ankara

entry9987 galeri ses6
    4483.
  1. gri şehir.

    Birkaç hafta önce müdürüme, ankara’ya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.

    Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?

    Şans bu ya, gerçekten ankara’ya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.

    Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.

    Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbul’da bir yere gideyim derken tekirdağ’a gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.

    Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.

    Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.

    Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütiş’e gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.

    Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.

    Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.

    Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtü’nün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.

    Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 km’ymiş, başlıyoruz sürmeye.

    Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.

    10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.

    Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 km’de yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.

    Karnım acıkıyor, Bahçeli’de çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçeli’de sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.

    Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.

    Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.

    Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucks’a giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankara’ya diyorum, yine gülüyoruz.

    Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.

    Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankara’da bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
    8 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük