ankara

entry10005 ↑ galeri673 ses6
    875.
  1. karadenizli olup izmirde yaşayan biri olarak yine de sevdiğim şehir. bir yere güzellik katan zaten içindeki ortam ve sevdiğin insanlardır bence. kısa olsa da en güzel zamanlarıma ev sahipliği yaptı benim. gitmek için geri sayıma başladım. kar bu şehre çok yakışıyor. kar altında yürümenin şimdiden hayallerini kuruyorum.

    önyargılardan kurtulup gezmek gerekir derim ben. ama mutlaka size eşlik edecek sevdiğiniz insanlar olsun yanınızda. diğer türlü dünyanın en güzel kenti de, çok bir anlam ifade eder mi?

    sevdiğim insana iyi bak, kar yağışını da eksik etme ankaracığım. bak gelmeme az kaldı, bürün en güzel kıyafetine. hadi öptüm *
    1 ...
  2. 874.
  3. en çok bilinen bölgeleri -semt mi oluyor ne oluyosa artık oralar- tıbbî isimlendirmeye tabi tutulmuş nedense. sıhhiye'ymiş, kızılay'mış...

    olm çocukluğumuz taşrada geçti lan! babam yarın kızılay'a alışverişe gidiyoz diye kötü bırodvey'in* aküsünü sobanın yanına tekirleştirerek ısıtmaya getirdiğinde kan mı verecez diye korkardım ben. sonra büyüdük filan, kızılay bize anlamsız gelmeye başladı - sağda solda varoşların sosyete takılan takımlıları/takılımlıları/takıntılıları & sinema çıkışlı, elleri sigaralı, suratları manav, ağızları tiki ugg kızlarıyla da dolunca tekrar taşraya dönelim dedik. (yok valla makyaja filan karşı değilim, sinemaya da karşı değilim, tikilere de karşı değilim, ugg'a da karşı değilim!)

    ha tabii bu anlamsız-karasal* otobiyograficiğin en ehemmiyetli noktası bu iki uç* nokta arasında geçenler. salih ağbi, bak şimdi, ilkokulu baba mesleği gereğince -bi açıdan bakarsan şu ek almış kelime tam karşılar durumumu: cebren- taşrada okumuşum: kesinlikle size "şehrin pis havası yerine ağaçların & derelerin hışırtısı, kuşların cıvıltısı içinde sopalı & çelikli çomaklı oyunlar oynardık" ya da "anadolumun güzel insanı tavuğumuzu, yumurtamızı & sütümüzü eksik etmezdi allah razı olsun onlardan" gibisinden pastoral-zoolojik-ve-nevi-halkıma-münhasır-romantizm olay/alaylarına girmeyeceğim; kibrit kutusuyla arabacılık oynar komşunun traktörünün sesi duyulunca kuyruğumu kıstırıp bembeyaz bi suratla eve kaçar, şimdilerde hiç gelmeyen kış gelir gelmez kardanadam yapmaya ancak annem yanımda olduğunda çıkabilirdim* - bunlar dışında kedi-gofret kırması dokuz katlı/canlı kırmızı-siyah plastik toplarla köyün harmanlarında babamla futbolculuk oynardık; babam iyi futbolcudur bu arada - halısaha turnuvalarında filan parmakla gösterilir (dalga geçenin alnını karışlarım), "bu adam çok teknik" denirdi kendisi için, ben gururlanırdım sanki bir şey oluyormuş gibi; sonra cristiano ronaldo filan çıktı işte.

    neyse lan, ben bunları niye anlatıyorum ki? şehrin göbeğinde, hem de tutup bahçeli gibi güzide bir semtinde doğmuş ve bir bahçede şeftali, muz ve portakal sularıyla beslenmiş körpe, ana kuzusu ve şapşal, özgüvenden mahrum bırakılmış (tabii "mahrum bırakılmış" olm, bunların hepsi yetiştirilme tarzına bağlı) oğlan çocuğunun ankara'nın taşrasındaki hayatından bahsediyorduk - hatta bahsettik bile. sonra ne oldu? bu adam gitti, çubuk anadolu lisesi'ni kazandı - orda onun hayatına sıçtılar*! neden mi? adam kızılay'ın k'sini hemşire & y'sini tıp-tüpü sanıyormuş*! bir gün iki-üç arkadaş toplanıp ankara'nın esas meselesini görmeye gittik, halk otobüsüne bindik, bizim çubuk'un halk otobüslerinde muavin gelir sizin paralarınızı toplardı (şimdi yavaş yavaş değişiyor - belki de tümden değişmiştir, modern kültür işte), ama bunu müşteriye saygılarından filan yapmıyorlar, neyse! ben nerden bileyim olm ankara'nın muavininin müşteriyi ayağına bekleyecek kadar küstah olduğunu! bindiğimiz iki katlı otobüstü, bir kertenkele'ye kuyruğunu bıraktırmaya çalışan deney meraklısı bir bilim adamının hantal hareketleriyle* ikinci katın merdivenlerine atlamışım ben de. hassitdown! parayı arkadaşlar ödediler - bozuğum da yoktu, iyi oldu bi bakıma.

    neyse o gün kızılay'ın mağazalarına ve kızlarına ağzım açık bakmışım, hocam... ondan sonra ne zaman boş bi günümüz olsa arkadaşları toplayıp kızılay'a götürdüm onları - yavaş yavaş ortama alıştık.

