Ankara diye hesap açıp hakkında konuşanlara cevap veresim gelen şehir. Çok seviyorum diyene ben seni sevmiyorum derim. Özlemedim diyene nolur özle diye mesaj atarım. Yağmurluysa gazabımdan korkun hehe yaparım. Güzel olur.
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Aslı bende kalacak
Bizi hasret saracak
Bulutlar çıldıracak
Ayrılık başımı döndürüyor
Kavuşmayı özlettin
intiharlar kuşandım
Bu aşkı sen kirlettin
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Kahrı bende kalacak
Sende ihanet gülüm
Bende matem kalacak
Bu aşkın efkarı şarkılarda
Hüzün bende solacak
Bizi zaman yenecek
Ve anılar kalacak
valla kasım, aralık , ocak, şubat , mart ve nisan aylarında evimin içinden bile bakarken götüm donuyor.. Soğuk abi soğuk ısınmıyor ısırdığımın evi...
ps: Nisanda içlik giydirten şehir.
Bu il size aşkı, heyecanı, üniversite yıllarını bilmem ne bokları hatırlatabilir ama bana cebimde 5 kuruş parasız, mülakatlar için gittiğim bakanlık kapılarını, soğuktan korunmak için kafeye verecek parayı hesaplayıp çayyolu Kızılay bilmem nere duraklarını 10 defa gidip gelip metroda tek binişlik kartla ısınmaya çalışan bir işsiz bir yeni mezunu hatırlatıyor. Ondandır galiba çok sevemiyorum bu şehri. Hep aklımda ayazıyla kaldı çünkü.
nisanın ortasında sabahına hırkayla terlediğin, akşam olmadan doluyla karışık yağmurla götünü donduran şehir.
dengesiz yani. ne giycez lan biz. manyak ettin insanı.