Azla yetinen şehirdir Ankara, çünkü denizi yoktur ama Ankara'da yaşayan herkesin sevdasıdır deniz.bu yüzdendir bütün Ankaralıların emekli olayım şöyle deniz kenarına yerleşeceğim planları.Şehrin özellikleri halkına da sinmiş olacak ki Ankara'da yaşayanlar da azla yetinir, oturup izleyecek bir denizleri olmadığından olacak sürekli insanlar birbirlerine bakarlar, Eğer ilk defa geliyorsanız ve yolunuz Ankaranın işlek yerlerinden birine düştüyse hissedersiniz sizi delip içinize geçen bakışları.Ece Temelkuran'ın ifadesiyle aslında çok net anlatılmış olup aynen araklamak gerekirse "..... Ama işte insanlar Ankara'da hâlâ evlerinde buluşurlar. Hâlâ çay demleyip konuşurlar. Düzgün insanlar olarak Ankaralılar filmlerden, kitaplardan, işlerinden, aşklarından, hayattan, müzikten söz edebilirler. Birbirlerine bağırsaklarını göstermek ihtiyacı hissetmezler. Ankaralılar hâlâ birbirlerini evlerine çağıracak kadar insanlığa itimat ederler.
Ankara'da insanlar normal ses tonuyla konuşur, orijinal olmadıklarında da birbirlerini görebilir, kendilerini gösterebilirler. ....." Üstüne söylenecek bir şey kaldı mı bilmiyorum ama kısaca zordur Ankara'da yaşamak, aklınız hep denizi olan bir yerde gönlünüz sıcasık insanlarda, filmlerden hayattan siyasetten konuşanlardadır.