ankara

entry9989 galeri667 ses6
    187.
  1. kimine göre kötü
    kimine göre sıkıcı
    kimine göre başkent
    kimine göre cumhuriyet.
    2 ...
  2. 186.
  3. Ankara'da nisanda çıkması beklenen rock ağırlıklı müzik dergisi.Dağıtım ağı Türkiye olacak amatör gruplarında içinde bulunacakları.Birçok rock müzisyeni'nin desteklediği gençlik ve müzik dergisinin ismi exit.Nihayet bu sektöre çivi çakacak birileri çıktı.
    2 ...
  4. 185.
  5. odtü ormanları sayesinde nefes alan şehir. istanbul'un taşı toprağı altınken, ankara'nın taşı toprağı devletindir.
    4 ...
  6. 184.
  7. kurak şehir...habersiz sürgüne gider gibi ansızın,habersiz,sevdiğimi,mektuplarımı,hayallerimi öylece bırakıp geldiğim şehir. Yıllar sonra gidip sokak sokak onu arayıp bulamadığım şehir. Gidişimin ardından bir sis çökmüş ki üstüne anlamsızlaşmış koca şehir ve ben anladım ki seni anlamlı kılan benim sevdiğimmiş....
    4 ...
  8. 183.
  9. istenilen kitabın bulunabileceği güzel başkent. eskişehir' in aksine insnın yüzüne gülen ve farklı düşüncelere açık bir ortam sunan kültür şehri.
    4 ...
  10. 182.
  11. gereksiz bağlantılar yapıp saçma nedenler uydurarak b.k atılan, türkiyê'de yaşanabilecek en güzel şehir.
    3 ...
  12. 181.
  13. her daim polemikler şehridir.sürekli olarak yorumlar yapılan bu şehiri yakından tanımak isteyenler aşağıdaki youtube linkine tıklasın.video çok iç açıcı değil ama yorumlar gerçekten capital şehir ankarayı tanımlıyor.

    4 ...
  14. 180.
  15. Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar..
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar...
    Kimse keman çalmaz belki ama
    Çok keman çalınsın balolarında
    Diye yapılmış
    Gri
    Sisli
    Binalar...

    Alnının ortasında
    Ciddi bir devlet asabiyeti.

    Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
    Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
    Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
    (biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?)

    Kahve önü çatlak mozaik
    Bel kemiğine tehdit
    Kürsüler üstünde
    Çok sigara içen
    Öğrenciler

    Bir daha asla yaşayamayacağı
    Aşkları teğet geçerken
    Hep onu sevmeyenleri severek
    Hep onu sevenin gözlerinden
    Kalabalıklara kaçarak
    Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
    Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
    Bir izmirli güzele dayatmak varken
    (Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililîğî!)

    Soyut bir sevdaya
    Beşik kertilmiş olan
    Dağda çoban,
    Şehirde şark çıbanı sayılan,
    Fırat'ın büyük elleri
    Ararat'ın kız yelleri
    Cilo'nun derin nefesleri
    Hülasa kente hukuk mukuk okun
    Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş

    Anadolu çocukları,
    Ankara' ya
    Öyle yakışırdı ki kar
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar

    Belki balkona Kar seyretmeye çıkar diye
    Sevdiğimiz kızlar
    Çok dibimiz donmuştur
    Ve çoğu zaman
    Bu kar mevzuu
    Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

    Hiçbir şey
    Kapalı bir dükkan kadar
    Hüzünlü gelmez insana
    Ankara'da,
    Yoksa bugün bir hayat
    Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.

    Kimse keman çalmaz belki
    Belki bu fiim hiçbir zaman
    O kadar fiyakalı olmayacak ama
    Hiçbir lahmacunda
    O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
    Tadını vermeyecek bir daha
    Çok daha iyilerini yedim sonra
    Bizzat Urfa'da hatta
    Ama hiçbirinde
    O kadar aç oturrnadım sofraya
    Ankara'ya

    Öyle yakışırdı ki kar
    Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
    Bilinmez bir dilin ıslığından
    Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
    Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan

    Ankara'da yaşamak
    Yollarına hep sevdiğimiz insanların
    Adlarını vermediler ama
    Biz her duvara
    Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
    Kül ve betondan mürekkep
    Yaşadıkça yaşanılası gelen
    O tuhaf bozkır kokusunda.

