albert camus

entry497 galeri92
    71.
  1. 70.
  2. yabancı isimli romanının hacmi küçük, anlatımı yalın fakat etkisi büyüktür. o büyüklüğü anlayabilmek için o sade hikayeyi bir çok düşünceyle yoğurmak gerekiyor.
    4 ...
  3. 69.
  4. kendisinin nobel i kabülü ve sonrasında sartre ın reddi ile ilgili verdiği beyanatta kendisinin sartre kadar büyük olmadığını dile getirmiştir. bu sade dürüstlüğünden dolayı kendisine de bir büyüklük atfedilmesi izansızlıktır, şuursuzluktur. sartre ile kıyaslanması da aptallığın ve cahilliğin doruğudur.
    4 ...
  5. 68.
  6. 67.
  7. Turizm rehberlik dersinde final kağıdına not olarak geçilen bir düşünür Albert Camus.
    0 ...
  8. 66.
  9. "yabancı" ile insanı kendine ve dünyaya iyice yabancılaştıran, istediğini başarmış yazar.
    3 ...
  10. 65.
  11. bugün ölümünün 49. yıl dönümüdür.
    2 ...
  12. 64.
  13. ölümünün ardından, tanıklılarından andré blanchet'in satırları dokunur en çok:

    "albert camus öldü diyor radyo. yürek kasılıyor. son savaşla yaşama adım atmış ve güvenlerini bu yaşlı yoldaşlara bağlamış bütün bir kuşak artık yalnızca parçalanmış bir biçimde, şosede yatan bedeni, böylesine birdenbire sönen yüreği ve ruhu düşünüyor. ölüme karşı isyan etmek; bunu bilirdi camus. son hızla üzerine gelmekte olduğunu gördüğü ölümün büyüleyiciliğinde yaşadı..."

    pelit-villeblevin belediye binasındaki katafalkı üzerinde parıldaşan o ışık kümesi şahidim olsun; tutkuyla onun yolu hala açık. sevgili camus, bir anlam bulamaman nedeniyle çektiğin acıların dinmiş olması ümidimle.
    3 ...
  14. 63.
  15. henüz insanlıktan yoksun olmayan, resimsi ve böylesine mutlu yaşanılan bir mahallede, annesinin eviyle fıçıcılık yapan amcasının atölyesi arasında büyür, küçük albert camus. l'envers et l'endroit (türkçe'ye "yüzü ve astarı" diye çevrilmiş olmalı veyahut "tersi ve yüzü" emin değilim, araştırın bir zahmet.) adlı eserinde anımsadıklarından bahseder:

    bir yoksul mahallesinde yaşayan küçük bir erkek çocuğu düşünüyorum. bu mahalle, bu ev! ev yalnızca bir katlıydı ve merdiveninde ışık yoktu... yaz akşamları işçiler balkonlarında otururlardı. onun ise yalnızca küçük bir penceresi vardı. evin ön tarafına iskemle taşır, akşamın tadını çıkartırlardı.. yaz geceleri, içinde yıldızların parıldaştığı, anlaşılamayan gizler! çocuğun arkasında kötü kokan bir koridor vardı; kırılmış oturaklı iskemleciği de altından kayıyordu. ama o, gözlerini kaldırmış, temiz geceyi içine çekiyordu.
    1 ...
  16. 62.
  17. 1913'de doğup 1960'da bir trafik kazasında yaşamını yitiren 20. yüzyıl Fransız Edebiyatı'nın çok önemli yazarlarından biridir. Cezayir asıllı değildir. Babası Cezayir'e yerleşmiş, 1. dünya savaşı'nda cephede ölmüş Alsas'lı bir fransız, annesi ise bir ispanyoldur.

    Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy, villeblevin kasabasındaki mezarını Paris'e, fransa'nın önde gelen sanat ve bilim erbabının defnedildiği Pahtheon'a nakletmek istemiş ama Camus'nun çocukları, babalarının şöhretten nefret ettiğini söyleyip mezar nakline sıcak bakmamışlardır.
    1 ...
  18. 61.
  19. Veba romanıyla çığır açan SARTRE iLE BiRLiKTE FRANSIZ EDEBiYATININ EN ÖNEMLi iSMi.
    2 ...
  20. 60.
  21. 'Ahlâka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.' (albert camus)
    3 ...
  22. 59.
  23. " haklı olma gereksinimi sıradan insanlara özgüdür. "
    7 ...
  24. 58.
  25. veba isimli kitabın yazarıdır okunması tavsiye edilir.
    1 ...
  26. 58.
  27. yabancı adlı eserinden etkilendiğim ve aldığım duyumlar neticesinde baş kaldıran insanı okumayı planladığım, mutlaka okunması gereken yazarlardandır kendisi. okudukça kendisi ve dünyası hakkında daha derinlemesine fikir sahibi olunacaktır.
    6 ...
  28. 57.
  29. camus der ki : "hatırlamak icin yavaşlar, unutmak için hızlanırız"
    3 ...
  30. 56.
  31. ''Ahlaka dair ne ögrendiysem futboldan ögrendim.'' sözü çok sık kullanılan yazardır. oysaki bu sözün devamı da vardır: ''Çünkü top hiçbir zaman bekledigim köşeden gelmedi.''*
    0 ...
  32. 55.
  33. kendisinin veba adlı eserini okumak bulantı yapabalir. iç kalkması ve dışa vurumun gerçekleşme ihtimali yüksek olmakla beraber sırtınızdan pis pis irinler akarken kendinizden geçebilirsiniz.
    0 ...
  34. 54.
  35. eserleriyle gecenin üçünden sabaha kadar fikir teatileri yapılmasına sebep olan. geriye hatırda kalan pek bir şey olmaması ise tamamen kişisel problemimdir.
    1 ...
  36. 53.
  37. hayatın can yakan akışını derinden hisseden üstat. hayatı derinlemesine inceleyen ve gerçekten de insana inanan değer veren camus insana olan inancını her eserinde yansıtmaya çalışmıştır. yaşadığı dönemde tüm olumsuz tarihsel olaylara rağmen umudunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. hayatın absürd olduğunu kabul eden camus bizim de hayata aynı şekilde karşılık vermemezi öğütlemiştir. hayata ve olaylar karşısında takındığı genel bakış modern insanın edinmesi ve hayatında uygulaması gereken bir yöntem olarak felsefe ve düşün dünyasında yerini almıştır.
    4 ...
  38. 52.
  39. yanılmıyorsam egzistansiyelist olan düşünür, edebiyatçı vs.
    0 ...
  40. 51.
  41. (bkz: yabancı) romanı sayesinde geniş kitlelerce tanınmış filozof. (bkz: veba) kitabı saygın kalem tutanlar tarafından yabancı'ya nazaran daha başarılı bulunmuş olmasına rağmen ismi anıldığında ilk akla gelen yapıtı yabancı'dır. ve albert camus'a göre en büyük felsefi sorun intihardır. bunun üzerine çeşitli incelemelerde bulunmuş ama kendi içinde hiçbir zaman bunu yeterli görmeyip, bilinci kazarak ışığı aramaya devam etmiştir. eğer ömrü biraz daha uzun olsaydı, yabancı kirabından çok daha önemli yapıtlarıyla inceleneceğinden sanırım bir çoğumuzun kuşkusu yok.
    1 ...
  42. 50.
  43. Mutlulugun hangi ogelerden olustugunu arastirirsan eger, hicbir zaman mutlu olamazsin. Hayatin anlamini ararsan eger hicbir zaman hayati yasayamazsin diyerek sorgulamalarimi azaltmayi saglamis buyuk yazardir...
    4 ...
  44. 49.
  45. veba

