burada yaşamayan adamlar, burada yaşayan insanların ve bu şehrin aslında bi özelliği olmadığını savunuyor. burada yaşayanlar da bok kokan denizli şehirlerde her sene boğulan sığırlara ankaranın güzelliklerini anlatmaya çalışıyor.
deniz olmadığı için suyu seven camışların ve su aygırlarının hoşuna gitmeyen şehirdir. ayazı adamı adam yapar. sokakta gezerken dipçik gibi yürürsünüz. samimiyetsizler sokaktaki samimi insanları ukala görür. istanbulda kaldırımdan araba kullanan, emniyet şeridin ihlal eden sözde iyi şoförler ankaranın trafiğine bok atar.
ankarayı sevenler, imelihe rağmen, siyasetin pisliğine rağmen, ayazına rağmen sever. sevmeyen niye sevmez anlamak zor.
türkiyenin başkentidir.
ankaranın başkent olarak seçilmesinin en önemli sebeplerinden birisi türkiyenin coğrafyası içinde içlerde olması bir düşman saldırısı karşısında en az zarar görmesi ihtimalindendir.
oysa 15 temmuzda gördük ki ankaranın göbeğinde tbmm bombalanmıştır.
londra'da dil okuluna giden bir arkadaşım var. geçen konuşurken - bir kaç ay iyiydi ama daha sonra sıkmaya başladı. - demişti. ankara başlığını görünce hep bu arkadaş aklıma gelir. adam londra'da sıkılmayı basariyorsa ankara kendini haritadan silsin.
işte buradaki sıkıntı, ankara veya londra degil. sıkıntı insanların şehirde ilerisi için biriktirebildikleri anilardir. yani eğer bir şehirde çok güzel arkadaşlıklar, çok güzel muhabbet ortamların varsa o şehirden zevk alırsın. yaşadığın yer sakarya olsa bile zevk alırsın. ama sen boş boş takilirsan new york bile sıkıcı gelir.
şehirle bi sıkıntım yokta. ''ben ankaralıyım'' cümlesini ''angara bebesiyim'' şeklinde geçirenlerin amına koyyim. insanından nefret ediyorum otobüste sokakta telefonda nerede olursa olsun bu kadar saygısız ukala bok üstünde sinek kadar değerleri olmamalarına rağmen bu kadar kendini beğenmişlik yok amk.
Ayazını özlüyorum, akünden kızılaya yürümesini özlüyorum, dikimevi köftesini özlüyorum, bi çay koy la geliyorum demesini özlüyorum, yine büte kaldık amk demesini özlüyorum, aşık olduğum adamı görünce çarpan kalbimi özlüyorum, sonbaharını özlüyorum, en küçük hüzünde kurulan dost sofrasını özlüyorum. Özlüyorum la angara.
Tanımadığım bir adam şehri adeta gitmeyenler için özet geçmiş.
Ankaradayım, ve şehrin tek özelliği şu.
Burada yaşayan adamlar burada yaşamayan adamlara şehrin bir özelliği olduğuna ikna etmeye çalışıyor.
Doğup büyüdüğüm gri ve soğuk olan şehir. Otobüslerde sürekli takım elbise kravatlı, elinde halk ekmek taşıyan emekli amcalarla karşılaşırsınız. Memur şehri olduğundan dolayı her şey memur gelirine göre düzenlenmiştir. Şehrin neredeyse her mahallesinde bir avm bulunmaktadır.
Bir yerden bir yere giderken mutlaka yokuş çıkarsınız. Hatta garip bir şekilde yokuş çıkarak gittiğiniz yolu, dönerke çıkar halde bulabilirsiniz kendinizi.
Bir daha da gitmem dediğim şehir. Eksiler gelecek biliyorum ama asıl sebebi hayatımda tanıdığım en kalpazan, en kötü niyetli, en pis ruhlu insanları burada tanıdım.