yukarıda Allah'ın zırh yaratmasından hareketle, silahı da Allah'ın yarattığı söylenerek eleştiri getirilmeye çalışılmış.
Allah'ın silahları da yaratması birbirimizi kesip biçelim diye değil, zalimlerin hakkından gelelim diyedir belki?!
kur'an'da nefsi müdafa dışında savaş izni olmamakla beraber pasifizm de yoktur. zaten içinde net savaş ayetleri bulunur.
enfal/17: Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece inananları güzel bir sınavla ödüllendirir. ALLAH işitendir, Bilendir.
enfal/42: Hani siz vadinin beri yamacında, onlar da vadinin öte yamacında mevzilenmişti. Kervan da sizden daha aşağıda idi. Bu karşılaşmayı siz kararlaştırsaydınız karşılaşma konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Oysa ALLAH, yapılması önceden planlanmış bir işi gerçekleştirmekte idi. Böylece, yok edilen, apaçık bir delille yok edilsin, yaşayan da apaçık bir delille yaşatılsın. ALLAH işitendir, Bilendir.
bakara/154: ALLAH yolunda öldürülenlere, 'Onlar ölülerdir,' demeyin. Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.
burasının bir sınav dünyası olduğu unutulmamalı. Allah alkolü de yaratır ama içimi yasaktır.
Allah'ın sıcaktan korunmamız için yarattığı elbiselere karşı, "bu aynı zamanda siz yanın diye sıcağı yarattım demektir" demek ne kadar saçma ise, Allah'ın savaşlarımızda kendimizi korumamız için yarattığı elbiselere karşı, "bu aynı zamanda birbirinizi kesin diye silah yarattım demektir" demek de o kadar saçma.
savaş, bu sınav alanında çokça karşılaşılan bir durum. fakat buna karşı Allah bizi savaşlarımızda koruyacak elbiseler de yaratmış.
örneğin, kehf/90: Uzak doğuya varınca, güneşi, kendilerini güneşten koruyacak herhangi bir şeye sahip olmayan bir topluluk üzerine doğar buldu.
bizim durumumuz da böyle olabilirdi. ama Allah'a şükürler olsun ki değil...
papağan gibi aynı şeyi tekrarlamana gerek yok. ayrıca sürekli insanın özgür iradesini yok sayıyorsun. savaş bir sınav olarak vardır. savaşta kendimizi koruyacak elbiseler de bir hafifletme ve şükür vesilesi olarak vardır.
arapça el-ilah sözcüğünden gelmekle birlikte "yüce varlık" gibi bir anlamı vardır. yani özellikle islam'ın tanrısı anlamına gelmiyor. o yüzden "tanrı değil allah" muhabbeti yapmayın. adamı hasta etmeyin.
bakara/141: işte onlar bir toplumdu; gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.
ben ataların yaptıklarından sorulmayacağım, ben kendime bakarım. ne programından bahsediyorsun sen? Asıl kur'an'ın allah kelamı olduğunu inkar etmek için halden hale giren sensin.
Kudreti ve 99 isminin hakkıyla kainatın tek sahibi. Bir karıncadan bir gezegendeki yıldızların rotasına kadar istikamet veren 5 vakit secde ettiğimiz yüceler yücesi.
tanrı teriminden çok çok daha üstün. Her şeyi yaratan, yoktan var eden. Hayatımızı düzene sokan , nefes aldığımız, yaşadığımız her an için miyonlarca şükretsek az gelecek bir yaratıcıdır.
kabul etseniz de etmeseniz de o sizi yarattı bir gün öldürecek ve sonra tekrar diriltip bizi sorgulayacak.
Inandığım arkadaşım. Varlığına birliğine ve gerçekten samimiyetine inandığım o kutlu Yoldaşım..
Ben bu dizeleri yazarken sen nerdesin? Önemli mi? Bunun bir önemi yok. Çünkü gerçek aşk tutsaklık kabul etmez. Gerçek aşk, özgürlüğü arzular. Sen ki benden uzakta olsan dahi bunu hissetirmeyensin. Seni seviyorum ve seni arzuluyorum.
