iran, guatemala, ekvador, panama, venezuella, ırak.....türkiye.ya böyle olacak yada kendi başını yiyecek. onlardaki casusluk sistemi bizde olsa onları bir haftada paramparça ederiz.
türkiye'nin bir eyaleti olması durumunda ekonomik olarak california, texas, new york ve florida eyaletlerinden sonra en büyük beşinci eyaleti olacağı ülke.
Hawai Adaları, Kolarado Kanyonu (Büyük Kanyon), OSCAR Ödülleri (Hollywood), Dısneyland, Florida' daki Cap Canavarel Uzay Üssü (NASA), New York Şehri, Superior Gölü, Beyaz Saray, Pentagon, Yellowstone Milli Parkı, Kızılderililer, ABD' nin Simgesi Deniz Kartalı, San Fransisko Havaalanı, Yosemite ve Niagara şelaleleri, San Fransisko KöPage Ranküsü (Golden Gate), Las Wegas, New Orleans (Caz müziğinin merkezi) Los Angelos (Hollywood) şehirleri, Harward,Yale üniversiteleri, Wall Street (New York Borsası) , Coca Cola,Pepsi, Mac Donalds,General Motors,Ford, Microsoft firmaları,Valley Kayalıkları (Arizona Çölü),Güney Dakotadaki dört Amerikan Başkanının büstünün bulunduğu Rushmoure Dağı,Jack London,Ernest Hemingway,John Steinbeck gibi yazarlar, Marilyn Monroe,Jane Fonda,E.Taylor, M.Brando, M.Streep, D.Hofmann, R.de Niro, Steven Spielberg, Michael Jacksen gibi sanatçıları, Times ve Neewsweek dergileri,Metropoli tan Sanat Müzesi, Özgürlük Anıtı, Kaliforniyadaki Sekoya Ağaçları ile ünlüdür...
musluman olsa camilerden cikmayacak bir halka sahip ulke. bizde erkekler cuma/cenaze namazina gitmemek icin bahaneler turetirlerken, onlar her pazar ayin icin klisenin yolunu tutarlar. bahane falan da uretmezler.
görevini tamamladığında tarih sahnesinden çekilecek dev. gerçek bu john. zamanında biz de 7 kıtada at koşturduk. sonra ne oldu valla biz de anlamadık hala tartışır dururuz.
tertemiz yollar, büyük arabalar, ucuz benzin, devasa gökdelenler, ucuz et, ucuz suplement, bomboş sokaklar, liseye altında arabayla gelen 16 yaşındaki veletler, kocaman bardaklarda sınırsız meşrubatlar, gökdelenlerin duvar diplerinde yatıp kalkan evsizler, obezlerle dolu alışveriş merkezleri, pompacı türkler, devamlı selam veren insanlar, pahalı sebzeler.. vs..şeklinde ifade edilebilecek dünyanın en büyük mozaiği. ama bu mozaik ne kadar büyük olursa olsun, yaşadığınız şehir küçükse abd sadece ve sadece bir can sıkıntısıdır. güzel bir ev,güzel bir araba,saatine 40 dolar aldığınız bir iş, en son çıkmış teknolojik zımbırtılar, istediğiniz herhangi bir şeyi almak için gittiğiniz yerde ,o almak istediğiniz şeyin 40 çeşitinin karşınızda durması ve istediğinizi alabilme şansına sahip olmanız, yüzme havuzlu bir evde yaşamak,ayda 400 dolar ödeyerek bir corvette sahibi olmanız...bunların hepsine birden sahip olmak bile o can sıkıntıını gideremez. eğer bu ülkede doğmadıysanız,hayatınızın uzunca bir dönemini bu ülkede geçirmediyseniz ve metropol bir şehirde yaşamıyorsanız abd sadece bir can sıkıntısıdr. işten eve gidip gelmektir. bu gidip-gelmenin kronikleşmiş bir rutinlik haline bürünmesidir...
dünya nüfusunun sadece % 4'ünü oluşturan fakat dünyanın
toplam ekonomisinin %25'ine sahip olan
toplam petrolünün % 26'sını tüketen
toplam sera gazlarının % 22'sini üreten
toplam askeri harcamalarının % 48'ini yapan ülke.
tarihte roma, osmanlı, ingiliz imparatorlukları dahil hiçbir uygarlık dünya üzerinde böyle bir egemenlik kuramamıştır. dünya bu güce karşı koyabilecek mi, yetişebilecek mi o da meçhuldür.
çoğu zaman vakit gibi gazetelerde ve hatta hürriyet gibi laik kesimin gazetelerinde bile ırak'ta ve afganistan'da zor durumda olduğuna dair haberler okuduğumuz ülke. haberler öyle bir sunuluyor ki sanki abd savaşı kaybediyor, ırak ve afganistan'ın gerçekten karşı koyabilecekleri zannediliyor.