    şimdi üniversite öğrencisiyiz ya, babo, sorma, kızılay'ı bile küçümser olduk! ulan nereye gidecen? sinemada film dönerken şakır şakır konuşup seni rahatsız eden görgüsüz çiftler -adam eve atamıyor kızı, sinemaya getiriyor işte-, kız arkadaşlarını sadece recep ivedik'e götürebilen düttürüler filan var diye, otobüsle kapıları borges* hikâyelerine benzeyen* gazinoların önünden geçiyorsun diye yanındaki mükemmel insanın o şehirde sana yaşattığı doyumsuz dakikaları es mi geçeceksin? benim kız düşürmeye ihtiyacım yok, onun için de artistlik saymayın, ama böyle söylediğim için artistlik olduğundan da ne kadar şüphelenseniz yeridir ama ben yine de söyleyeceğim: ben bu şehrin, o kızılay'ın karanfili'nde hayatımın en güzel yiyeceğini yiyorum, nabokov* gibi haşlanmış yumurta diyecek kadar mütevazı değilim olm, ağzım da bozuk, ruhum da bozuk, onun ruhu da bozuk kimilerine göre ama neyse: ekmek arası et döner'den bahsediyorum. "cenneti her zaman bir dost* olarak hayal etmişimdir." bak bu da borges'ten aşırma ağbi... entry'nin geneline bak, her şey aşırma!

    neyse, seninle aba'da ekmek arası döner yemek, dost'ta kitap, albüm ve film karıştırmak. bunların bana verdiği mutluluğu penguin'in sahipliğine bile değişmem; işte bunun için benim için bir şehir ankara'dan daha güzel olamaz - çankırı* bile, istanbul belki.

    içten gelen edit**: ama ankara'da yaşamam olm, bak şimdi pastoral-romantizm yapıcaaam: yaşayacaksam çankırı'nın yirmi* hanelik bir köyünde yaşarım - yani illa ki yaşayacaksam. öyle diyosan öyle olsun.
    3 ...
  4. 873.
  5. hem mutluluk hem acı yaşatan şehir. insan mutlaka kendinden bir şey bulur bu garip şehirde.
    1 ...
  6. 872.
  7. ondan uzakta kalınınca ne kadar özlendiğini asla bilemeyecek şehir..
    1 ...
  8. 871.
  9. yüreğimde büyüttüğüm aşkımı bıraktığım şehir.
    4 ...
  10. 870.
  11. askerliğimi yaptığım beş ay beş gün süresinde bulunduğum, üstgeçitlerini saya saya bitiremediğim, kışla içinde sürekli ankaranın dikmeni bidaha gelirsem s.k beni tabirini dilimden düşürmediğim güzel ülkemin çok da güzel olmayan başkenti.
    0 ...
  12. 869.
  13. yarın ikinci defa gideceğim ve bundan dolayı tuhaftır garip bir mutluluk duyduğum şehir. bursadan ilk gittiğimde yeşilin yokluğu bana çok itici gelmişti. bir de devlet binalarının sevimsizliği. ama bu ankara'nın suçu kabahati değil ki, hangi şehirde güzel kamu binalarımız. şimdi bursadan yeşili ve uludağ'ı istanbul'dan boğaz'ı çıkarsak geriye kalan neyse ankara'da işte odur. yine de ankara'da eski devirde yapılmış bir kaç güzel bina var, eski meclisler, etnografya müzesi, resim heykel müzesi, ziraat bankası binası filan. onlar kadar güzel kamu binaları yapılamaz mıydı acaba? ve atatürk...ya şehirde bir tek o ağaç dikmiş arkadaş. o da az biraz yeşillendirmese imiş hepten gri kalacakmış.

    ve elbette anıtkabir. övmeye kelime aramayı ayıp sayıyorum. ankara demek o'nun yanıbaşında olmak demek. anıtkabir etrafındaki evlere fesatça bakacağım yine yarın gidince.

    bir de meydanlar şehri ankara. ama çoğu berbat edilmiş daracık meydanlar. adım başı bir meydan ama o meydanları kim berbat etmişse en kötüler nobel'ini hak ediyor gerçekten.

    neyse yarın gidiyorum işte. mutluyum.

