bozkırın tam ortasında, en yakın denize kaçışın kilometrelerce mesafede olduğunu bilerek, dahası anne - baba baskısı altında büyümektir. üniversite tercihlerin için odtü, hacettepe, ankara, gazi'yi değerlendirmek, kızılay'dan en son akşam 10'da kalkan otobüslere yetişmeye çalışmaktır.
aynı zamanda özgürlüktür ankara.
insanların mekanlara değil, arkadaşlarına değer verdiğini bilmektir. bozkırın ortasında -mekan kısıtı olmadan- özgürce her yerde eğlenebilmeyi öğrenmektir.
bundandır belki de adının "gri"ye çıkmış olması; içinde hem siyahı hem beyazı barındırdırmasındandır...
Bütün gün sicaktan kavurduktan sonra an itibariyle esmeye baslayip bünyeye mutluluk hormonu salinmasina neden olmustur. Her şeye rağmen Sevilesi şehirdir.
o kadar soğuktan sonra bu kadar sıcak yapması artık hassiktir dedirtmiştir. bari gece biraz serin olsun, ankarasın lan sen, riyad felan mı sandın kendini.
bu şehirde hiç kırılmadım ve bir istanbullu olarak hiçbir zaman deniz muhabbeti yapmadım. zor zamanda bana kucak açan bir yer olarak gördüm her zaman burayı.
ankara'ya üç sene önce istanbul'dan, beylerbeyi'nden gelmiştim.
beni istanbul'dan adeta kaçarcasına bu şehre, ankara'ya, getiren sebepler nelerdi, hatırlamıyorum.
galiba burayı terk etmenin vakti de yaklaşıyor.
Azla yetinen şehirdir Ankara, çünkü denizi yoktur ama Ankara'da yaşayan herkesin sevdasıdır deniz.bu yüzdendir bütün Ankaralıların emekli olayım şöyle deniz kenarına yerleşeceğim planları.Şehrin özellikleri halkına da sinmiş olacak ki Ankara'da yaşayanlar da azla yetinir, oturup izleyecek bir denizleri olmadığından olacak sürekli insanlar birbirlerine bakarlar, Eğer ilk defa geliyorsanız ve yolunuz Ankaranın işlek yerlerinden birine düştüyse hissedersiniz sizi delip içinize geçen bakışları.Ece Temelkuran'ın ifadesiyle aslında çok net anlatılmış olup aynen araklamak gerekirse "..... Ama işte insanlar Ankara'da hâlâ evlerinde buluşurlar. Hâlâ çay demleyip konuşurlar. Düzgün insanlar olarak Ankaralılar filmlerden, kitaplardan, işlerinden, aşklarından, hayattan, müzikten söz edebilirler. Birbirlerine bağırsaklarını göstermek ihtiyacı hissetmezler. Ankaralılar hâlâ birbirlerini evlerine çağıracak kadar insanlığa itimat ederler.
Ankara'da insanlar normal ses tonuyla konuşur, orijinal olmadıklarında da birbirlerini görebilir, kendilerini gösterebilirler. ....." Üstüne söylenecek bir şey kaldı mı bilmiyorum ama kısaca zordur Ankara'da yaşamak, aklınız hep denizi olan bir yerde gönlünüz sıcasık insanlarda, filmlerden hayattan siyasetten konuşanlardadır.
yalnızlarla yalnız olmayanların arasındaki çizginin sırat köprüsündeki o ince tel kadar ince olan şehir.
ah be ankara neden abazalığımızı bu kadar yüzümüze vurursun?
--
edit: pardon kuzen yazmış. ben aslında badem bıyıklıyım benim evlenene kadar cinsel isteğim yok zaten.
unutulmayan sevgililerin %87,4'ünün yaşadığı şehirdir.
şahsımın ankara'da unutamadığı biri yok, ancak ankara ile bağlantısı olan, orada yaşayan ya da bir dönem yaşamış herkesten dinliyorum eski sevgililerini. hep unutulmamış oluyorlar hep orda geçen zamanlarından güzel bahsediyorlar. *