Varlığı hiçbir zaman kanıtlanamayacak olan ama yokluğu da kanıtlanamayacak olan. agnostik agnostik konuşma dediğinizi duyuyor gibiyim ama işin aslı bana kalırsa tam olarak bu...
öldükten sonra şayet gerçek tanrıysa kendisine tanrı olurken neyi nasıl yapması gerektiğini nerelerde hata yaptığını insanların neden kendisini pek takmadığını tane tane açıklayacağım.
akıllı bir tanrı ise eleştiriler için teşekkür eder ve kendisini düzeltmeye çalışır değilse beni yakar, zaten benden akıllı ve vicdanlı değilse tapmaya da gerek yoktur, akıllı ise de tapmaya gerek yoktur, kendine taptırmak çok aciz bir davranış, bunu da kendisine söyleyeceğim.
sözlük okuyorsa haberi olmuştur şu an, el sallayın yukarıya. gülümseyin. evet.
Birader biz Allah yok veya Allah'a inanmıyoruz demedik ki ben de Müslümanım burada kelimenin kökenini anlattım hatta yalnızca Allah kelimesi değil musevilerin elohim kelimesi de Kenan tanrısı el/il den gelir
Korkma yani Kenan tanrısı el e tapıyorsunuz da demedim Anadolu'da çoğu yerde mevla, tanrı da deniyor lakin hepsi islam'ın tanrısını belirtmek için kullanılıyor kelime kökenleri de tengri den gelir diğeri de Zerdüştlükten şimdi o adamlar Mecusi veya şamanist mi oldu
Korkma yani ibrahim hicazdan Kenan topraklarına geçince o dönemin baş ilahının ismi semavi dinlere geçmiş işte
Aynı şekilde islam öncesi araplar da kabedeki putların başına al-ilah yani en büyük ilah derdi lakin herkes islam deyince bahsi geçen yaratıcının Arap,Kenan veya mezopotamya panteonuna ait olmadığını biliyor.
kendisine inanmayanlar ve tapmayanları cayır cayır yakacak tanrı, sadece bu bile kendisinin olmadığının delilidir, gerçek tanrı muhtemelen insanlara sadece sevgi ile kendine inandırmaya ve kendisini tanıtmaya çalışırdı.
Kur'an' ın neden müjdeleyici olduğunu bildiğinizde daha iyi idrak ettiğinizi her şeyi yaratan tanrımız. Kendisinin varlığı bize vahiy ile bildirmesi başlı başına bir müjdedir çünkü insanoğlu yok olmayacak, bunlar boşuna değil.
Şöyle düşünün bir telefon şirketi bir telefon yapıyor. Sonra telefonu doğaya mağara adamları devrine dönüp bırakıyor. Mağara adamları o telefonu görünce o telefonun manasını, kabiliyetini neler yapabileceğini bilemez eğer şirket ona durumu anlatmazsa. Çekiç olarak kullanır, ayna olarak kullanır vs vs. O maddeyi ona neden verdiğini, nasıl kullanacağını, ne öğreneceğini anlatacak olan şirketin ta kendisidir. Bakın 3 g var, görüntülü konuşma var, fotoğraf diye bir şey var gibisinden açıklar ve o küçük maddenin ne kadar değerli olduğunu anlatır.
Bu güzel evrende nereden geldik, nereye gidiyoruz, ne yapmalıyız, nasıl biri olmalıyız gibi soruların cevaplarını yalnızca bizi yaratan bilebilir. Aynı telefon örneği gibi. Evreni bir kitap diyor tanrımız. Sen eğer o kitabın manasını okumaz, mürekkepleri sayarsan sınavdan kalırsın. Bir çiçek görünce o güzelliğe bakıp hayran kalıp allah'ı daha iyi tanıyorsan kitabı okuyorsun demektir. Ama çiçeğe bakıp mevcut materyalist, naturalist, pozitivist yaklaşımla bakarsan hiç bir mana alamazsın.
