hep abd' nin bayrağı sallanır ama dünyanın başını derde sokmakta ondan geri kalmayan ülkedir almanya. yaklaşık yirmi sene arayla iki kere dünyanın patronluğuna soyunup on milyonlarca insanın ölümüne yol açmışlardır. bu rakama gaz odalarında topluca katlettikleri yahudiler, çingeneler,homoseksüeller dahil değildir. peşine takılıp gittikleri kanlı zibididen pek utanır görünürler şimdilerde. kuşkunuz olmasın, şartların oluştuğuna kanaat getirdiklerinde aynı herzeyi yemeye üçüncü kez kalkışmakta tereddüt etmezler.
yakın geçmişte balkanların kan gölüne dönmesinin bir numaralı perde arkası aktörüdür almanya. eski yugoslavya'yı parça pinçik etmişler, çok sevdikleri ab'nin abisi, hamisi rolünü bu sefer üstlenmemişlerdir. bu arada bosna'da tüm dünyanın gözü önünde adeta naklen yayınla soykırım gerçekleşmiş, binlerce kadın- genç kız tecavüze uğramış, almanya başta olmak üzere aleme insanlık ve uygarlık dersi veren avrupa üç maymunları oynamıştır. ama aynı almanya türkiye'ye sattığı silahların pkk' ya karşı kullanılması konusunda çok hassastır, men eder.sanki o silahlar çelik çomak oynamak için alınmış gibi.
son gelişmeler ön görünümde pek hissettirmese de arka planda almanya'nın politik arenada elinin güçlendiğini gösteriyor. bu hoş değil. bilim,sanat,teknoloji konusunda insanlığın emrine sundukları bir yana bu dünya için her daim potansiyel tehlikedir bu ülke. bunu bilir bunu söylerim.
devasa borçların altında inleyen yunanistan avrupa birliği ve imf tarafından kurtarılıyor, ama 110 milyar dolarlık yardımın yaklaşık 10 milyar dolarlık kısmını karşılayarak taşın altına asıl elini sokan almanya. bu ülke son 100 yılda iki dünya savaşına sebep olup kendi kendini 2 defa yok olmanın eşiğine getirdi ama her iki savaşın sonunda da daha güçlü şekilde siyaset sahnesine çıktı. şimdi de durum çok farklı değil. eğer almanlar avrupanın diğer zayıf ekonomilerini düze çıkarma yolunda bu kadar etkili olacaklarsa, avrupanın iç ve dış siyasetinde daha fazla söz sahibi olacaklar demektir. çok uluslu şirketler dışında artık dünyayı geçtim avrupada bile ağırlığını koyamayan fransa ve aslı kıta avrupasında herhangi bir gücün hegemonya kurmasını önlemek olan 200 yıllık siyasetini son büyük savaş sonrası güçten düşmesini takiben çaresizlikten terketmek zorunda kalan ingiltere, almanya'ya karşı duracak durumda değiller. * avrupanın bir sonraki güç mücadelesi otokratik geleneğini yüzyıllardır gücünü sağlamlaştıran temel etken olaraka kullanan ve dış siyasette saldırganlığından asla taviz vermeyen rusya ile euro bölgesinin egemenliğine doğru sağlam adımlarla ilerleyen almanya arasında gerçekleşecek. ve evet almanyanın bugünlere gelmesine çok büyük katkıda bulunan abd'nin çok fazla müdahele şansı olmayacak bu mücadelede.
dünyanın en fazla ihracat yapan ülke unvanını çin halk cumhuriyeti'ne kaptıran ülke. üstelik çin 1,2 trilyon dolar ihracat rakamının yanında 196 milyar dolar dış ticaret fazlası vererek ayrı bir rekor kırmış güçlü ekonomisi ile adından söz ettirmiştir.
devasa tırların geçtiği otobanda dahi bisiklet için ayrı bir yolun bulunduğu ülke. sadece bununla sınırlı değil tabi bisiklet federasyonu kurumuna gittiğinizde sıcacık bir personel karşılıyor sizleri. yardım etmek için insanların koşuşturduğuna şahit olabilirsiniz. ayrıca tarım ve sanayi konusunda kesinlikle aşmış ülke. çilek tarlasından geçerken olaki canınız çeker diye küçük dükkanlar dahi koymuşlar. tarlada yemek serbest fakat yanınızda götürmek istediğinizde elinize küçük bir kutu verip dalından koparmanıza müsade ediyorlar. sonrasında topladığınız kadar ücret ödüyorsunuz. yine bu ülkede kuş ve geyikleri gözetmelek için elbe nehri kenarına gözetmele kuleleri dahi koymuşlar. doğa tutkunları için hemen hemen her bölgede kamp alanları bulunmakta. otomotivin anavatanı olduğundan araba fiyatları genelde ucuz.
dini ve milli bayramlarının fazla olduğu, soğuk, düzenli ve temiz ülke. bu günlerden her hangi birinide alışveriş merkezlerinin hepsi kapalıdır. marketler, eczaneler, bankalar her yer kapalıdır. sadece yeme ve içme yerleri açıktır. tabii bazı türk bakkallarının da açık olduğunu görebilirsiniz.
