istanbul gibi etnik çöplük olmayan izmir gibi sulak şehrin cıvık insanlarını barındırmayan Atasını bağrında taşıyanların, delikanlıların, içmeyi bilenlerin, arkadaşlığın az olduğu ama hepsinin kardeşiniz olarak yaşadığı bi şehir.
her sıcaklıkta, her dokuda insan bedeni barındıran şehir. bot giyen, mont giyen, tshirt giyen, şemsiye taşıyan, güneş gözlüğü takan her renk, model ve kalınlıkta kıyafetle insan bulup, kafalarımızı ne kadar karıştırdığını belli edendir aynı zamanda. dünya da böyle başka bir yer var mıdır çok merak ediyorum..
Bu şehirden uzaklaşmak için en az 200 km katetmelisiniz. Yoksa ankaranın o bunaltıcı, yoğun, kalabalık havasından çıkamıyorsunuz. Şehir peşinizi bırakmıyor sanki.
Çöl iklimine sahip memleket. Sabah fakülteye giderken saat 7-8 sularında 2 derece olup , öğlen 16 derece olmayı nasıl başarıyor anlamıyorum. ince giysem sabah titriyorum kalın giysem öğlen terliyorum. Bıktım bu şehrin havasından.
Bir garip şehir, ne onunla olur ne de onsuz. Sevdik, nadiren sevildik - en azından öyle zannettik-. Ağladık, güldük, parasız kaldık. Ama mutluyduk. Sonra büyüdük, dertler de büyüdü. Gitmek istiyorum, gidemiyorum. Daha neler yazılırdı da, yürünecek çok sokağı var Ankara'mın.