yaşamadan bilinmeyen ve ' memur şehri, robotik insanlar ' gibi yorumlara maruz kalan lakin orada yaşamaya başladıktan sonra ayrılmak istenmeyen tılsımlı bir bağ kuran şehir.
"düzen" ve "intizam" kelimelerinin hayat bulduğu şehir. dışarıdan gelene hiç alışık değiller. örneğin ankarayda, sanki herkes yıllardır ankara'da yaşıyor da her yönü her durağı biliyormuşcasına doğru dürüst bir yönlendirme sistemi yok. ego denen zamazingo istanbul'da olsa zaten kan çıkar hiç girmiyorum.
kısaca, yolunuz sakarya'ya düşerse sizi elimizden geldiği kadar zikmeye çalışırız.
bugün yağmur yağdırmasın diye dua ettiğim, açık mı olacak kapalı mı karar veremeyen şehir. bugün yağma, yarın sabahtan akşama yağarsın, oldu mu sevgili ankara?
ilginç manzaraları olan şehir. yolda giderken bakarsınız: yol gri, binalar gri, gökyüzü gri. sanki her şey siyah beyaz ya da doygunluğu azaltılmış gibi. ama yol kenarlarına bakarsınız, yeşilin en yeşiline doymuş çimler ve ağaçlar... işte ankara böyle bir şehir, soluk gri ile doygun yeşilin harmanı. hani olur ya kliplerde falan, her şey siyah beyaz ama kadının ruju muju kırmızı? işte bu da öyle bir şey, anladınız siz onu.