sadece gözleriyle dünyayı yönetebileceğini düşündüğüm varlık.
çocukken gittiğimiz misafirliklerde eğer sesimiz çok çıkmışsa, ya da yaramazlık yapmışsak bir göz belertmeyle "devam ederseniz, evde ne olacağını biliyorsunuz" mesajını verirdi kendisi.
büyüdük değişmedi bunlar.
misafir gelmiş ya da biz misafir gitmişiz bir yere farketmez. boşalan bardak ya da yardım edilmesi gereken bir şey varsa, yana doğru gözlerini devirir. "kalk yardım et bakışıdır" bu.
susman gerektiği yerde, gözlerinizi üzerinize diker ve susmanız gerektiğini anlarsınız.
beğenmediği bir şey olduğunda o kara kaşları bir kararttı mı bitmiştir, istersen devam et.
en önemlisi; çok üzüldüğünüz bir şey olduğunda kahkahalar dahi atsanız, gözünüzün içine öyle bir bakışı vardır ki "herkesten saklayabilirsin ama, benden asla saklayamazsın " bakışıdır bu.
dünyada yaşama sebebimdir kendileri. hani bir reklamda diyordu ya, bi tek annem olsun bana bir şey olmaz diye. aynen öyle. eşek kadar adam olmuşuz, geçtiğimiz günlerde kafamı rafa vurdum. sanki onun başına vurdu bişeyler. yüzündeki tepkiyi görseniz, aynı acıyı onun da hissetiğini anlardınız. böyle bi sevgiyi hayatta kimseden göremem herhalde. hep iyi ol be annem allah başımızdan eksik etmesin.
insanın en kolay kırabildiği, en kolay af dileye bildiği, en çok özlediği ve onu en çok özleyendir anne. bir çocuğun ister bir günlük ister yüz yaşında fark etmeksizin yokluğunu en derinde hissettiğidir anne. anne, her ana mutluluk katandır. biraz sulu göz olandır. çimdiğiyle terbiye etse de saçlarını okşayan, uyurken üstünü örtendir.
anne, huzurdur, aydınlıktır. her nekadar kıymeti bilinmese de uzak kalınca deli gibi özlenendir.
geçen hafta bu saatlerde belkide hayata tutunmaya çalışıyordun. ama olmadı, olamadı. doktor sabah saatlerinde ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ama seni kurtaramadıklarını söyledi. babamla 5 yıllık ayrılığınız o gün son buldu. babamın acısına dayanabilmiştim anne, yanımda sen vardın, ama sende gidince ben yapayalnız kaldım. seni kaybettiğim gün, beni teselli etmeden, hiç bir şey söylemeden benimle beraber ağlayacak birini bulamadım anne. kardeşimin olmadığına daha önce hiç üzülmemiştim ama o gün, sen daha toprağa konmamışken bu eksikliği tüm iliklerime kadar hissettim. senle beraber o gün son yolculuğumuzu yaptık. 60 km boyunca hiç konuşmadık. ben ara sıra ağladım ama sen hiç tepki vermedin, neden ağladığımı sormadın, göz yaşımı silmedin. sonra seni babamın yanında toprağa verdik. o gün babamla yeniden buluştunuz. bense bu dünyada yapayalnız kaldım. adını bile bilmediğim bir sürü adam bana baş sağlığı diledi. sonra teyzemlerin evine gittik. oraya gelenlerde senin uzun süredir hasta olduğundan, çok acı çektiğinden bahsedip teselli etmeye çalıştılar. onların bu çabaları içimdeki uçurumları daha da büyüttü. birinin onlara ölümün bir kurtuluş olmadığını anlatması lazımdı ama ben nerden başlayacağımı bilemediğimden o konuya girmedim. sen yokken hep yağmur yağdı anne, hem de hiç durmadan yağmaya devam ediyor. bu gün 7. yemeği verdik gelenlere yemek dağıtırken biraz ıslandım. yemek bittikten sonra sobanın yanına gidiyim, üstüm biraz kurusun dedim. bir sürü kadın oturuyormuş, kapıyı açınca da mecburen girdim. bir sürü samimiyetsiz şefkatle karşılaştım. senin en sinirli olduğunda bile bu kadar az şefkat yoktu eminim. kimsenin derdi biz değiliz anne. artık bundan eminim. teyzelerim sağolsunlar hep yanımdalar, onların duygularında yalan yok.
sen ne yaptın anne. seni babamın yanında toprağa verdiğimize mutlu oldun mu, başkalarının dediği gibi acıların hafifledi mi, yağan yağmurlarda ıslandın mı, geceleri üşüdün mü hiç? ben çok üşüyorum anne, çok üşüyorum...
annem?..
herkes 'anne' dediğini yerlere göklere sığdıramıyor.
sen sanki 'anne' olarak doğmuşsun;
senin de bir zamanlar bir kız çocuğu, bir zamanlar bir kadın olduğunu unutuyorlar.
Seni 'anne' diye görüyorlar sadece.
onlar doğduğundan beri 'anne'sin ya, ondardır.
insanlar dünya kendi etraflarında dönüyor sanıyorlar annem.
Kimse 'anne'sine laf ettirtmiyor annem.
Ama küfredecekleri zaman ilk diğer 'anne'ler geliyor akıllarına.
O zaman hiç çekinmiyorlar işte 'anne'lere sayıp sövmeye.
Diğer 'anne'leri pek saymıyorlar.
insanlar umursamaz annem.
Geleceğin anneleri de onları hiç ilgilendirmiyor annem.
Kendileri en özel insanmışçasına, kendi annelerini en 'özel' anne yapıyorlar.
insanlar bencil annem.
ölümünden sonra hayatın bir anlamı kalmadğını düşünürsün. Sadece Mezuniyetine gelemeyecek, düğününü göremeyecek, torunlarını asla sevemeyecek olduğunun sancısı seni hayattan soğutmaya yeter. Kelimeleri bu acının tanımını yapmaya çalışarak yormayacağım. Geçmişe ve yaşanmayan geleceğimize üzülmek yerine onun da yaşayamadıklarını yaşayarak, hayallerini gerçekleştirerek, gitmek istediği ülkelere onun yerine giderek; kısacası hem kendim için hem de onun için yani iki kişilik yaşayarak hayatıma devam etmeye karar verdim. diyeceğim o ki, annenizin kıymetini bilin. Çünkü iki kişilik yaşamak gerçekten zor.