aynaya bakmama sebep olan şehir. kafam çok normal amk, hiç öyle yarak-kürek modelinde değil. bu sabah indim ve şu an aştideyim. bir an önce uzaklaşmak istiyorum bu şehirden. üç yıldır zerre alışamadım. bu hafta içinde de tayinim çıkmamasına rağmen evimi taşıyacam. sonra da 6 ay ücretsiz izin alacam. anca atarım bu ankara kabusunu ruhumdan. tamam zevkler ve renkler tartışılmaz ama yani bu kentin neresini seviyorlar anlamıyorum. bildiğin köy amk. koca bir köy.
not: köy tamamen bir teşbih içerir. aşağılama yoktur. aslında tam teşbih de sayılmaz. metafor desem o da değil. neyse.
bir anda şiddetlenen yağmurunun pencereden girmek suretiyle salonumu abartmıyorum 60 saniye içinde baştan aşağı suya gömdüğü şehir. peki diyeceksiniz neden pencereyi kapamadın a gerizekalı? çünkü pencereyle aramda ordan oraya zıplayan bir çekirge duruyordu ve ben zıplayangillerden çok korkarım. iki saatlik kovalamacanın ardından çekirge midir nedir zıplayan ve aynı zamanda uçangillerden bir canlı olan bu yaratığın hakkından gelmeyi ve parkeler kabarmadan iki kova suyu tahliye etmeyi başardım.
ah ankara, şu saydıklarımdan hiçbiri değil de hakkında düşünüp sana layık bir şey yazayım diye beklerken yaza yaza bunu yazmış olmak koydu işte. seninle ilgili ilk entrym bu mu olacaktı ha, bu zavallı yazıyı mı yazacaktım sana ilk?
istanbul ve izmiri gezdikten sonra, gidip nefes almakta bile zorlandıgım her yerin bozkır üst geçit ve her köşe başında park olan. başkentimiz olan şehir.
üniversite sonuçlarından sonra en çok duyduğum cümle budur herhalde. bu yönlendirmelerle belki de istemeye istemeye gittiğim şehirdi ankara. nasıl olacak, ne yapacağım, gerçekten sıkılır mıyım gibi düşüncelerle beraber tabi. ilk dönemler bunların etkisiyle zorlanmalar, biraz sıkıntı, düşüncelerle dolu günler.
sonrası mı? sonrası hayatımın belki de bir daha yaşayamayacağım kadar güzel yılları. şimdi de yavaş yavaş ayrılık vakti yaklaşırken ilk dönemlerdeki o şaşkın halini hatırlayıp gülümsemek. deniz bile yok orada diyenlere sen sakarya'da sevdiğin insanlarla bir bira içmenin tadını bilir misin diye sormaktır en basitinden ankara.
yazacak çok şey var aslında ama gece gece bu kadar oluyor. * bir de hani üniversite tercih dönemi falan bu aralar, kardeşlerim okur belki bu başlığı, onlar için de bir katkı olsun. düşünmeyin, ankara'yı yazın. denizi yok, güneşi fazla göremezsiniz belki ama hayatınızın en gerçek ve en güzel yıllarını burada yaşayabilirsiniz...
Temmuz ayinin sapitmis oldugu sehir. Gelir gelmez hasta oldum. Bu sehire gelenin her turlu hava kosuluna hazirlikli gelmesini tavsiye ederim. Ayrica bol bol nemlendirici getirin zira turkiyenin en kuru havasina ankara sahip olsa gerek.
memleketim kayseri olabilir ama şehrim ankaradır dedirten ilklerin yaşandığı hayatın tadına varıldığı bir çok insan sevmeyerek hal yemiş olsa da kim takar la sizi bebeler siktirin gidin diyebilecek cürrette bunun yanında bir o kadar asil-i muazzam cağnım bir şehir.
doğru düzgün gezilebilecek, spor yapılabilecek alan sayısı çok az. biraz boş yer bulsunlar hemen ev dikiliyor.
oysa ne kadar ihtiyacı var ankaralılar'ın ağaca, yeşilliğe.
doğma büyüme bir istanbullu olarak 4 yıldır ikamet ettiğim şehir. genelde istanbul'dan gelen kişi nefret eder ankara'dan. ankara'da da bazı yavşaklar var ve bu nefret etmeye bir sebeb ama ben sevdim ankara'yı yavşağı hariç.
Ayda bir hafta sonları ailemi ziyarete gittiğim ve şuanda yine gitmekte olduğum kavgamızın şehri.
Her gidişimde ayrı bir burukluğum olsada seni seviyorum ankara!
Bünyesinde Angaralı ve Ankaralıları bulunduran ilimizdir. Ankarayı Ankaralılar temsil etmektedir, Angaralı arkadaşlar ise diğer iç Anadolu illerini ( Çankırı, Çorum, Yozgat, Kırşehir...) ve Sincan, Etimesgut gibi ilçeleri temsil etmektedir...
bir izmirli olarak izmir'den daha çok beğendiğim güzel şehir. hiç memleketçilik yapmaya gerek yok; ankara'da yerdeki kaldırım taşlarına ve asfalta bile baksanız izmir'le arasındaki kalite farkını hissedersiniz. zaten deniz haricinde izmir'de olan her türlü imkanın fazlası ankara'da vardır. ankara'da yaşamasam da, hiçbir bağım olmasa da çok sevdiğim şehirdir.
ankarayı angaralılar temsil etmektedir. herzaman ankaradadırlar ankarayı ankara yapanlardır.
diğerleri türkiye nin diğer illerinden gelenlerdir. bugün varlar yarın yoklardır.
Bazılarına ciddi anlamda kavram yanılgıları yaşatan bir ilimizdir. Kuşların(kartal,doğan,şahin,murat 124...) içerisinde yüksek sesle müzik dinleyen, iki kelimede bir küfürlü konuşan, kaba, kavgacı , yumurta topuk kösele ayakkabı,beyaz çorap giyip yere tüküren ve Ankarayı sadece kızılaydan ibaret zanneden arkadaşlar belki kendilerini angaralı olarak adlandırabilirler ama bence kesinlikle Ankaralı değillerdir. (bkz: sincan)
evlat olsa sevilmez. bağlarını seviyor ve coşuyoruz lakin kendisi yaramaz. yıldırım ile timur orada savaşmakla isabetli davranmışlar. savaş ve sevişten başka bir şey olmaz orada.
bir kaç kez yolum düştü, gece kalmadım, arkama bakmadan döndüm istanbul'a. tanrı orada yaşayanlara sabır versin.