bazen çok sevdiğim bazende kaçıp gidesimin geldiği şehir. psikolojime göre değişiyor sanırım.
bir şarkı var aklımda
biraz buruk ikimiz hakkında.
ne kadar denesemde boşuna
insan o eski tanıdık şarkıda
kendini bulmuyor...
gerçekten öyle ankara. üniversiteye ilk geldiğim yıllarda ki o heyecanı arıyor insan.
denizi olmadığı için asla güzel görünmeyecek, pek te sevilmeyecek ve bir tarafı eksik kalacak şehirdir. ancak formülü var tabi;
(bkz: ankara ya deniz getirmenin yolu)
Takim tutar gibi siyasi parti tutanlar elde bayraklar, camdan disari sarkmislar, kornaya basa basa trafiği kitliyorlar.
Ben anlamadim neyin kutlamasi hacı?
Ulke dusmandan mi kurtuldu nedir yani? Zaten maşasi olan bir adam o koltuktaydi, bizimkisi yorulup dinlenmek için yerine geçti.
Hani degisen bir sey zaten yok.
Amac ne ben onu anlamadim. Ciddiyim bu ne hiyarliktir?
uzun yıllar geçirdiğim şehir. son yıllarda çok fazla göç almış ve memur,öğrenci,entelektüel ve de aydın insanlardan oluşan homojen yapısı bozulmuş, istanbul gibi heterojen ve kozmopolit bir şehre dönüşmüştür. şehrin merkezi olarak kabul edilen kızılay-güvenpark çevresi insan çeşitliliği açısından taksim gibi olmuştur. eskiden daha mütevazi ve nispeten kendi yağında kavrulan küçük bir şehir olan ankara artık iddialı ve de dışarıya tamamı ile açık, kalabalık ve de her türlü insan evladını barındıran bir kent görüntüsüne bürünmüştür. istanbul'daki kadar olmasa da artık buranın da trafiği sorunludur. şehir çok fazla büyümüş ve istanbul'daki gereksiz büyüme ve şişme, artık ankarada da gözlenmeye başlamıştır. yerlisi kötü niyetli değildir lakin biraz sert mizaçlı ve de biraz baltadır. dışarıdan gelenler tarafından "kaba" algılanabilir ki gerçekten de iç anadolu ve ankara insanı biraz kabadır. şahsi fikrim olarak en yaşanabilir ve en sakin yerleri subayevleri ve de istanbul yolunda yer alan ve biraz şehir merkezinden uzak olan eryamandır. karanfil-konur-selanik-olgunlar sokak dörtlüsü öğrenciler ve de gençler açısından sosyal ve kültürel bakımdan doyurucu ve zengindir. 10 sene önceki sakin ve sessiz halini daha çok sevdiğim, bozulmuş ve de çok fazla göç almış , artık istanbuldan çok da farkı olmayan bir şehirdir ankara.
Hayran olduğum gri şehirdir. Kimilerine göre soğuktur ve denizi olmadığı için pek sevilmez; fakat benim tarif edemediğim bir hayranlığım vardır Ankara'ya.
2 gün önce ayrıldığım ve sırf bu yüzden bile ayrılık şarkıları dinleten şehrimdir. daha 5 gün var ankara 5 gün çok özliycem seni... turlarımızı, konurda içişlerimizi, sevgiliyile akşam vakti konurdan izmir cad' a kadar yürüyüşlerimizi... 12 gibi plaja dönüşen kızılayı, evimi evimin terasını, sakaryada barlardan gelen müzik seslerini, olmadık dünyaları, 50.yıl parkından aşağı doğru bakmayı çay içmeyi, güvenlikle sohbet etmeyi, gençlik parkında kahve içmeyi, arkadaşlarla öküz' de yaptığımız içkili muhabbetleri, mayhanede rakı balığı, mavi gölü, ulan bir haftalık ayrılık adına bunlar özlenir mi? Özledim işte..