...
ve işte ankara. hasretinden yandığım. o olmazsa yaşayamam sandığım...!
kızılay'dan batıkent'e, yenimahalle'den çinçin'e; yuvam dediğim kurt ini... ölmüşlerin gecelerde süzüldüğü. alkolün bulanıklığında hâlâ kimsesiz gençliğim.
leylâ vû mecnun misali özlemimde büyüttüğüm vatan. özleyi özleyi, aslından büyük yaptığım. binbir alevden örülmüş hasret gömleğiyle koşa koşa gelip de yirmi gün sonra "bu muymuş yangınlarım?" dediğim. sönmüş nefeslerin silik kokusu ankara... ölmüşlerin, gitmişlerin, küsmüşlerin ürpertileri ağaçlarda asılı kalmış, ama yitip gitmiş farkındalıkları...
düşyıkımı ankara.
yana yana özlemekten yorgun düştüğüm. şimdiyse özlemin altını dolduramadığım.
anam derken meğer üvey anammış.
yine de güzel, yine de bildik; ama yabancı artık...
başka biçimde düşünmek. hâlâ yiğit, hâlâ cesur ama artık yaşlı ve yorgun olmak. avuç içiymişçesine bilindik yerlerin genç bir muammaya dönüşmüşlüğü. artık oraları bilmemek. tanımamak. eski yüzlerin yitip gitmişliği, acıtan ölmüşlüğü bazılarının, bazılarının biçim değiştirmişliği... tek tük aynı kalanlarınsa yıpranmışlığı bencileyin.
bilindik yerlerin bilinmeyen popülasyonu. yatak odamda hop diye bir yabancı görmek gibi ürkütücü... benim sokaklarım benim değil artık. ilişivermek bir zamanlar benim olan yerlere; yabancı bir akraba gibi (hani hastaneye gitmek için şehre gelmiş de amca kızının kaynının oğlunun evinde kalan, yeni gelinin küstah ev sahipliğinin sınırlarını zorlamamak adına utançla ilişilivermiş çekyatın kenarında oturan hastanın "yer yarılsa da içine girsem" ezikliği içerisinde) sokaklara ilişivermek...
ulan ankara, benimdi ya buralar, hangi şehvete kapıldın da terk ettin kendini bu hoyrat çocuklara? bak benim okşadığım sokaklarını tırmalıyorlar senin, benim öptüğüm caddelerini ısırıyorlar!
nazenîn aşklar gitmiş. anlık dişi keskinlikler yüklenmiş cilvesi kuşkulu bakışlara ve yavşaklaştırılmış bir dil ile lânet okur gibi söylenir olmuş erkekçe duygular... yarım kutu extra birada boğuluvermiş dobralık.
biz galonlarda bile boğmamıştık nazenînleri. saklamıştık kendimizden bile...
dokunmaya kıyamazdık biz sana... büyü sözleri gibi fısıldardık gecelerini o buz kılıcı sabahlarına... kaldırım taşlarına acem halısına basar gibi basardık ve o taşların üzerine uzanıp ölürdük. kaç tane öldük ankara? mezarlarımız şarap ve kara yosunu kokardı.
hiç öyle ankaranın şuyu yoktur Ama nedensiz severim ankarayi lafları yapmayacağım. Lan amuagodugumun bozkırı işte neyini seveceksin? Hatunlar desen sanki bana bir lima bir upton bir tripler. Adamlar hanzo, sığır.. Şortla gezen kızlara korna mi çalınmaz, ne bakıyon diye adam mi harcanmaz? Gün geçtikçe daha Bok daha çekilmez bi şehir oluyor. Özellikle gençler için.sene olmuş 2012 , sen koskoca ülke başkentisin, altyapı berbat durumda. Biz 8 sene evvel ev aldık eryamandan. Metro gelecekti değerlenecekti falan. O evi sattık yeni ev aldık yakın bir yerden yine aynı Bok. Buraya metro gelecek buradan alalım. Sen başkan melonun başını al anca. Birde şey var bak. Izmirden ankaraya okumaya gelen arkadaşlar. Hani bi ankara hukuk bi hacettepe tipta değil. Başkent turizm ve otele yahut çankaya işletmeye Niçin gelirsin beynini siktilerim? Sonra Beerevolution hede Beerevolution hödö.
dolmuşa sevgilisini bindirirken ''gel la gel son bi öpüyüm'' diyen düşük bel pantolon giyen romantik-kıro kızların yaşadığına şahit olduğum modern başkent. bu kıro ankara kızlarını başlarında siyah-beyaz ismail yk bandajı bağlı görmek mümkündür.