    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar.
    Asfaltlar ışıldar...
    Bir günden bir sürü gün yapan
    Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan

    Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
    Rakıyı bol sulu içen
    Dokunmasın için deği!
    Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
    Hep kağıtlara bakarak,

    Hep kağıtlardan bakarak
    Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u
    Aynı anda sevmeyi başararak,
    Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
    Çok beğenmeyerek ama
    Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
    Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
    Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
    Yürüyen...

    Memurlar.......
    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar..
    Asfaltlar ışıldar,
    Buz tutardı resmi yalanlar...

    Biz,
    Şimdi kapalı birr kuruyemişçi

    Dükkanının
    -ki bütün plan kar altında
    Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip
    Yanı sıra bafra içmektir-

    Kötü ışıklandırılmış vitrininden
    Umutsuzca içeri bakan,

    Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
    Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,

    -yani sistem kendi verdiği kimliği
    Zırt pırt geri istemektedir-
    Doğduğu yer yüzünden
    Doğuştan kavgacı zannedilen ama
    Pek çoğu kavgadan nefret eden

    Kavgacı
    Esmer
    Cesur

    Korkak
    Çoğu kürt
    Çoğu türk
    Çocuklardık...
    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar....
    Ha sonra

    Belki Ahmed Arif'in aklına
    Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
    -çünkü hiçkimse bir daha ankara'' yı

    O'nun kadar sevemeyecek
    -bir şiir islenir:

    Kar altındadır varoşlar
    Hasretim,nazlıdır ankara.....

    Ustam yine sen bilirsin ama
    Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
    işte o,en netameli aydır bence.

    Ankara'ya
    Öyle yakışırdı ki kar...
    Asfaltlar ışıldar...
    Yalanlar...

    Şimdi ve sonra
    Ne zaman Ankara'ya kar yağsa
    Elim gönlüm,
    Çocukluğum buz tutar.

    Şiir: Yılmaz Erdoğan
    Müzik: Deniz Erdoğan
    7 ...
  16. 179.
  17. hiç gitmesem de hiç görmesem de aklıma sonbahar yaprakları* ve kara bürünmüş bembeyaz* görümüyle gelir...
    3 ...
  18. 178.
  19. an itibari ile 38 saat 23 dakika 15 saniye ayrı kaldığım şehir.
    3 ...
  20. 177.
  21. koksunu özlemektir evde. sabah çıkınca içine çekmektir. sonra ciğerlerin donmasıdır içine çekince. donarak ölen insanlar gibi hafif tebessümle yaşamaktır daima. ağır ağır...
    4 ...
  22. 176.
  23. aylardan sonra gezerken soğuk ankara sokaklarında, insanın aklına şu şarkı gelir:
    `Ask hiç biter mi?
    Hiç bir sey olmamis gibi boslukta kaybolup gider mi?
    Ask hiç biter mi? Ask hiç biter mi?

    Kalir adimizla bir sokak duvarinda,
    Bir agaç kabugunda, bir takvim kenarinda,
    Kalir bir çiçekte bir defter arasinda,
    Bir tirnak yarasinda, bir dolmus sirasinda,

    Kalir bir odada, bir yastik oyasinda,
    Bir mum isiginda, bir yer yataginda,

    Ask hiç biter mi? Ask hiç biter mi?

    Kalir dilimizde yinelenen bir sarkida,
    Bir okul çikisinda, bir çocuk bakisinda,
    Kalir bir kitapta, bir masal perisinde,
    Bir hasta odasinda, bir gece yarisinda,

    Kalir bir durakda, yirtik bir afiste,
    Buruk bir gülüste, dagilmis yürüyüste,

    Ask hiç biter mi? Ask hiç biter mi?