Sevgili Yoldaşım, senden gelen parça ile hayata devam ediyor ve yaşıyorum. Biz seninle biriz. Seninle hayatın ve islam kavramını idrak ediyoruz.
Sıkıştığım anda sunduğun çözüm ve rahatlama gerçekten senin aşkın iledir. Yoksa sadece var olman bunu gerektirmez. Aramızda ki samimiyet bizi daha güçlü kılacaktır. Yoksa suyun varlığı ile susuzluk bir çelişki değildir. Daima daha iyi ve daha güzel olasılıklar edineceğiz. Bu yüzden; beni koruduğun ,bağışladığın ve büyüttüğün için sana teslim oluyorum. Çünkü asıl özgürlük aşk Uğruna tutsak olmaktır...
mesela "benden isteyin" der, fakat istediğimiz şeye ulaştıktan sonra nankörlük etmemek için ya da ona ulaşabilmek için bazı başka noktalarda eğitilmemiz gerektiğini de söyler. mantıklı mı? evet. yani; "sen iste ama, ben senin için daha faydalı olacak bir süreci hazırlayabilirim sana" der. bu süreci de genel öğretisinde sabra ve sponteneliğe (kendisine teslim olmaya) bağlar. örneğin muhammed zorunlu hicret ederken "yanınıza bir şey almanıza gerek yok, raad olun, hayvanların hergün yiyecek bulmasını nasıl sağlıyorsam onu da hallederim" diyor.
yıllar süren incelemelerim sonucunda bütün öğretisini tam teşekküllü uygulamanın gerçekten çok zor olduğu kanaatine vardım. yani uygulama derken "olmasını istediğin insan olmak" için gerekli olan süreç ve tahammülden bahsediyorum, işin oruç, namaz kısmı en basit yanı... yoksa şunu öldürün, buna böyle ceza verin, cennet, cehennem mahşer konuları sik beyinli ergen ateistlerin dediği gibi öyle boş konular değil.
binaenaleyh aslında gerçekten dürüst, yani çok dürüst bir insanın dürüstlüğü aynı zamanda doğamızda olan aç gözlülük, açık bilgisizlik, nankörlük ve cimrilik gibi anlık değişiklik gösterebilen yapımızla yüzleşmeyi beraberinde getirdiğinden onun bazı isteklerini yapma iki yüzlülüğündense hiç iletişime geçmeme noktasına getiriyor insanı... -o kadar dürüstsen bir pislik olarak tanrının karşısına geçmeye utanmıyor musun- bunun ertesinde olmadığı ve hatta ondan nefret etmemizi sağlayacak olay ve fikirleri araştırıp benimseme süreci geliyor. allah varsa neden böyle, allah varsa neden şöyle gibi hedeler...
örneğin ferhunde öldürüldüğü zaman "ulan allah olsa, bu ağzından allahuekber düşmeyen lavuklara biraz da olsa hayrı dokunurdu" diye düşünürüm.
özetle; olabilecek en mantıklı tanrılardan biridir fakat benim açımdan varlığı veya yokluğu tam manasıyla muğlaktır. 30 yıldır dengede götürdüğüm düşüncelerimin bana uygun olduğunu, yani bilgiye salt bilgi olarak bakmanın bana uygun muhtemel en iyi sonucu verdiğine inandığımdan; eğer bir tanrı var ve o allah ise zaten bana gıcık olmayacaktır. öte yandan ateistlerin kesinlikle en az afgan müslolar kadar fanatik mal sürüsü olduğunu düşünüyorum.
Kendi verdigi akli kullanarak kendisine tapinmayanlari aci icerisinde cezalandirmak icin yarattigi cehenneme gondermekle tehdit ederken, onlari bir annenin cocugunu sevdiginden daha fazla sevdigini beyan eden, liderlerinin ayi ikiye bolup kanatli beygiriyle gok yuzune yukseldigine inanilan bir grubun birbirinin kafasini keserken ismini naralar esliginde attigi hayali varlik.
Arapların çok tanrılı inancında en büyük tanrı ve onu simgeleyen put. Allah kelimesi Tek tanrılı Arap inancına tek tanrının karşılığı olarak geçmiştir. Son anlamıyla karşılığı Türkçede tanrı anlamına denktir.