ya iş ya y.lisans yada askerlik bilemiyorum ama çekiyor.
Ah yağmur dönerken kara
ŞarkıLar var faLımda
Hepsi sana bu gece Ankara
Ah yağmur dönerken kara
Yine yoL var faLımda
ister özLe, yok istersen hiç hatırLama
SokakLar doLusu şekerLi kar kokusu
TunaLı'da gezinirken bizde bir kahvaLtının tutkusu
Geldiğimden beri (2 aydır) ikamet ettiğim bölgede çok güzel insanlara rastladığım şehir.
Ponçik amca ve teyzeler var yanınızdan geçerken iyi günler diliyor, karşılık verdiğimizde de bazen ayak üstü durup 2 kelime ediyoruz.sonra günnün geri kalanı gerçekten de iyi geçiyor.
adını duyduğumda nedense hep güvenparktaki patlama gelir, ankaranın..
ölenlerden hatırladıklarım bir bir gözümün önüne gelir..
ygs günü veya sonraki gündü hatırlamıyorum, orada çekirdek çıtlayan iki arkadaş gelir aklıma..
annesine telefonda geliyorum deyip otobüste patlamaya yakalanan arkadaş gelir aklıma..
ankara deyince benim tüylerim hep bir ürperir, hep bir irkilme gelir..
keşke gencecik, hayatının baharındaki çocuklar gitmeseydi diyorum.
keşke olmasaydı diyorum ama derin bir ah ile son buluyor temennim. çünkü bitmiyor. bitmiyor..
"Ankara'ya hiç buradan bakmış mıydın?" dedi Egemen. "Bak burası Ankara Kalesi. Ama sadece buradan güzel. Yanına gidersen sevemezsin bilirim ben seni. Bak burası da Ata'mın kabri. Şimdilerde böyle durduğuna bakma, eskiden bu yapılardan hiçbiri yoktu. Anıtkabir öylece, tüm ihtişamıyla gözlerimizin önündeydi. Ha bak şurası da Atakule. 365. günlerin adresidir burası. Üstündeki topuz dönüyor yavaş yavaş. Biz seninle giderdik ama kule tadilatta. Modern çağa ayak uydurmak zorunda. Bu çağa uyamayanın, bu çağdan olmayanın bu çağda yaşamaya hakkı yok değil mi Necla?"
burada yaşamayan adamlar, burada yaşayan insanların ve bu şehrin aslında bi özelliği olmadığını savunuyor. burada yaşayanlar da bok kokan denizli şehirlerde her sene boğulan sığırlara ankaranın güzelliklerini anlatmaya çalışıyor.
deniz olmadığı için suyu seven camışların ve su aygırlarının hoşuna gitmeyen şehirdir. ayazı adamı adam yapar. sokakta gezerken dipçik gibi yürürsünüz. samimiyetsizler sokaktaki samimi insanları ukala görür. istanbulda kaldırımdan araba kullanan, emniyet şeridin ihlal eden sözde iyi şoförler ankaranın trafiğine bok atar.
ankarayı sevenler, imelihe rağmen, siyasetin pisliğine rağmen, ayazına rağmen sever. sevmeyen niye sevmez anlamak zor.
türkiyenin başkentidir.
ankaranın başkent olarak seçilmesinin en önemli sebeplerinden birisi türkiyenin coğrafyası içinde içlerde olması bir düşman saldırısı karşısında en az zarar görmesi ihtimalindendir.
oysa 15 temmuzda gördük ki ankaranın göbeğinde tbmm bombalanmıştır.
londra'da dil okuluna giden bir arkadaşım var. geçen konuşurken - bir kaç ay iyiydi ama daha sonra sıkmaya başladı. - demişti. ankara başlığını görünce hep bu arkadaş aklıma gelir. adam londra'da sıkılmayı basariyorsa ankara kendini haritadan silsin.
işte buradaki sıkıntı, ankara veya londra degil. sıkıntı insanların şehirde ilerisi için biriktirebildikleri anilardir. yani eğer bir şehirde çok güzel arkadaşlıklar, çok güzel muhabbet ortamların varsa o şehirden zevk alırsın. yaşadığın yer sakarya olsa bile zevk alırsın. ama sen boş boş takilirsan new york bile sıkıcı gelir.