Bu sabah kendisiyle 7 günlüğüne ayrıldığımız şehrim. Şimdiden özledim sokaklarını, caddelerini. Manita gibi pezevenk, ayrı kalmaya gelmiyor özlettiriyor hemen.
23 yıldır içinde bulunduğum, doğduğum, büyüdüğüm ve hala beni büyütmeye devam eden gri şehir. ayrıca buralı olmayıp da buraya laf eden örneğin ''ankara'da deniz var mı?'' diye aşağılama amaçlı sora soran insanlara ''varmıştı ama asmışlar'' demek büyük zevk verir.
460 milyona satılan "orta sınıf aile tipi" evlerin bulunduğu lüks "başkent". Vay anasını, evde soyunma odaları bile varmış. Sanki alacak aile bir demet tiyatro çalışanlarından olacak.
doğduğumdan beri yasadığım, en çok da insanını sevdiğim şehirdir. ancak, bir yerden sonra herkes birbirinin tanıdığı çıkıyor, keşfedecek vizyonu genişletecek hiçbir şey kalmıyor. gezmek lazım görmek lazım. okul bittikten sonra da hep aynı insanlarla aynı yerlerde çalışacağım muhtemelen. bu sebeple okul biter bitmez terk edip uzunca bir sure donmek istemediğim yerdir aynı zamanda.
istanbul filmse ankara kitaptır. Ikisinin de hitap ettiği kişiler farklıdır. Istanbulun sadece fragmanını görenlerin ankaraya atıp tutması bu sebeple tüm ankaralılar tarafından tuhaf karşılanır. Ve unutulmaması gereken bir not daha; kitaptan uyarlanan filmlerin çoğu kitabıyla aynı tadı vermez.
bugün bok varmış gibi herkes kızılaydaydı. ankaranın tüm kekolarını görme şansım oldu.
-gardaşım
+vay pezevenk nabıyon la
-napıyım la sap sapa sik sike işte
+ohohoofo (tam burda hayvan gibi gülüyorlar gülüyorlar gülüyorlar şimdi git kızılaya halaa gülüyorlardır)
Şu an sulu sulu kar yağdıran umut veren şehirdir. Ulan karasal iklimin göbeğinde bize hasret bıraktılar be. Napıyorsunuz artık deodorant mı kullanmıyorsunuz kokuyor musunuz artık bilemem ama delmeyin oğlum şu ozonu ya. Küresel ısınmaya bi son verin allah rızası için.