Şöyle düşünün. Öğretmen bir öğrenciye bir proje ödevi veriyor ve kitabı oku diyor. Öğrenci kendi kendine belli sınırlar çiziyor, diyor ki ''her şey bu 3 boyutlu düzlemden ibaret, ondan ötesi hurafe, meta, bilim dışı''. Böyle saçma bir sistem kuruyor ve proje ödevini halletmek için işe koyuluyor. Proje zamanı dolunca öğretmeni çağırıyor diyor anlat bakalım. Çocuk kendi kendine koyduğu bilimsel metodla yaptığı okumada mana bilimsel olmadığı için kaç tane harf olduğunu, mürekkebin kalitesini, kitabın boyutunu hocaya çok ama çok detaylı ve doğru bir şekilde açıklıyor. Evet, deneysel olma şartını yerine getirdi ve gayet net ve doğru bilgiler verdi ama kitabın manasını alamadı. Mevcut bilim felsefesi materyalist ve naturalist ön kabulü ile çalıştığı için insanlar materyalizm inancı ile harmanlanmış bilgiyi objektif bilgi sanıyor. Sonra allah, tanrı inançları köreliyor. Onların suçu değil çoğu bilim insanı bile farkında değil mevcut bilim felsefesinden. Okuduğum için net konuşuyorum. Arkadaşlar evrene bakın ve hiç bir ön kabul olmadan salt bir akılla evreni inceleyin. Milyonlarca yıl önce ne olduğu şuan için beni ilgilendirmiyor, an itibarıyla her şeyin yenilendiği ve düzenli bir şekilde hareket ettiği, sanatın, sevginin, iyiliğin ve kötülüğün olduğu dopdolu bir evren düşünün. Siz cansız, şuursuz, iradesiz, kuvvetsiz milyarlarca atomun sürekli kurallı hareket ederek oluşturduğu değersiz bir maddemisiniz, yoksa içinde büyük manalar taşıyan değerli bir canlı mı ? Mevcut bilim sizi sadece bir madde olarak görüyor. Dikkat edin bilim demiyorum, mevcut bilim felsefesi için konuşuyorum. Doğa yasaları bir işi kendi başına yapamaz, doğa yasaları ile iş yapılır arkadaşlar. Doğa yasalarını sebep gösteren ateistlere şu örneği verirseniz olayı daha net anlar. Bu yazdıklarımı türkçe kuralları yazdı desem saçma gelir değil mi ? Türkçe kuralları cümle yazamaz, türkçe kuralları ile cümle yazılır. Karışık anlattım ama önemli olan olayı biraz bile olsa kavramanız. Sizi seven, koruyan, bir tanrınız var kabul edin veya etmeyin bunu bilin ve ona göre uyuyun. Öyle ki siz isyan etseniz bile size sırt çevirmeyen bir tanrı. Sizden kendisini tanımanızı bekliyor. Sizler onun gölgesisiniz, onun sıfatlarının bir kısmını taşıyorsunuz. Okuyun bu evreni. Okuyunca çok daha güzel oluyor.
Günümüzde hala nasıl bal yaptığı çözülemeyen arıyı, üretmini küçücük yumurtalarda olan kuşları ve yüzlerce mühendisin yıllarca çalışarak tasarlayıp yapabildiği uçakları, dronları düşünün. Okuyun!
Hiçbir şey yokken allah vardı. Allah mevcut (vacib-ül vucud, zatı hep kaim ve daim mevcut, yarattığı mahlukatı gibi sonradan varedilmedi zaten vardı, varidatı zatına nispetle zamandan zeminden önceden ve sonradan beri ve münezzeh idi) iken insanların kullandığı dil mi vardı kelime mi vardı lisan mı vardı lugat mi vardı lehçe mi vardı ki bilmem hangi dilden türedi? Külliyen yalan. Evet, elbetteki insanları dilleri ve kelimeleri yaradan rabb-ı zülcelâlin zatına özel ve mahsus olan allah ismi şerifi de tıpkı mevcudiyeti gibi ezeli ve ebedi idi.
kelime kökeni olarak kenan tanrısı el/il den gelir bu tanrı el/il ismi kenan dillerinden diğer sami dillerine geçmistir ibranice el, arapça al veya il,akadca ula gibi
Belki -ihtimal- rabbu tealanın zatına mahsus özel olan allah (c.c.) ismi şerifinden ve esma (isimlerinden) sından türetti insanlar -el, il, ilah- v.s. kelimeleri. Zira dil de lisan da kelimeler de insan gibi mahluktur ve literatürde (bildiğimiz ve bilmediğimiz, kullanılan yada insanlarca kullanılmış olanların hepsi) insanlar tarafından kullanılan üretilen türetilen tüm kelimeler sonradan husule (meydana) gelmiştir ve kaynağı da yine insanoğluna herşeyi öğreten allahu teala hz. Leridir. Yine esma (isimler) -ül hüsna (en güzel isimler) onundur. Ama o nun ismi insanlara ait değildir..
varlığı insana güven veren, mutlu eden, insana umut aşılayan en kötü anlarımızda ona sığındığımız efendimiz.
ateistlerin anlamamakta ısrar ettiği bir şey var. gelişmiş bütün canlıların genlerine kadar işlemiş bir yaratıcı olgusu var. bu tek başımıza olduğumuz dünyada sanki bizimle hep yanımızda olan rakipsiz bir gücün koruması altında olmak. bu duygu sadece insanlarda değil köpeklerde bile var. bu psikolojiyi diri tutar akıl sağlığını korur.
kediyi, köpeği sebepsiz yere sevmek onlara merhamet göstermek allahın bizlere kendi yansımasını tattırmasıdır. empati çok önemli bir olgu.
Kelime kökeni olarak Kenan tanrısı el/il den gelir bu tanrı el/il ismi Kenan dillerinden diğer Sami dillerine geçmistir ibranice el, arapça al veya il,akadca ula gibi
Hatta melek isimlerini söylerken de anlayabiliriz
islam:Cebrail,Mikail, israfil,azrail gibi
Hristiyanlık-musevilik:rafael,mikael,gabriel,uriel,ezekiel,castiel gibi
Tabi Kenan panteonu ile hiçbir alakası yoktur ayrı konu.
yahu kim ki bu da benim halkımı benim milletimi tehdit ediyor? ey allah sen kimsin ya? benim halkım senden güçlü.
bi de atamış muhammed diye birini, yahu illa biri mesaj vericekse, halk seçsin gönder ona mesajlarını? halktan korkarak iş yapılmaz. gidelim sandığa, halk kimi peygamber seçiyor görelim.