şimdi gerçeklere dönelim. amerika isterse afganistan ve ırak'ı dümdüz eder. ellerinde yüzlerce nükleer başlık var. onu geçtim bir sürü bombardıman uçakları, akıllı füzeleri var. afganistan ve ırak'ı dümdüz etmek amerika için çok kolay. adamlar gerçekten ırak'ta ve afganistan'da yeni bir düzen kurmak istiyorlar. iki ülkeyi de yeniden yapılandırmaya çalışıyorlar. bunun için de gerilla savaşlarına girmek zorundalar. çünkü asıl amaçları yıkımlar yapmadan kurumları ele geçirmek ve yeni otoriteyi sağlayabilmek. bu nedenle kara askerleri ve polis kuvvetleri kullanmak zorundalar. bu nedenle işleri zorlaşıyor.
bir de işin şu kısmı var ki. bir amerikalının canının değeri ile bir ıraklı ya da afganistanlının canının değeri aynı değil. bu canlara değer veren ben değilim. bir amerikalı öldüğü zaman bütün amerika yas tutuyor. adamlar her askerinin canını korumak için çok hassas davranıyor. ama ırak ve afganistan öyle değil. bir sürü fedaileri var. ölenler çok da umurlarında değil. bu durum da amerika'yı biraz daha çekingen yapıyor.
anlayacağınız amerika'nın savaş kaybettiği falan yok. eğer topyekün, yıkıcı bir savaş olsaydı amerika çoktan işini bitirmiş olurdu. adamların amacı düzeni sağlayıp gitmek.
bütün dünyanın modelini örnek alması gerekirken, bunun yerine bütün başarısızlıklarının suçunu üstüne attıkları ülke. adamlar taa 18. yüzyılda öyle bir anayasa yapmışlar ki, 21. yüzyılda çoğu ülke daha yanına yaklaşabilmiş değil.
elbette adamlar sizin keyfinizi bekleyecek değil. çatır çatır teknolojiyi de geliştirir, üretir, kültürü ile dünyayı domine eder. adamlar bana göre ırak ve afganistan halkının geleceğini kurtardı. biz ancak izliyoruz ve konuşuyoruz. bir de küçümsüyoruz demokrasi götüreceklermiş diye. sanki ırak ve afganistan işgalden önce refah ülkeleriymiş gibi.
ben bir insanın siyasal görüşünün ne kadar sakat olduğunu amerikan karşıtlığı ile ölçerim. eğer aşırı derecede bir amerikan karşıtlığı varsa bünyesinde, o adamdan hayat boyu hiçbir bok olmaz. örneklerini sürekli çevrenizde görebilirsiniz.
obama gibi süper bir barış insanını(!) getirerek uluslararası vicdanın tepkisinden kendini uzunca bir süre korumayı başarmış ülke. ekonomik krizden olabildiğince az hasarla çıkıp eski politikalarına dönmeyi nasıl istiyorlardır kim bilir. ne ırak ne de bok ettikleri diğer ülkelerle ilgili sömürüden başka somut bir planları olmaması ise tamamen normaldir. dünya üzerindeki tek amaçları ise savaşan ve karmaşa içindeki ülkeler ve barışta bile savaştan, terörden, hastalıktan, sefaletten korkan insanlar yaratmaktır.
bu ülke öyle bir ülkedir ki, yobazlık bile serbesttir. sadece hristiyanlık değil islam'ın yobazı da, yahudinin yobazı da, scientology yobazı da hatta hatta ateistin yobazı da görüşlerini televizyonda, radyoda, gazetede, dergide açık bir şekilde ifade edebilir. tek yasakladıkları şiddet içeren terör eylemleridir.
şimdi fethullah gülen, recep tayyip erdoğan gibi insanlar çoğu zaman amerika birleşik devletlerini örnek gösteriyor inanç özgürlüğü adına. tamam kabul. ama önce siz de hristiyan misyonerlere, siyonist yahudilere, yeni din kuran peygamberlere, dinin yok edilmesi gerektiğini düşünen ateistlere saygı duyun, mesela o insanları tehdit etmeyin, o zaman işte size de aynı özgürlükler sağlanacaktır.
bence dünyaya bir ülkenin nasıl olması gerektiğine dair çok güzel bir model koymuş ama dünyanın kendisini takip etmemekte ısrar ettiği ülke. gerçi ısrar etmeyen ülkeler var. avrupa, japonya, güney kore amerika'nın modelini takip etti ve başarılı oldular.
nedir peki amerika'nın modeli? ekonomide ve sosyal yaşamda liberalizm. ekonomik liberalizm belki zengin ve fakir arasında bir uçurum yarattı ama amerika'nın en fakiri, bazı sosyalist ülkelerdeki insanlardan daha refah içinde. rekabet nedeniyle verimlilik en üst düzeyde. sistem tepeden değil, tabandan kendi kendine oluştuğu için her taş yerine oturuyor sistem içinde.
sosyal hayatında da liberalizm vardır amerika'nın. amerika'da gerçekten inanç özgürlüğü vardır. her insan istediği dine inanabilir ve isterse cemaatler, dinler kurabilir. bizde yeni din kurmak hemen sahtekarlık olarak görülür. amerika'da ise yeni din kurma özgürlüğü anayasanın koruması altındadır. her yıl yeni dinler kurulur. örneğin 20. yüzyılda kurulmuş scientology'nin bir sürü inananı vardır.
ortada bu kadar başarılı bir model varken maalesef takip etmiyoruz. takip edenlerin başarıları ortada. bir japonya gerçeği ortada. dünya bu modeli takip etmiyorsa bu amerika birleşik devletleri'nin suçu mudur? mutlaka hataları vardır ama sorumluluğu herkes biraz da kendinde aramalı.