Türkiye'nin başkenti, nüfus açısından istanbul'dan sonraki ikinci büyükşehir, bozkır bitki örtüsüne sahip, karasal iklim görülen, hemen her iç anadolu şehrinde olan ayazlarıyla meşhur şehir.
üniversiteyi izmir'de okumuş, neredeyse 1 yıl istanbul'da yaşamış, Antalya, muğla dahil güzel sayılabilecek şehirlerimizi görmüş,bir süre kalmış biri olarak, Ankara'ya Türkiye'de muadil bir şehir olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
diğer şehirlerde güzel ancak bazı olumsuz yanlarıyla ankara'nın hep gerisindeler.
kolay ulaşımıyla, merkezin belli yerlerde toplanması-önemli yerlere erişilebilirliğiyle, tiyatrosuyla, konserleri-kafeleriyle rakiplerinden kolayca sıyrılıyor başkentimiz.
ankara bir halk şehri herşeyden önce. cumuriyetin kokusunu içinize çekersiniz ulusta her kaldırımı arşınladığınızda. halk ne demek, çoğunluğun-halkın egemenliği ne demek, mücadele-kurtuluş savaşı ne demek bu şehirde hissedersiniz iliklerinize kadar. afyondan ankaraya giderken her seferinde halkımızın verdiği büyük mücadelelerin yapıldığı muharebe alanlarından geçersiniz ve tarihte bir hızlandırılmış bir yolculuk yapmış gibi olursunuz.
yorgun bir mesai akşamı biraz dağıtabilceğiniz bir mekana gidip konserlere avazınız çıktığı kadar eşlik edersiniz, haftanın tüm yorgunluğu gider.
tunalıda amaçsızca saatlerce yürürsünüz hiç sıkılmadan, yaşayan binalar ve caddelerle sırdaş olursunuz.
bahçelide şehrin tüm mozaiğini tek bir caddede görürsünüz. kalbe pompalanan kan gibi sürekli bir sirkülasyon halindedir bahçeli.
eymirde bisiklet turu yaparsınız hafta sonu güzel bir güneşli günde. mola verip çimenlere uzanırsınız gölün sessizliğini dinlersiniz. karabataklar bozar sessizliği ve doğanın ahengine dalıp gidersiniz.
seğmenlerde katlanır sandalyenizi alır saatlerce oturur, bir yandan kitabınızı okursunuz. güneşin batarkenki muhteşemliğini ankara manzarası eşliğinde izlersiniz.
kısaca ankara güzel şehirdir, cumuriyetin kalbidir, ülkenin damarlarıdır.
iç Anadolu’nun hırtlığı ve gelişmişliğini bir arada tutan , cumhuriyet kokan , bürokrasi kokan , kendine has havası olan, ne izmir li ne istanbul lunun anlayamayacağı bir değişik rengi olan bir şehir.
Geçirdiğim beş yılın ardından izmir Li biri olarak çok özlüyorum.
Ankara bir başka ...
onlarca ülke, yüzlerce şehir gezmiş birisi olarak şunu söyleyebilirim şehirlerin en asilidir.
-Ankara cumhuriyettir, Mustafa kemal Atatürk’tür.
-şehrin resmiyeti hissedilir.
-şehirde mutlak gri hakimdir.
-meydanları kalabalıktır ama insanlar yalnızdır.
-şehirde insanlar birbirine (korkuyla karışık) saygılıdır.
-şehri entelektüel birikimli insanların yaşam alanıdır (siyasi partiler ben TBMM dahil değil)
-insanlar bütün yalnızlıklarına rağmen birbirine sığınırlar.
-eylem ruhu yüksek bir şehir.
-sokaklarında var olan kitapçıları, sokak sanatçıları kolay kolay yer değişmezler.
-şehirde tiyatro, konser, sergi, müze, vs gibi sanatsal etkinlikler çok fazla yapılıyor.
-tiyatroları çok güzel.
-meyhaneleri güzel.
-balıkçıları güzel.
Bu liste uzar da gider, özetle: şehir de içinde yaşayanları da çok güzeller.
üstü kapatılmış dereler şehri, çoğu kanalizasyona dönüşmüş diğerleri kurutulmuş ya da toprağın diplerine izole edilip unutulmuşlardır. çoğunun ismi caddelerde yaşar; bentderesi, bülbülderesi, cevizlidere, kavaklıdere, papazderesi o kadar çok sayılabilir ki. vizyonlu bir yönetimde bugünkü klişe denizi olmayan kurak yer algısı yerine, planlı, her yerinde ara sokaklarında bile temiz dereler akan iç açıcı bir büyükşehir imkansız değildi.