bu sene hiç olmadığı kadar enteresan şeyler yapan şehir. birileri dalga geçiyor lan bu şehir üzerinden. güneş çıkar öğle vakti, 1 saatte amele yanıkları belirmeye başlar; ardından bir yağmur, sanırsın amazon yağmurları. bu ne lan, böyle değildi bu şehir. tropikal iklime döndü resmen. kışın hava soğumaz, yazın hava ısınmaz. ekvator oldu ankara.
gök gürlemesinin yavaştan başladığı şehir. o kadar çok yağmur yağdı ki artık erken uyarı sistemi mahiyetinde hafif hafif gök gürültüsü gönderiyor, sonra allah ne verdiyse yağdırıyor. 2 saat öncesine kadar sıcaktan dışarı çıkılmıyordu, birazdan hayvan gibi yağmur yağacak.
evet, 2 aydır senaryo bu şekilde işliyor amcık ağızlı şehirde.
gün itibariyle gök yarılmış olumaktadır. oran'dan kızılaya konya yolundan gelmek 2 saat gerektirmiştir. konya yolundaki incek- oran kavşağı dolu sebebiyle kapanmıştır. yerler resmen buz olmuştur.
sanırım ankara ülkemin başkenti olduğu için mutsuz ve bu yüzden sürekli ağlıyor.
sisayet ve bürokrasinin puslu ve kasvetli havası ankaranın içine sinmiş gibi.
sevmeyeni kadar seveni de çok olan gri renkli şehir. trafiği genelde sakindir; iş çıkışlarında eskişehir yolu yoğunlaşır.
türkiye'nin en iyi üniversitelerinden bazılarını bünyesinde bulundurur; ankara, hacettepe, odtü, bilkent.
kışları soğuk ve yağışlı, yazları kurak ve bunaltıcı derecede sıcaktır lakin bu yıl yağmuru eksik olmamıştır.
gece hayatı belirli semtleri dışında pek yoktur. "metro" ve "ankaray" adında iki metrosu bulunur. 00.30 gibi hizmet sonlanır.
başkenttir, memur ve öğrenci yüzdeliği fazladır.
dinginliğin şehridir. biraz sakallıdır, saçları hafif akça, söylenen her cümleye; söylenildiğine pişman edecek tüm olası cevapları içinde tutar. içinde o biriktirdiklerinden olabilir gri havası. konuştuğunda, sohbet etmeye başalayabilen her insan ankara'ya aşık olmaya başlar,aşkı sohbettir iki duble rakı eşliğinde. istanbul'un izmir'in romantik tiki muhabbetti değil, aşk; ahlak felsefesinin içinde düşer sakarya'daki sofralara. insanlar, insan yüzleri sayesinde düşünür. boğazla körfezle değil insanla içilir. tam bir gerçekçidir. istanbul'un o oynak haline pezevenklik yapmamaya ısrar eder, deniz kokusu kokuşmamıştır, sevgiden çıkartılır.