    Kalir bir sokakta, bir genel telefonda,
    Bir soru yanitinda, bir komsu suratinda,
    Kalir bir pazarda, bir kahve kokusunda,
    Bir tavsan niyetinde, bir çorap fiyatinda,

    Kalir bir yosunda, bir deniz kiyisinda,
    Bir marti kanadinda, bir vapur bacasinda,

    Ask hiç biter mi? Ask hiç biter mi?`
    ****
    4 ...
  24. 175.
  25. an itibari ile soğuktan donup insana patik giydirecek şehir.
    2 ...
  26. 174.
  27. 15. yüzyılı takip eden dönemlerde adı "engürü" olan şehir.
    3 ...
  28. 173.
  29. 172.
  30. 171.
  31. "ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    bu kadar insanın neden ankara'yı bu kadar çok sevdiğini anlamadan
    ankara'da yaşamak..."
    bu mısra aslinda herşeyi açıklıyor ankara hakkında. ankara bir sevgilidir seven için. aslında pekte güzel olmayan bir sevgili ama sevmek sevdiğinin çarpık bacaklarını sütun gibi görmektir.

    ayrıca ilk mısrada alıntı yaprığım yılmaz erdoğan'ın ankara şiiride ankara'yı sevmenin nedenini, sevmemenin nedenini kısacası herşeyi anlatıyor. bir anda kendinizi ankara'nın o ışıldayan kaldırımlarında yürüken buluyorsunuz.
    3 ...
  32. 170.
  33. kişi başına bir tane alt/üst/yan/orta vs. geçit düşen başkent. ha bir de melih gökçek denen insan görünümlü şahsın ellerinde can vermektedir.
    5 ...
  34. 169.
  35. denizi olmayan, her kafadan insanı barındıran, garip, çöl ortasına kurulmuş bir vaha.
    3 ...
  36. 168.
  37. sevdiğini sanmaktır... sandığını sevmektir...
    5 ...
  38. 167.
  39. sevmediğini söyleyenlere saygı duyduğum, bok atanlara hüleeeyn dediğim şehrim.
    3 ...
  40. 166.
  41. ah! yağmur dönerken kara..
    şarkılar var falımda..
    hepsi sana.. hepsi sana..
    bu gece, ankara..

    bembeyaz yine her taraf. yollar, ağaçlar, arabalar, apartmanlar, gökyüzü.. üşüyorum camdan baktığımda bile. kardanadam yapan çocukları görüyorum bahçede. içim ısınıyor bu sefer. çocukluğum geliyor aklıma. kar yağdığında sevinç çığlıkları atışım, kardanadamım eridiği için ağlayışım.. anlıyorum, her duyguyu yaşadım ben bu şehirde. ben koca bi şehri yaşamışım 19 senede..
    4 ...
  42. 165.
  43. tutunduğum dalım, en mutlu anlarımı da dipte olduğum anlarımı da sokaklarında paylaştığım, cebeci-tunalı-bahçeli-kızılay muhitleriyle alışkanlık yapan, yaşamayanın can sıkıcı bulduğu, anlaşılmaz şekilde bağımlılık yapan gösterişsiz, mağrur kent.
    8 ...
  44. 164.
  45. yillardir deniz kenarinda yasamama ragmen* burnumda tuten, arkadasliklarin, sevgilerin bir cok yere gore cok daha gercekci yasandigi suratsiz prenses.
    insanlarin birbirlerine cok daha anlayisli olabildigi, dugunlerinin cok tantanali oldugu, her firsatta kosa kosa gittigim, gri tenli yarim.
    4 ...
  46. 163.
  47. yılmaz erdoğan`ın * en iyi şiiri.. bir şiiri dinlemek bu kadar vrucu olabilir;

    4 ...
© 2026 uludağ sözlük