    albert camus'nun en önemli eseri olarak kabul edilir. konusu ise cezayir'de bir kent olan oran'da geçer. aslında camus bu sefer de diğerlerinde olduğu gibi kendi dünyasından parçalar anlatır. esasen bu dünyada kişiler dünya ile karşı karşıyadır. umutsuzdur, mücadelecidir, bezgindir, bıkkındır, takmaz, bu ilgi/sizlik zannımca eserin ana noktalarından biridir. belki sartre'in bulantısı kadar olmasa da ondan da geri kalmaz; özelikle anlatımda sartre'i daha iyi bulduğumu söyleyebilirim. başkaldırıyorum öyleyse varız felsefesinin en üst noktasında duran eser olarak da kabul edebiliriz, mücadele çoğul bir hale gelmiştir. genel manada görülür ki karakerlerde de bir ateizm hakimdir tarrou'da bu görülebilir. din değiştiren papaz ise işin ayrı bir yönüdür!(insafsiz adamlık). ama veba bir yerlerde saklanıyor, her an çıkabilir(ölüm gibi) uygun durumu kolluyor!

    eserde beni en çok etkileyen noktalardan birisi vebanın son bulmasında büyük emekler veren tarrou'nun ölümüdür. ölümle umutsuz olan mücadeleyi hayat felsefesi haline getirmiş tarrou'nun ölümü insanı hakkaten etkiler. bir de vebadan ölen insanların gömülecek yer bulamayıp, ocaklarda yakılması ve bunun puslu dumanının tüm şehri sarmasıdır. bir diğer nokta da yargıç othon'un oğlunun ölümünün camus tarafından mükemmel anlatımıdır. ayrıca eseri anlatan vebayle mücadele eden ve o şehrin halkının yarasını saran dr. rieux'dur.

    grant, gazeteci ve özellikle cottard incelenesi kişliklerdir. cottard'ın kendi içine düştüğü tutuklanma yalnızlığını korkusunu, vebada bütün halk ölümden duyar. bu onu rahatlatır çünkü insanlar bir zamanlar kendinin yaşadıklarını yaşamaktadırlar, korku yalnızlığından kurtulmuştur. hiç bir şekilde vebanın geçmesini istemeyen ve bunu biraz da ticari çıkarı için de kullanmaya çalışan bir akbaba görüntüsü verir.

    l'etranger(yabancı)'da ise;

    camus'nun en ilginç romanlarından biridir, romanın kahramanının baştan beri başlayan ilgisizliği göze çarpar. özellikle raymond gibi, bir pezevenkle senli benli olması ya da onun için olmanın ya da olmamanın bir anlam ifade etmemesi ve yine marie isimli kız arkadaşının evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sorduğunda çok rahat bir şekilde evet ya da hayır diyebilmesi, yani şu mantık var, '

    ''evlenelim tamam, ama evlenmesek de olur sen karar ver benim için fark etmez''

    tipi bir bakış açısına sahiptir. 20.yüzyıl insanınnın kendi içersinde yabancılaşmasını ne güzel anlatıyor! hareketsiz sorumsuz anarşik ve pasifize olmuş suretler!

    annesini ölümüyle başlayan olaylar sisilesinde ve özellikle anesini cenazesinde onun yüzünü görmek istememesi fiziksel durumunun fazlasıyla duygularına yön vermesi, olaylara karşı çok ilgisiz ve tepkisiz kalması hakkaten hayret edilecek düzeydedir. bir çok şeye duyarsızdır ve kendinde bir bilinci olmadığını düşünüyorum, arabı neden öldürdüğünü bilmez. birden olmuştur işte 5 el ateş etmiştir. esasen kendi de anlamamıştır. mahkeme de bile durum böyledir, kendisini başkası savunur, bir başkasıdır aslında oynayan, kendisine pek söz vermezler 'sus' kelimesini duyar hep ama idama mahkum olan da kendisidir.

