Dış görünüşü bakımından pippi longstocking anımsatan tatlı mı tatlı harika hayal gücü olan yetim bir kız. Müstehcen olmayan o nadide dizilerden biri. Al kızını,kardeşini,anneni yanına bitir. Kısaca içinizi yumuş yumuş yapan bir netflix dizsii. Not: Buna benzer dizi varsa mesaj atın ismini.
Dizinin mükemmel bir atmosferi var. Her karesi kartpostal gibi. Mevsimler, doğa, renkler muazzam. insana umut aşılıyor adeta. Kış günlerinde battaniye altında izlemelik, iç ısıtan sıcacık bir hikaye.
Dönem dizisi olmasına rağmen güncel konuları da hikayeye güzel işlemişler. Örneğin toplumsal cinsiyet, kadın dayanışması, annelik.
Anne karakterine de ayrıca bayılıyorum, tarihteki ilk feminist olabilir kendisi:) Öncelikle kendim olmalıyım, neyde iyi olduğumu anlamalıyım demesi, kendi gücünün farkında olması falan çok hoş detaylar gerçekten.
ilk bölümde kendisine kızıl,sıska ve çirkin olduğunu söyleyerek alenen body shaming yapan kadına ağzının payını öyle bi güzel verdi ki, helal be Anne yürü dedim *
çok güzel bir Netflix yapımı. Victoria Çağı'nın sonları ve Edward Dönemi'nin başlarında geçiyor. "Anne" adında ponçik, hayal gücü yüksek bir kızımızın hikayesini anlatıyor. Marilla ve Matthew Cuthbert kardeşler çiftlikte çalışsın diye yetimhaneden "erkek çocuk" isterler. Hata sonucu onlara Anne verilir. Dizi ilk bakışta kadın haklarını ve feminizmi anlatıyor gibi görünse de aslında özünde "insan haklarını" anlatır.
o çağda;
kadın olmak
siyahi olmak
lgbt bireyi olmak
(ne alakaysa araya yahudi acındırması da sıkıştırmışlar ee tabi netfllix yapımı siyahi ve lgbt hakları varsa yahudi de görmek zorundasınızhsdfjhfd)
çok güzel bir dizi ama bence öyle ahım şahım bir yanı yok yani ortalama. sadece estetik olarak hitap ediyor. ama annem sağolsun haftada 3-5 kez tekrar tekrar izliyoruz. kadının kült yapım hayranlığı var.
Aşırı derece mutluluk ve huzur aşılayan, romandan çıkma gibi karakterlerin olduğu, roman okuma hissi veren dizi. muhteşem kızılın söylediği her söz yaşama sevinci ve farkındalık hissi veriyor sanki. Çok değişik ve hoş.
Dizide sürekli geçen ilham verici cümlesi resmen diziyi tanımlıyor.
Yeni keşfettiğim muhteşem otesi dizi. Atmosferi beni bağlayan ilk şey oldu açıkçası, çünkü o eski zamanlar her zaman benim çok hoşuma gitmiştir. Neyse konudan sapmayayım. Dizi her ne kadar dram olsa da insanın içine umut serpiyor.
Akşam olsa da eve gidip bir an önce izlesem diye saat sayıyorum resmen. Henüz 2 bölüm izledim. Ilerledikçe editleyeceğim.
O kadar çok şey okuyorum, görüyorum ki hakkında, o yüzden izlemek istemiyorum. Kitleler halinde yapılan, herkesin birden yüklendiği, "ağğğbi çok iyi yaa" minvalinde konuştuğu şeyleri yapasım, bakasım, göresim gelmiyor.
Acaba hayatı mı kaçırıyorum lan böyle?
Neyse. Bir aralar izlerim dizisi.
Edit: Ben mağarada yaşıyormuşum herhalde. 2017 yılında başlamış dizi. Ben şimdi fark ediyorum.