    edit: bu defa çok garip bir şekilde kendimi hiç yabancı hissetmedim ankara'ya. sanki uzun zamandır orada imişim gibi hissettim sokaklarında. garip bir şey, enteresan. ben ve ankara arasında nasıl bir bağ ola?
    2 ...
  14. 868.
  15. en buyuk sorunu trafik olan memur sehri, kimse kurallara uymuyor, gerci bu turkiye'nin sorunu. hani essek icin derler ya, baglasan durmaz.
    0 ...
  16. 867.
  17. türkiyenin en yaşanır kenti seçilmiştir...
    0 ...
  18. 866.
  19. 865.
  20. bir çok ankaralı memnun değildir bu şehirden emekli olunca gideceğim buradan der ama gitmez bi çok istanbullu aşığım bu şehire der ama yaşlanınca burdan daha sakin bir yere yerleşmek ister farkı budur.
    0 ...
  21. 864.
  22. 863.
  23. 6 senedir, 17 sene deniz kenarında büyümüş beni deniz hasretine uğratmamış güzel şehir
    0 ...
  24. 862.
  25. malesef ki çok fazla yeşil alanları bulunmayan bir şehir. ancak, her güzel şeyin bir de kötü yanı vardır...
    güzeldir ankara. yaşayanlar bilir bir tek. ne kadar anlatsanız da sözcükler yeterli gelmez bazen. dışarıdan bakıldığında soğuk, kasvetli, sıradan bir "şehir" gibi görünse de, asıl yüzü çok farklıdır.
    istediğiniz pek çok şeyi bir arada bulabilirsiniz burada. isteyenler için alışveriş mezkezleri, isteyenler için dinlenilecek yerler, sohbet etmek için güzel ortamlar...
    eksikleri de yok değil. "denizi yok." diye şikayet ederler genelde. bence çok da gerkli değil ama... bazen temiz havaya ihtiyaç duyarsınız. onu öyle her istediğinizde bulamazsınız ankara'da. yeşil alanlar genelde şehrin uzağında kalmıştır. gitmek zaman ister. sanırım burada her şeyi yapmak en başta zaman ister....
    0 ...
  26. 861.
  27. Haluk leventin sanki benim için söylediği bu şarkı "neler neler yapıyorsun.Bensiz Anlara'da" sözleri unutamadığım unutmayacağım insanı hatırlatır.
    Sen ellerimde
    Sen gözlerimde
    Issız geçen her gecemde
    Herşeyinle yanımdasın
    En zor bu gerçekten
    Sevdiğimi söylemeden
    Ayrıldım yine sende
    Yoksun sen aslında
    Yalnızım bu kumsalda
    Neler neler yapıyorsun.
    Bensizken Ankara'da.
    0 ...
  28. 860.
  29. dünyanın en az turist çeken başkentidir.. bu aralar her her tarafta ödül adığını gösteren bannerler asılıdır, bence oödül de çakma bir ödüldür, neye niçin ve hangi çıkar çevrelerinin uydurduğu bir ödül olduğu bariz bellidir,üniversiteleri al götür geriye ne kalır merak ettiğim bir kenttir. Cumhuriyetin ilk yıllarından daha geriye götürülmüş bir memlekettir. Sanatçısına da bilim adamına da sahip çıkamayak kadar aciz bir yerel yönetim tarafından yıllardır yönetilmektedir.
    1 ...
  30. 859.
  31. anadolunun kalbi... biraz kırık biraz buruk, işte bu yüzden asık suratı. ankarayı yaşamayan anlayamaz, öğrenciler için sıkıcı, işe yaramz şehirdir ama okul bitse de özlenen terk edilemeyen şehirdir. ha bir de sakın ankarada aşık olmayın aşık olduğunuz kişiyi değil ankarayı bırakamzsınız vazgeçilmez olur...
    1 ...
  32. 858.
  33. güzeldir güzel. yılda en az bir kez görülmeye gidilir. havası solunmaya. istabulda aşk güzeldir derler.. aşık olunca neresi güzel olmaz ki? ankara yalnızken en güzeldir. sevgiliyle gitmek istemezsin.
    0 ...
  34. 857.
  35. uzaktayken daha da bir kıymete binen, özlenen, gri, kasvetli, soğuk şehir... kesinlikle kötü bir sevgili gibi...
    2 ...
  36. 856.
  37. en güzel yerin sincan olduğu şehir............
    0 ...
  38. 855.
  39. 854.
  40. 853.
  41. üç ay boyunca kimse "gri şehir, istanbul'a dönüşü güzel, bürokrat şehri, soğuk, melih gökçek" demezse msn ücretli olacakmış.

    ankara, hüzünlü bir kent yalnız burası kesin. bir de martılar yok mu, hay allah.
    deniz yok martı kardeş, senin işin ne bu şehirde.

    önce martıları kirlendi zaten bu hayatın.
    sadece cemal süreya yaşadı orda/öldü orda diye bile güzel şehir.
    değerli.
    4 ...
  42. 852.
  43. sisli, puslu, aşkıda bi başka yaşanır sehir.
    1 ...
  44. 851.
© 2026 uludağ sözlük