bana sorgulamamı emreden, sorguladığım ve olmadığına kanaat getirdiğim kavram.
şöyle ki;
bahsedilenin aksine evrende hiçbir mükemmeliyet olmadığı için
aslında adalet sözcüğünün "a"sı, ne bu evrende ve bu boyutta ne de bahsedilen öbür dünyada geçmediği için
her şeye gücü yetebilmesine karşın, afrika'da doğmamış çocukların ölmesine engel ol(a)madığı için
çok merhametli addedilmesine rağmen, çok sayıda iyilik yapan fakat o'ndan bihaber insanı yakacağı için
islam'ı koruduğu halde; cehennemde yakacağı insanların o'na inananları bu dünya üzerinde yakmasına hiç bir şekilde tepki vermediği için
her şeye gücü yeten, kudretli... olmasına karşın bilinmeye ihtiyaç duyup ya da bilinmeyi isteyip, kendi yarattığı varlığa acı çektirdiği için
yarattığı ve yanacağını bildiği halde; bu varlığa irade kavramını yükleyip suçu kendi üzerinden yarattığı zayıf varlığa atmaya çalıştığı için
yaratılan şeydeki kusur ve suç, yaratan şeyden kaynak alacağı için
çıplak yarattığı insanı, nasıl giyindiği kriterine göre yargıladığı için
o'na inanmak, diğer tüm iyiliklerden daha sevap; o'na inanmamak, diğer tüm kötülerden daha günah olduğu için
üç nokta
ve ben, beni yaratan varlığın kusurunu say say bitiremeyeceğim için
Semavi dinlerdeki tek tanrı'nın islam versiyonu. Inanmayanların cehennemde yakılacağını düşünen müslümanların sayısı da yadsınamaz. Umarım gerçekten vardır ve uğruna öldürülen onca gayri-müslüm'ün ya da yüzü göründü diye kırbaçlanan kadınların gördüğü zulme adaleti ile öteki dünyada karşılık verir. Eğer yoksa, malesef yapılanlar yapanların yanına kalacaktır.
adını anmaktan ve varlığına sığınmaktan huzur duyduğum rabbim.
fani hayatın fena hallerinin ruhumu eza ile boğarken sığındığım kudret sahibi.
ruhumun en ince arzu ve isteklerini bilen, duyan dinleyen ve hikmetli şekilde cevap veren rabbim.
herkesin mensup olduğu efendisinin şerefiyle iftihar etmesine mukabil, bana lütfuyla bir kere kulum dese, kapısına kabul etse en büyük şerefi bahşedecek rabbim.
kendisine inanmanın, iman etmenin risk işi olduğunu bilmeyenler tarafından varlığı/yokluğu kanıtlanmaya çalışılandır. kimine göre baş tacı, ezeli ve ebedi olandır, kimine göre ise mit. sen inanmazsın, ben inanırım. bu tamamen tercih meselesidir. inanıp inanmamak da risk işidir. allah vardır ya da yoktur diye kanıt sunmaya çalışmak, kısır döngünün içinde cevaplanamaz soruların içinde kaybolmaktır.
bazı kavramlar vardır ki zikredildiğinde baş tacıdır, olmalıdır.
zaman zaman "tatlı adam" tabirini kullanmam bu yüzdendir.
sözlüğümüzde bu kavrama dair yazarların duygu ve düşünceleri alınmak isteniyorsa, istenildiğinde, sol cenahın en üstünde yer alması, "tatlı adama" olan deruni sevginin ifadesidir.
derdim ukalalık değil. bilirim ki, sözlükte her başlık yerini yeni başlığa ve/veya en son tanımlanan başlığa bırakır. bu bağlam kusura değil zarurete işaret eder. ama yine bilinir ki teknolojide çare tükenmez.
muhabbetle kalın.
edit; iş bu yazı başka sözlüklerde de aynen paylaşılmıştır.
"ben ateistim "diyen kişinin en doğal hakkıdır bunu söyleyebilmesi. fakat hiç rasyonel değildir. allah inancı olan bir insan inancı gereği yılda bir ay oruç tutar. tıp adamlarınında tavsiye ettiği gibi onbir ay boyunca çalışan bir mideyi bir ay dinlendirmek sağlık açısından çok faydalıdır yani rasyoneldir. her hangi bir kayıp söz konusu değildir. inançlı insan günde beş kez ellerini yüzünü yıkar. vücuda değen su vücuttaki statik elektriği alır stres yoğunluğunu aşağıya çeker. ayrıca temizlik iyi bir şeydir. sonra eğilir, bükülür, yere yatar, ayağa kalkar, tekrar yere yatar ve günde beş kez mükemmel bir egzersiz yapmış olur. burada da bir kayıp söz konusu değildir. aksine sağlık için bir çok kazanç söz konusudur. yani rasyoneldir. iş bu yazıdan çıkan sonuç: allah inancı olan insanlar akıllı ve rasyonel insanlardır. kaybedecekleri hiç bir şey yoktur. tüm bunlar ateist kardeşlerimizin aklına şu soruyu getirmelidir: ya allah varsa? gideceğimiz yerde bizi bekliyorsa? işte o zaman sıçtın ateist kardeş! kaybedeceğin çok şey var demektir...
var olup olmaması pek de umrumda değil açıkçası. eğer varsa, bu kadar kötü niyetli ve sadist bir varlık beni yarattığı için kendimden tiksinirim, eğer yoksa, insanlar bu kadar kötü niyetli ve sadist bir varlığa inanabildikleri için insanlardan tiksinirim.
- Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (LOKMAN/27)
- Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız. (ANKEBUT/22)
- Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter. (NiSA/45)
- Allah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz? (SECDE/4)
- O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir. (A'RAF/153)
- Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler. (BAKARA/186)
-(Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardığı zaman bunalmışa karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri yapan mı? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Ne kıt düşünüyorsunuz! (NEML/62)
-Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü bilir. (ZÜMER/7)