    ''kaderin yazdığı oyunda başrolü oynayan bir figüren gibidir.''

    idama yaklaştığında enteresan şeyler düşünür. giyotin makinasını ya da yalancı bir umut besleyerek af dilekçesini düşünür. biraz kafasına tak eder anlamaya başlar ama iş işten geçmiştir, belki çok bağlantılı olmasa da bu romanın son kısımlarını okurken aklıma tolstoy'un ivan ilyiç'in ölümü isimli eser gelmiştir.

    düşüş'de ise;

    esasen güvensiz iki yüzlü insanlara, kendini başka tanıtan bir insanı anlatır camus burada. aynı zamanda bu romanda, camus'nün diğer romanlarıyle ne kadar bağlantıda olduğu görülür. özellikle veba romanındaki cottard'ın vebanın geçmesini istememesi ve suçluluk duygusunun bütün insanların yaşamasını istemesi bu bağlantı açısından bir örnek ele verir. esasen bu romandaki kişi tam manasiyle, suçluluğu yaymak ister daha doğrusu herkesin suçlu olduğunu belirtir, bu ikiyüzlülükten bıkan ve gerçeği mezara götürmek istemeyen insanın rolu daha da başkalaşır. kendi kendini yargılamaya başlar. albert camus'nun en fazla zevk aldığım eseridir.

    sisifos söyleni;

    bu eserden de saç saça baş başa mücadele kavramını görebiliriz. bununla birlikte camus'nun din şeklinde yaşama anlam verebilme olgusu da felsefece intihar olarak isimlendirilir. eğer absurde felsefesi uyarınca,(camus'ya göre) bu felsefe hayata geçirilmek istenirse insan din olayını aşmalıdır. bununla birlikte camus'nun felsefesinin temel noktalarını bu eserde görebiliriz.

    böyle sağlam bir diğer eseri ise;

    tersi ve yüzü camus'un ilk eseridir, esasen o ilk eserinde yetkinliğe ulaşmıştır. diğer eserlerinden de kopuk değildir. bunu başaran nadir yazaralardan biridir, sonraki eserlerinde de belirttiği gibi camus'nun aslında ulaşmak istediği nokta tersi ve yüzü'nü yeniden yazmaktı ama erken ölüm onu bu planından etti. bu eserinde diğer eserlerinden farklı olarak insan ve dünyayı karşılaştırmak yerine kendi karşı karşıya kalmıştır sorunlarla, çünkü kendinden söz eder kendi mahalesini anlatır. diğer eserlerinde de özelikle veba'da da bu vardır ama şahıslar bu sefer kendisi içindedir. kendi dünyasının yansımalarını bulur. zaten eserleri hep kendi çevresinde olur, yine vebada olayların geçtiği yer bir fransız şehri olan oran'dır. camus'da cezayir de doğmuş ve okumuştur.

    buradan sonra ise sözü biraz tahsin yücel'e bırakalım: ''camus'nun yapıtlarının iki ana niteliğinin somut ile basit masal anlatılarının görüşleriyle karşıtlığıdır, bir dünya görüşünün bir aktörenin özetidir. başkaldırı işın özü somut'tur, aşk somuttur, uyumsuz insan somuta bağlanır. eylemin erinci hep zamanla daha doğrusu bugünle sınırlandırılması, niteliğin yerine niceliğin verilmesi, herşeyin görece oluşu, somuta bağlılığın sonuçlarıdır. basite gelince, camus ikide bir bu konuya döner 'böyle işte dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferinde basitliği şaşırttı beni.' camus herşeyi basite indirgemenin sorunları yüzeyselleştirmek değil, tam tersine, derineştirmek olduğunu anlamak için başlıca yapıtlarını gözden geçirmek yeter. çoklarınca küçümsenip yerilen basitlik camus'da ışıklı bir güç kazanır''. `

    son söz olarak camus yaşasaydı tersi ve yüzünü hem tersinde hem de yüzünden okuyacaktık, ölümü biraz erken geldi zannımca, zaten her ölüm erken ölüm değil midir üstünün tanrıya kaldığı?"
    8 ...
  46. 48.
  47. 'Ahlak ve insanın yükümlülükleri hakkında güvenebileceğim ne biliyorsam onu futbola borçluyum; çünkü ahlakta olduğu gibi futbolda da top hep beklemediğim köşeye geldi' diyen filozof-kaleci camus, futbolla ahlak arasında son derece uygun bir analoji kurmuştur.
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük