şu an sıcak şehir.
akşam da sıcak şehir. bide derler ki soğuk gri memur kenti bıdı bıdı.
leş gibi sıcak lan şuan, sıcak işte amk yalan mı söylüyoruz? durulmuyo sokakta,bu saatte hava neden sıcak olur ki?
ben biliyorum küfür edelim diye, mübarek üç aylardan önce allahu teala bizi sınıyor olsa gerek. bu kadar sıcak hayra alamet değil. bayılılazaaam.
bence tam şu an artvin de olmalıydık, kafkasör yaylasında. serinden serinden bi rüzgar esiyordur ki üff aman yarabbi. tahta masalar var mesire yerleri için ve akp li tayfa henüz orada alkolü yasak edemedi. on numara buz gibi sular var. istersen çağ dönerini kendin yapıyorsun, istersen orada ki lokanta tarzı yerlerden alıyorsun. rakının yanına da ne gider namussuz yahu, off!'^!'^
serin serin sular, rakı var, çağ kebabı en yağlısından, bir de karpuz, aman yarabbi saat yavaş yava 20 30 a yaklaşmakta, güneş inmiş etrafta pek ses yok, sadece iki masa aşaımızda oturan salim amcaların radyodan gelen trt nağmeleri. hamak da bi güzel yere kurulmuş ki, arasan koca yaylada daha güzelini bulamazsın. kafana da almışsın ufak bir yastık!
olum ankara çok sıcak lan. neyse biraz biraz serinledim, buda birşeydir.
sabah saat 09.00-18.00 arası okuldaydım bugün aşırı sıcaklar ve kalabalık amfiler sebebiyle çok sıkıcı bir gün geçirdim hissedilen sıcaklık 40 derece kadar vardı. Ancak benim için hiç sorun teşkil etmedi hemen dersten fırladığım gibi Çayyolunda ki villamıza koşup bir şişe viski ile birlikte olimpik havuzumuzun tadını çıkarmaya başladım.Zenginlik başa bela ne yaparsın.şaka lan şaka villamız da yok havuzumuzda üstelik ben yüzmede bilmiyorum. ev kira faturayı ödeyemedik suları kestiler 15 gündür banyo yapamıyoruz. müsait olan varsa bir gelip banyo yapalım yardım edin kırılıyoruz 3 kişiyiz.
her zaman memleketime gitmek için uğradığım ve türkiye nin başkentidir. behzat ç. gibi kaliteli diziler burada çekilmektedir. ayrıca ankara demezler angara derler.
...
ve işte ankara. hasretinden yandığım. o olmazsa yaşayamam sandığım...!
kızılay'dan batıkent'e, yenimahalle'den çinçin'e; yuvam dediğim kurt ini... ölmüşlerin gecelerde süzüldüğü. alkolün bulanıklığında hâlâ kimsesiz gençliğim.
leylâ vû mecnun misali özlemimde büyüttüğüm vatan. özleyi özleyi, aslından büyük yaptığım. binbir alevden örülmüş hasret gömleğiyle koşa koşa gelip de yirmi gün sonra "bu muymuş yangınlarım?" dediğim. sönmüş nefeslerin silik kokusu ankara... ölmüşlerin, gitmişlerin, küsmüşlerin ürpertileri ağaçlarda asılı kalmış, ama yitip gitmiş farkındalıkları...
düşyıkımı ankara.
yana yana özlemekten yorgun düştüğüm. şimdiyse özlemin altını dolduramadığım.
anam derken meğer üvey anammış.
yine de güzel, yine de bildik; ama yabancı artık...
başka biçimde düşünmek. hâlâ yiğit, hâlâ cesur ama artık yaşlı ve yorgun olmak. avuç içiymişçesine bilindik yerlerin genç bir muammaya dönüşmüşlüğü. artık oraları bilmemek. tanımamak. eski yüzlerin yitip gitmişliği, acıtan ölmüşlüğü bazılarının, bazılarının biçim değiştirmişliği... tek tük aynı kalanlarınsa yıpranmışlığı bencileyin.
bilindik yerlerin bilinmeyen popülasyonu. yatak odamda hop diye bir yabancı görmek gibi ürkütücü... benim sokaklarım benim değil artık. ilişivermek bir zamanlar benim olan yerlere; yabancı bir akraba gibi (hani hastaneye gitmek için şehre gelmiş de amca kızının kaynının oğlunun evinde kalan, yeni gelinin küstah ev sahipliğinin sınırlarını zorlamamak adına utançla ilişilivermiş çekyatın kenarında oturan hastanın "yer yarılsa da içine girsem" ezikliği içerisinde) sokaklara ilişivermek...
ulan ankara, benimdi ya buralar, hangi şehvete kapıldın da terk ettin kendini bu hoyrat çocuklara? bak benim okşadığım sokaklarını tırmalıyorlar senin, benim öptüğüm caddelerini ısırıyorlar!
nazenîn aşklar gitmiş. anlık dişi keskinlikler yüklenmiş cilvesi kuşkulu bakışlara ve yavşaklaştırılmış bir dil ile lânet okur gibi söylenir olmuş erkekçe duygular... yarım kutu extra birada boğuluvermiş dobralık.
biz galonlarda bile boğmamıştık nazenînleri. saklamıştık kendimizden bile...
dokunmaya kıyamazdık biz sana... büyü sözleri gibi fısıldardık gecelerini o buz kılıcı sabahlarına... kaldırım taşlarına acem halısına basar gibi basardık ve o taşların üzerine uzanıp ölürdük. kaç tane öldük ankara? mezarlarımız şarap ve kara yosunu kokardı.