Lan arkadaş nasıl bir yer etmişse beynimde bu memleket, ordan ayrılmak için tüm düzenimi alt üst etmeme rağmen, her yerde karşıma çıkıyor. Dünya haritasına baksam gözüme ilk takılan şehir, soldaki başlıklara baksam göZüme ilk takılan başlık. Vay amk ne ankaraymış.
11 nisan 2014 tarihi itibari ile bana birçok yüzünü gösteren, kediseven sokak'ına sahip, tam da küçük bir anadolu kasabası ve üçü bir lira olan simit+45 kuruşa ayran samimiyetindeki ulus'u tanıtan, daha da önemlisi, çok ama çok önemli bir buluşmaya tanıklık etmiş ve tanıklık ettiği buluşmanın katılımcılarını müthiş yağmuruyla alt etmiş sikimsonik şehir. bakma küfür ettiğime, içselleştirdim ben seni artık ankara. sen de benim gibisin aslında; beklenmedik, ilginç, sürprizlere açık, sert, değişken ama dürüst, samimi, kendini tanıtmaktan, kişiliğini belli etmekten çekinmeyen.. her ne ise, konumuz bu değil.
bugün belki de bir tarih yazıldı bu şehirde, bir dönüm noktası oldu. ben ve saz arkadaşlarım, geleneksel hâle gelecek olan toplantılarımızdan ilkini gerçekleştirdik. tarihe not düşüle, bu entry böyle biline..
11.04.2014
federaller grubu adına
kurucu üye, lasvegascocugu
kendisine son olarak bir şans vermekteyim. yaklaşık 5 ay sürecek seviyeli ilişkimiz geçen hafta itibariyle başlamıştır. umarım bu sefer seni sevebilirim ankara....
bürokrasi şehri. gerçi dünyada ki tüm başkentler bürokrasi odaklı. ama burada deniz olmadığı için sıkıcı hale gelebiliyor. yinede angaramız'dır severiz.
yaşanmaz lan burda lanet aptal gereksiz yobaz insanlar topluluğu, cahil cühela, bacakarası düşkünü, betonarme, gri, tatsız tuzsuz, birbirlerinden kopuk şehir havası olmayan doğal hiç bir şeyi olmayan, kıl sorunu olan bir şehir, keşke başkent burası olmasaydı,keşke burada doğmasaydık, keşke daha eşit daha özgür, iç güdüsel değilde düşenen bir toplum ile yaşabilseydik. ankaranın ve ülkenin en temel problemi ay da yaşamı araştırmak olsaydı.maalesef.yazık.bizlere.