti kalktık .
annecim çıkışta bilgisayar kursuna gitmek isteyip istmediğimi sordu , istersen alırız bilgisayar sana gel bakalım cemal abinde var mı ? (cemal abi yataş bayii, taksitli çeyiz, vestel tv vb şeyler satan mahallemizin taksitçisi)
bir kaç gündür bu anı gözümün ömüne gelip gelip gidiyor,bir de şimdiki bilgisayarıma bakıyorum ..neredeen nereye diyorum. salak gülümsemem başımı yana eğişm hala aynı
...
edit :ilk bilgisayarımı üniversite 1. sınıfta ,aldım , anneciğimin şimdi bir g mail hesabı , bir skype hesebı ve birde facebook tesabı mevcut . herbirini de fıldır fıldır kullanıyor yahu * skype görüşmelerimiz ,şehir dışında üniversite okumamla başladı, bu devirde geçtik , bilgisayar teknolojisi için küçük bizler için büyük adım oldu emre belözoğlu,kalbimdeki yeri sadece bir futolcu değildir biline ..
şimdi bi daha, bi koşu anneciğime gidip sarılayım sımsıkı ..
naz makamıdır tek kelime ile, büyüdüğünüzü ve seçimleriniz olduğunu, artık kuzusu olmadığınızı, uçacağınızı - gideceğinizi anlamamakta ısrar eder, sonrasında sorun eder, kendini ve çevresini mutsuz eder.
kabo-uyudunuz mu?
anne-ne oldu çocuğum?
kabo-çok korkunçlu rüyalar gördüm. bişi var sanki odada ya korkuyorum
baba-eşşek kadar oldun rüyadan korkulur mu? git yat hadi
kabo-yaa banane yatmam ben tek başıma.kaysanıza azcık
anne-izlemesene çocuğum öle şeyler.gel hadi
baba-gitsene odana
kabo-annem gelsin o zaman.benle yatsın
anne-gel yat yanıma
baba-bu son olsun çocuk bu son olsun!
yatağın içinde kikirdeyerek
kabo-gıcık ya
anne-sus çocuğum sus
kabo-bulmuş senin gibi yumuşacık hatunu bırakmaz tabi.*
senin yaşıtlarının çocuklarını okula gönderdiği çağda seni okula gönderirken, kahvaltı yapamadığından kaşarlı ve zeytinli enfes tostunu çantana koyan, üstüne üstlük cebine çikolata sıkıştıran, bıktırsan da bunaltsan da seni hep seven ve hep sevecek olan güzide varlık.
sadece gözleriyle dünyayı yönetebileceğini düşündüğüm varlık.
çocukken gittiğimiz misafirliklerde eğer sesimiz çok çıkmışsa, ya da yaramazlık yapmışsak bir göz belertmeyle "devam ederseniz, evde ne olacağını biliyorsunuz" mesajını verirdi kendisi.
büyüdük değişmedi bunlar.
misafir gelmiş ya da biz misafir gitmişiz bir yere farketmez. boşalan bardak ya da yardım edilmesi gereken bir şey varsa, yana doğru gözlerini devirir. "kalk yardım et bakışıdır" bu.
susman gerektiği yerde, gözlerinizi üzerinize diker ve susmanız gerektiğini anlarsınız.
beğenmediği bir şey olduğunda o kara kaşları bir kararttı mı bitmiştir, istersen devam et.
en önemlisi; çok üzüldüğünüz bir şey olduğunda kahkahalar dahi atsanız, gözünüzün içine öyle bir bakışı vardır ki "herkesten saklayabilirsin ama, benden asla saklayamazsın " bakışıdır bu.
dünyada yaşama sebebimdir kendileri. hani bir reklamda diyordu ya, bi tek annem olsun bana bir şey olmaz diye. aynen öyle. eşek kadar adam olmuşuz, geçtiğimiz günlerde kafamı rafa vurdum. sanki onun başına vurdu bişeyler. yüzündeki tepkiyi görseniz, aynı acıyı onun da hissetiğini anlardınız. böyle bi sevgiyi hayatta kimseden göremem herhalde. hep iyi ol be annem allah başımızdan eksik etmesin.