Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.)
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim.
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım.
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece.
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
ama sen yoktun.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde.
Şu aralar Sibirya'nın daha sıcak olduğu söyleniyor. Temmuzdan önce ısınmayacak galiba. Doğalgaz faturaları kol gibi giriyor bize. Gökçe başkan acilen bi çözüm bulsun. Yapay ısınma gibi falan. Yapay deprem yaratılıyorsa ısınma neden olmasın neyse saçmaladım ben yatıyorum geceniz iyi olsun.
iki gün önce kısa kollularla gezerken bugün yine boğazlı kazakları çıkarmamıza sebep olan şehir. havana sokayım ankara. dikmende bildiğin 5 cm kar vardı lan.
ne yazık ki şu beştepe metrosunun civarindaki trafikte tartışma yüzünden bir kere daha huzur kaçırmış bir şehir olmuştur. Ankara güzel ve özeldi, bakımlıydı, hiçbir zaman formdan düşmezdi, sanırım ihtiyaç fazlası yaratıklarla doldu; ona zarar veren. insan düşünmeden edemiyor, bu şehirden gidilmeli mi yoksa bu şehre gelinmeli mi?