Kurtuluş'ta bi arkadaşımın yanında haftasonu kaldığım şehir. ilginç gelense, nereye gitmek istesem 15-20 dakika yürüme mesafesinde olmasıydı.
Şehir yürümek için uzun, otobüse binmek için kısa mesafeler üzerine kurulmuş.
+libyaya gel libyaya...
mukerrer: yok abi kalsin.irakta catisma patlayan bombalar yeter yani.
+ya valla gel libyaya sorun yok. hem deniz var.
mukerrer: ya bana ne denizden abicim ben angaraliyim nepiyim denizi.
Yemekteyız programındaki konuklarıyla adı kirletilen şehrim. Ankaram canım memleketim seni seviyorum da böyle görgüsüz, gösteriş meraklısı insanları içinde barındırmasan olmaz mı. Ankaranın yemeklerinin tanıtıldığı programda sivas türküsü söylemekte trajikomik.
''Siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, Ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanı'nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).''oğuz atay.
' sokakların Denize çıkmasa da aşığım sana ankara' diyenlerin en büyük aşkı. Değişik bir çekiciliği var benim üzerimde her ne kadar beni darlasa da her gördüğümde ' ıyy bu nasıl memleket ' desem de seviyorum galiba bu şehri.
Zordur Ankara. Hele benim gibi küçük şehirden gelmiş bir insan için. Metro görmemiş, alışveriş merkezi bilmeyen hayatında yaşadığı şehirden dışarı çıkmamış biri için zordur. Okumaya geldiğim şehir ankara. Dört senedir buradayım. Ne aşklar geçti başımdan, ne parasızlıklar, ne mutlu günler. Pişman mıyım? Hayır. Beni büyüten şehir ankara. Kızılayı, bahçelisi, tunalısı... Hepsinin ayrı bir yeri var bende. Şimdi son bir senem kaldı. Gitmek istiyorum artık. Ben vademi doldurdum ankara'da.
nice 4 yılların ırzına geçen ve akabinde doğan çocuk olarak askerlik hizmeti doğuran bünyelere hala en güzel yanı aştiden istanbula gitmek olan türkiyenin başkenti. tek umudum mansur uğurlasaydı keşke beni, belki o zaman özleyebilirdim.
hep canımı yakan acıtan, tanımlaması guc, atsan atamayacagın, satsan satamayacagın, manasızlığının mana doğurdugu ve iyi ki uzunca bir sure gitmek zorunda kalmadığım/kalmayacağım sehir.
gerekli gereksiz birçok insanın bir yerlerden çıkıp geldiği herkesin anlamayacağı anlamasının da beklenmediği 81 ilin incisi şehrim. gidin ve gelmeyiniz. deniziniz sizin olsun bizi beton yığınlarımızla kravatlı adamlarımızla sakaryamızla tunalımızla baş başa bırakın. ormanlarınız sizin olsun biz ulusumuzla sokulludaki 10 ağacımızla mutluyuz. ilişmeyin bize. karışmayın sevdalarımıza. boyunuzdan büyük işler yaparsanız şehrimde kabul etmez kovar sizi. haddinizi bilin. biz bize yeteriz size ihtiyacımız yok. değil mi sevdiceğim?