Ülkenin enteresan yanlarından biride insanların yol kenarına bisikletlerini ya da motorlarını zincirsiz bırakmaları. insan şaşırıp kalıyor. buradaki alman bisikletini aynı şekilde türkiye'de bir yerde bıraksa herhalde 5 dakika sonra geri geldiğinde bisikletini yerinde bulamayacak ve şaşıracaktır.
yasadigimiz ülke. sistemler en önemli seyler düsünülerek gelistirilir, eger isleyisi sirasinda acigi farkedilirse gelistirilir. bu hersey icin böyledir.
su sekil örnek gösterilebilinir....gece´nin saat 12 bucugudur, otobsüte gidiyorsunuzdur, otobüste sizden baska 3 kisi daha vardir, otobüs duraga gelir, hic kimse yoktur durakta. inecek de yoktur, ama durur orada otobüs. siz sasirirsiniz niye durdu diye , anlatayim efendim ; eger otobüs o durakta durmazsa, yolculuk saatinin önüne gecmis olur. bazi duraklar normal saatlerde cok islek olduklari icin oralarda otobüsün durusu, diyelim ki, 3 dakika olarak ayarlanmistir. gece saatinde eger otobüs o durakta durmazsa, o zaman sonra gelen duraklara 3 dakika önceden gelecek, bu da son dakika da otobüse yetisirim diyen ekabir insanlarin otobüsü kacirmalarina neden olacak, ve o otobüsü kaciran sahislar durumu sikayet edebilecektir. bu tür, sikayet etme, doktora gitme, hakkini arama islerini almanlar cok siklikla yaparlar. mesela kac kere denemisimdir, yolculuk sirasinda bir benzinci de durup, bira alip, söför mahalline otordugum hemen her seferde polis tarafindan kontrol edilmis, ve alkol muayenesine tabii tutulmusumdur. demek ki, kameralardaki filmlerin bir olay olmadikca arsive kaldirildigi gözönüne alinirsa, birileri benim arabada bira icecegimi düsünüp üsenmeden polisi aradigi sonucuna ulasmamiz gerekir. cep telefonu cikaliberi, yolda falsolu araba kullananlari da ihbar ederler. polis almanya´da böyle seyleri hic atlamaz, adamin derhal ensesinde bitiverir.
ayni sekilde bizim deminki otobüs de bunlardan dolayi yolcu olmasa da duraklarda durur. ya da söyle yaparlar, aksam saat 8´den itibaren bu otobüs bu durakta ancak yolcu varsa duracaktir diye bir ibare yazarlar. ya da saat 8´den itibaren sadece 1 dakika duracaktir, yazarlar. yani herseyi bu sisteme uydurmaya calisirlar.siz aliskanlik üzere bir duraga gittiginiz zaman önce o durakta ne ibareler varmis ona bakarsiniz.
ayni sekilde kavsaklardaki isiklarda fotograf makinesi vardir, isik kirmiziyken, yoldan gelen varmis yokmus farketmez, durmaniz gerekir. aksi halde fotografiniz cekilecek, 250 euronuz gidecek, bir de 3 puandan olacaksinizdir. o yüzden isiklarda hic in cin top oynarken bir adet arabanin kirmizi isikta durduguna cok sahit olursunuz burada.
eskiden cok daha kuralciydilar, simdi yabancilardan dolayi midir nedir, alistilar. simdiler de marketin tam kapanma saatinde "cabuk ol ama" diye ikza edip gene de adami iceri alirlar, ya da tramvay duraga tam gelmemisken hafifce durup sizin binmenize izin verir, eskiden yapmazlardi bu tür seyleri, market 8 de kapaniyorsa 19:59 da adami iceri almazlardi.
tren olayimiz muazzamdir burada. yalniz almanca bilmek sarttir. bilmeyene ögüt babindan- almanya´da bir istasyon da bindiginiz tren topluca ayni yere gitmez. arada bir yerlerde ayrilir, bir kismi baska yere, diger kismi da baska bir yere gider. bundan dolayi hangi vagonda oldugunuza cok dikkat ediniz.
bunun disinda burada havalar soguktur, yalniz her taraf cok yesildir, nehirler temizdir, girilebilir. ren nehri main, elbe, tuna bunlar almanya´daki büyük nehirlerdir. almanya´nin iki önemli su yolu ren´le elbedir.
gerçi şimdi durum çok daha iyi. 1990'larda siyasi sığınma hakkı talep edenlere "Ben Türkiye'denim" diyince neredeyse otomatikman bu hak veriliyordu. bu durumun fıkralara bile kon olmuşluğu vardır.
almanya yı dolaşırken tanıştığınız alman lara; türküm, tatil için burdayım dediğinizde önce dönüp birbirlerine bakan ve daha sonra inanmamış gözlerle size bakan insanlara sahip olan ülke. zira bir türk ün almanya da tatil yapabilme fikri pek inandırıcı gelmiyor almanlara.