Yıllar yıllar önce kolum kanadım kırıldığında tutunacak tek bir dalım kalmadığında beni bağrına bastın ya, işte bugün yine geliyorum sana. Sende güldüm sende ağladım en çok. Şimdi eski bir sevgilinin kollarına koşar gibi geliyorum, belki biraz soğuk karşılayacaksın beni bilirim. Ben ki hayata dair en büyük zaferlerimi senin kucağında kazandım. Bu sefer yine güldür beni. Senin koynunda serpildim ya ben. Bu bozkırın ortasında yeşeren bir filiz gibi bağrından bir aş verdin ya bana. Şimdi en güçlü çağımda gövdemde onca yarayla köklerimi sürüyerek geliyorum. Sevindir be beni. Nolur...
geçtiğimiz haftasonu seğmenler romantizmini tattığımdan beri yerleşmeyi istediğim şehir. o çevrede takılınca iyi şehir aslında. daha yazarken vazgeçtim lan tırt. elimden gelse sevdiklerimi toplar eskişehir'e koyarım. en azından yokuşlarda can vermeyiz.
Astsubaylık mülakatı için nisan 2016 tarihinde geldiğim, gece 00:30 gibi Kızılay meydanı denen yere gelişim, kimseyi tanimamam ve sonrasında bir camii de yatmayı düşünmem, ve ardından güvenlikçi abinin yardımıyla maltepe camiisinde geceyi geçirmem benim için bu şehrin yerini çok ayrı yapmıştır.
Ankara'dayım ve Şehrin tek özelliği şu:
Şehrin hiç bir özelliği olmamasına rağmen, burada yaşayanlar seni şehrin bir özelliği olduğuna ikna eymeye çalışıyor.
10 kasımda olmak isteyip olamadığım bugünlerde ise olmak zorunda olup olmamak için kendimi paraladığım şehirdir. şimdilik yırttım ama belli olmaz patron tekrar atağa kalkarsa "angaranın yolları buz kestiriyor tüm uzuvları" türküsünü söyleyeceğiz sanki * oradaki sevgili dostlara selam olsun ruhum sizinle umarım kış bitene kadar sadece ruhum sizinle olur harbi çok soğuk ya..