ankara da yaşamayanların anlayamayacağı duyguların paylaşıldığı güzide şehir .
ankara da deniz yoktur ankara bozkırdır ,
ankara da yeşil yoktur ankara betondandır,
ankara kasvetlidir
ankarada soğuktur suratlar
ankara güzel gelmez insanlara taki yaşayana karar.
ankara güzeldir lan işte ankara ankaradır vazgeçilmaz bir şehirdir
maalesef bu kadar arkasından atıp tuttuktan sonra yaşamaya başlayacağım şehir yurt dışından iyidir herhalde o kadar uzağa gitmeye erek yok. değiş lan ben gelene kadar şu hafta içinde.
ankara deyince aklıma gri renk gelir sonra makam, sis, soğuk, her taraftan papyonlu her
bir şey adamların fırlaması..
ciddidir ankara, pek sevilmez ama seven de çok sever. başkent olması nedeniyle önünde saygıyla eğilmek lazım az bir şey değildir hani
şu an inceden kar yağmakta
yorgunluğun,nefretin
iç geçirmelerin üstünü örtmüş beyaz bir örtü.
ayaz kesen nemli gözlerim ,gülüşünü bu şehirde gömdü
bugün, bu şehirde, gencecik bir masum öldü...
sevdiğine bu pencereden son defa güldü...
keşke karantinaya alsalar da, yarın içeri kimseyi almasalar dediğim şehir. istanbul'dan dönünce, havası bile sevimsiz gelen kuru-kara-soğuk-çok bilmiş ama az konuşan, göt eden teyzelere benzeyen şehir.
i.melih gökçeğin sarkozy'nin karşısında ciklet çiğneyeceğine biraz belediyeyle uğraşsaydı diye düşündüğüm,şimdi sokaklarında caddelerinde insanların rezil olduğu güzelim şehir.
bir ucundan bir ucuna zorla yürüdüğüm şehirdir. kar bmw, audı, mercedes gibi ünlü markaları rezil etmiştir. bu markaların son modelleri yolda kalırken şahin i kartal ı hiç zorlanmadan ilerleyebilmiştir. yazıklar olsun sizi yapana. ekvator ülkelerinden başka yerde kullanılmaz bu arabalar. ankaram yürütsende üşütsende herşeyinle güzelsin. ögrencilere burdan zorla mı okutuyoruz * lafı çok olmasa gerek.
ben ki, yazın en sıcak günlerinde herkes "oh içimiz ısındı" diye gezinirken içten içe "kar yağsın artık" diyen bir insanım. ben ki, şubatın başlarında bu kar mereti ilk yağdığında herkes "donduk" diye şikayet ederken, "ne güzel işte yaa amma abarttınız" diyen bir insanım. ben ki, soğuk havayı birkaç kazak giymekle engellersiniz sanan insanım. hayır, efendim. bu sabah kalktığımda öyle bir manzarayla karşılaştım ki, kardan arabaları göremedim. onlar bir kardan araba olmuşlardı. allah yoldakilere sabır versin.
normal koşullarda akşam 18:20 de bindiğim ve eryaman'da oturduğum evime en geç 18:55 de ulaşmamı sağlayan şirketin servis aracı eskişehir yolu tıkanıklığı nedeniyle 1,5 saat kadar geç geldi. tam "yaşasın, oleey" gibi sevinç ifadeleri kullanırken zırhlı birlikler'in önündeki yolda meydana gelen tıkanıklık nedeniyle ancak 21:35 de eve ulaşabildiğim, yoğun kar yağışına rağmen personelini işten erken çıkarmayan şirketlerin bulunduğu, hadi servisle eve gidenleri geçtim, kendi arabasıyla yola çıkanların yol tıkanıklıkları nedeniyle araçlarına yol kenarına park edip kilometrelerce yolu yürüdüğünü ve otobüs kullananların da aynı şekilde gelmeyen belediye otobüslerinden ümidi kesip "tabana kuvvet" dedikleri, ülkemin başkenti şehir. olağanüstü bir durum için elbetteki kimseyi suçlayamam ancak gönül isterdi ki valiliğin okulları tatil ettiği haberinden sonra çalıştığım kurumun iş çıkış vaktinden 2 bilemedin 3 saat kadar önce personeline "hadi herkes evine" desin.
ayrıca zırhlı birliklerin önünden etimesgut'a doğru giden yol genişletilmeli ve ortadan refüjle ayrılmalı. ömrümde gördüğüm en tehlikeli yollardan biridir.
aklı olanların işi yoksa dışarı çıkmaması gereken şehir. arabalarını bile çıkaramamıştır insanlar. en işlek yollarından birisi olan d-200'de bile kar tabakası vardır.
(bkz: hayalet şehir)*