Sabahleyin gökyüzünde kaybettiğim buluta binip uzak diyarlara gitsem
Avuçlarımı açıp"La ilahe illallah"dediğimde düşse damla damla ellerime zemzem
Teyzem gelse aklıma hani benim saçlarımda dolaşırken ellerin
Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç
Haliç uykusu,Huang Pu kadar sakindi kaçak göçmen Cheng Shen öyle diyor
"Hiç" yorulup dayayıp masaya kafasını uyuyor sabahçı kahvesinde(bunu hayra yor)
Karşı penceremde hayır!diyor kocaman puntolarla kırmızı yazısıyla duvarda haykırmaktan bıkmış nedense
Sense uzun cümlelerin arkasına saklanıp nasılsın diyorsun saksım içindeki ıtır;hatrı sayılır birşeyden bahsetmek gibi
Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç
Kum tepeleri adlı tablomda savrulan rüzgar yorgundu artık
Antikacıdan aldığım saat annemsi ayrıntılarda dursa ne olur(ayrılık çok uzak)
Anemi hastalığı bedeninde yokken hani
Seni neden mi sevdim belki bakışın anneme benzediği içindir
Derin bir hayal demek ki benimkisi annem dahil.....
insan kendine küser, insan hayata küser, insan yalnızlaşır, dostlarına küser; insan yaşama sevincini yitirir insan parasını, malını, mülkünü, vicdanını, eşini, dostunu, kendini yitirir; ama anne insanın dahi yitiremeyeceği kadar sahici durur hayatının başucunda. Anneler, oğullarını koca bir bataklıkta boğulmaktan her zaman kurtaran karşılıksız bir sevgiyle kucaklar.
dünyanın en mükemmel varlığı. uğruna can verilesi. onu üzgün ya da ağlarken görmek cehennemin diğer adıdır özdemir asaf'ın deyişiyle. sadece bir an olmadığını düşünmek bile çıldırtır insanı. ya gerçekten annesi olmayanlar? ya anneler gününü kutlamaya mezarlığa gidenler...
anneniz varsa açın elinizi teşekkür edin yaratıcıya. ona sarılın sımsıkı hiç bırakmayacakmış gibi. asla kalbini kırmayın o yüce insanın. ve şunu unutmayın ufak tefek şeyler için onu kırarsınız ama zamanı gelir öpebildiğiniz tek şey onun bir avuç mezar toprağı olur..
Kimi zaman aradığında hatırıma gelir. Unuttuğumdan değil varlığına alıştığımdan.
Kimi zaman aç kaldığımda anarım. Çaresizlikten değil kimsenin beni onun kadar düşünemeyeceğini anladığımdan.
Kimi zaman onsuzluğu düşünmekten alıkoyarım kendimi. Düşüncesizlikten değil düşünmesi ağır geldiğinden.
Kimi zaman sevdiğimi söylemek isterim. Söyleyemem. Sevmediğimden değil alışamadığımdan sevgimi ifade etmeye.
O bilir benim onu sevdiğimi ben bilirim onun beni sevdiğini.
Gerek yok kelimelere dökmeye zaten. Bazı şeyler kelimelerle anlamını yitirir.
Ve bazı şeyler sadece kelimeden ibaret değildir. Anne gibi...
hapşurduğunda çok yaşa demek yerine, tişörtünü çikolata yaptın demi diyen muadilleri mevcuttur. veya hasta olup ateşin akşam 39a ulaşıp sabah anne ilaç diye diye yalvarınca eczaneden ilaç alıp ilacını aldık ya işte diyen muadilleri de mevcuttur. şimdi hallerine özendiğim anne sevgisi görmüş kişiler anlamaz bunları, önyargılı cümleler söyler geçerler. ama inanın her anne iyi olmuyor. olsun be annecim, sen uzun yaşa. muhtaç olma kimseye. ulan sen hiç dünyada olmasaydın ne olurdu diyen öğretmene tepki vermeyen anne gördün mü?
bizimki harika pirinç pilavı yapar. gram yağ kullanmamış gibi; hem o tereyağının tadını damağında hissedersin hem de o yağ laçkalığını ne dilinde ne boğazında hissetmezsin. öyle ki, her bir pirinç tanesi birbirinden bağımsız durur tabakta. ama asla kuru değildir. nasıl oluyor o deme lan, anne işte; onun elinin yordamı, gözünün ayarı tanrı hassasiyetinde. neyse asıl mevzu bu değil. bizimkisi bu pirinç pilavı arttığında ertesi gün o kalan pirinçleri bi kaba koyar, yoğurdunu ununu suyunu ekler; yayla çorbası yapar; üzerine de nane... oh mis gibi, bak kokusu burnuma geldi gene. o yayla çorbasını da bitiremedik mi? problem yok, annem onun içerisine mısırıdır, nohutudur, fasulyesidir artık evde ne varsa bunlardan birini ekler; öyle bi ekler ki, o kasedekinin dünki yayla çorbası olduğuna vedat milör gelse inanmaz. o derece başka bir şeye dönüşür! mesela şu an bir anlığına da olsa o son çorbanın taa 2 gün öncesinden kalan pirinç pilavının devamı olduğunu sen bile unuttun! kadın unutturuyor arkadaş. bu nasıl bir şeydir anlam veremiyorum. napayım, susuyorum; gidiyorum, yanağına kocaman bir öpücük konduruyorum. o anlıyor! neyi anlıyor amk deme lan; anne o, her şeyi anlar. - hepinize ödev; gidin annenizi öpün. öpmeyen bizden değildir. yıllarca çizgi filmlerde, sonra fantastik sinema filmlerinde en son da futbol sahalarında ve magazin bültenlerinde kahraman arayıp durmuşuz - arayıp duruyoruz. kafamıza sokayım lan! kahramanın daniskasıyla koyun koyuna yaşıyoruz, farkında olalım; olmayanları uyaralım.