cümle yapisi ingilizceye ya da türkceye göre cok daha kati olan dildir. fiil her zaman ana cümlede ikinci yan cümlede son siradadir. ana cümleye kolay alisildigindan yan cümlelerde yabancilar icin konusmada yavaslamaya neden olur. yoda gibi konusulmaz yani.
adamı süründürür. zor bir dildir. kuzey eyaletlerden birinde almanca öğrendiyseniz güneydeki baden württemberg* ya da bayern* eyaletlerinde adamların günlük hayatta konuştuklarını anlamayabilirsiniz.
çoğu kişinin kaba olarak nitelendirdiği ancak nedense benim kulağıma çok hoş gelen dil.
ayrıca öğrenmeye acayip derecede merak saldım hatta bu ay içinde bir kursa yazılacağım çok heyecanlıyım sözlük.
telaffuzu zor "der, die, das" ile öğrencileri deliye çeviren dil. almanca sadece türkler için zor değil.. almanlar içinde zor. hilden de oturan bir alman münich de ki hemşerisinin ne dediğini kolay kolay anlamaz. 2 ayrı telaffuz çeşidi vardır ve bu yüzden almanca yerine fransızca veya çince öğrenin. daha çok işinize yarayacaktır...
türkçeye almanca olarak geçen kelimenin kökeni fransızcadır. bu nedenle dilin aile adının almanca olması yanlış değildir çünkü ispanya ve fransa gibi latin dillerin konuşulduğu bölegeler dışında almanlara germen denmektedir yani almanyanın isminin germany "germenlerin ülkesi/yaşadığı yer" olması buna küçük bir örnek. o nedenle evet almanca tüm kuzey avrupa dillerinin ortak noktasıdır. faroece den dancaya isveçceden norveçceye flemancaya kadar ve hatta ingilizceye kadar tüm dilerin atası almancadır.
ilk öğrenilmeye başlanıldığında hocanıza "hocam bunlar neye göre kız, neye göre erkek?" sorusundan sonra "bu nötr de ortası herhalde" diye kanıya varılan dildir.
ilgilenenler bilir gerçekten köklü bir dildir. bu anlamda ingilizce yanına bile yaklaşamaz. özellikle ingilizce sözcüklerin azımsanmayacak oranda kısmının yabancı dillerden geldiği gerçeğini düşündüğümüz zaman. ayrıca konuşanları tarafından iyi korunmuş dildir. zira radyo, televizyon, gol vs bir çok dile girmiş yabancı kelimeler almanca ya girememiştir. ancak fransızca gibi yavşak * bir dilden kelime aldığını görmek insanı üzer.
Haz veren dildir, mutlu eder, gülümsetir, çikolata yemek gibidir. Evet, zordur, hiçbir zaman tam olarak öğrenemezsiniz, sıkar, yorar, artikel dersiniz, akkusativ dersiniz, ikinci hal dersiniz, zaman dersiniz; hiç derdi bitmez, hep ilgi bekler sizden, sev beni, konuş beni der.
Ama şu dünyada "ch" harfine tam bir "ş" sesi vererek telaffuz etmekten aldığım lezzeti hiçbir şeyden alamadığımı bilirim ben. He tabi, siz normal konuşun, dile işkence çektirmeyin de, öyle işte. Güzeldir ayrıca yenir ki budur.
insanı artikel diye diye manyağa çeviren dildir. hadi artikeli ezberliyorsun ama o da yerinde durmuyor ki! bin bir çeşit şekle giriyor. kısacası almanca ya hiç bulaşmayın, çıkamazsınız içinden.
(bkz: artikel)
allahın belası illet bi dil. sondan bi önceki seviyede olmama rağmen bi halt anlamıyorum doğru dürüst * sprachdiplom um olmasına rağmen (ki c1 yani boru değil) beni depresyona sürükleyen dil.
diyelim ki partizipleri öğreniyorsunuz ve bütün kurallar aklınızda. ama öyle bir cümle çıkar ki karşınıza çaresiz kalırsınız, hiçbir şeyi doğru yerine koyamazsınız. mesela bir cümle yazmaya kalksanız on tane şeyi unutursunuz. die, der, das'ı sallamaya kalkınca hiçbir zaman tutmaz, bir yerden sonra doğruluk ihtimalini yüzde olarak hesaplayıp öyle sallamaya başlarsınız. işte tam olarak böyle bir dildir almanca.
fransızca'dan çok daha zor olduğu kesindir.
insanı uyuz eden gramer kurallarından birisi de kelimelerin bölünmesi ve bir parçasının cümlenin en sonuna gitmesi. mesela "anrufen" aramak (telefonla falan). şimdi rufe ya ruft ya da rufen neyse cümleye göre söyleyip bi dünya şey araya soktuktan sonra "an" parçasını unutmayıp sonuna eklemezseniz olmaz. biraz kısa bir örnek ama "ich rufe dich morgen an". orada kulaktan duyma öğrenenler için hava hoş tabi.
bi de normalde söyleyip geçeceğin bir şeyi almanca'da öyle pat diye söyleyemiyorsun. ya da bana öyle geliyor. örnek:
Türkçe: Gözümle görmesem inanmazdım.
Almanca: Wenn ich es nicht mit meinen eigenen Augen sehen würde, würde ich es nicht glauben.
bu kadarla kalmıyor. yani yukarıdaki cümlede "mit"ten sonra mein, meine, meiner, meinen, meinem olabilirdi. ama kurala göre meinen oldu. kim bulmuş bu dili anlamadım gitti.