molok!
yalnızlık! pislik! çirkinlik! külkovaları ve elde edilemez dolarlar!
merdiven diplerinde çocuk çığlıkları! ordularda hıçkırarak ağlayan oğlançocukları! parklarda gözüyaşlı ihtiyar adamlar!
molok! molok! kabus molok! sevgisiz molok! zihinsel molok!
molok ezici yargıcı insanların!
molok akıl almaz zindan!
molok kurukafa bayrağı çekilmiş ruhsuz hapishane ve elemlerin kurultayı!
yapıları yargı olan molok!
savaşın sayısız taştan abidesi molok! sersemlemiş hükümetler molok!
zihni salt bir makine olan molok! damarlarında kan yerine para dolaşan molok! parmakları on ordu olan molok! göğsü kendi cinsinin etini tüketen bir dinamo olan molok! kenarlarından dumanlar tüten bir gömüt olan molok!
molok gözleri binlerce kör pencere! uzun sokaklarında ebedi yahovalar gibi
gökdelenler dikilen molok! sis içindeki fabrikalarında düş kurup cavlağı çeken molok! devasa bacaları ve antenleriyle kentleri taçlandıran molok!
sevdası sonsuz petrol ve taş olan molok! ruhu elektrik akımı ve bankalar olan molok! yoksunluğu dehanın sureti olan molok! yazgısı cinsiyetsiz bir hidrojen bulutu olan molok! molok adı us olan!
molok içinde yapayalnız oturduğum! kendinde melekleri düşlediğim molok! molok delirdiğim! sikemiciyim molok'ta! aşksız ve erkeksizim molok'ta!
molok ruhuma çok önceleri giren! molok içinde gövdesiz bir bilincim ben!
molok beni doğal esrikliğimden korkutan! kendimden geçtiğim molok!
uyandığım molok! gökyüzünden boşalan ışık!
molok!
molok!
robot apartmanlar! görünmez banliyöler! hazine çatıkları! kör sermayeler! şeytansı endüstriler! hayaletimsi uluslar! mağlup edilemez tımarhaneler! granit yaraklar! canavarca bombalar! onlar cennete kaldırırken molok'u parçaladılar sırtlarını! kaldırım taşları, ağaçlar, radyolar, daha bir dünya şey! zaten varolan ve hep içinde olduğumuz şehri cennete kaldıranlar!
Gece vardiyasında işçileri evlerine bırakmak için tali yolları kullanan bir aracın kaptanıyım ben. Benim görevim sizi emmiyetli bir şekilde evinize bırakmak. Size düşen ise ineceğiniz yerde bana seslenmek...
AFRiKA MENEKŞESi
Düldülün peşinden giden Ali Ocağı
Yıkılsın virahane;
Çin gülü; ebegümeci familyası
it ürür de kervan yürümez mi dayı?
Afrika Menekşesi; moru da mor hani
Aşkın deryasını boydan aşıran
Nerde mecliste bizi Hacil düşüren?
Albay kemal'in soyu sopu kurusun
Ebû leheb özenip de kudursun
Nerde? Mecidiyeköy'de Akın Şahane sokakta
Nerde? Tunalı Hilmi'de bir yok da
it ürür de kervan yürümez mi dayı?
Afrika menekşesi; kıçında var dikeni
Olmaz mı çiçeğin bile sikeni
Nerde bizi mecliste Hacil düşüren
Yarbay kemal'in soyu sopu kurusun
Kurusun da Ebû cehl yanarken avaz
Yapamasın ömrünce sıvaz
Nerde? Bozcaada ' da bir Meyhanede
Nerde? Ağzı şikestede
Palazlanır mı dayı beddua etsek?
الله، تستطيع أن تعطيني القوة والصبر
Desek?
Afrika menekşesi; hallac'ın oğlu
Kıyayım desen kıyamazsın sıfata
Nerde bizi mecliste Hacil düşüren
Albay'ın soyu sopu kurusun
Kurusun da gelmesin nesl-i şahane
Olmasın Hanımın evi Virane
Hanım kucağında bir Bala, ucu bitmiş bir meme
Hanım ne der ele güne
Afrika menekşesi; aklın yobaz morunda alı
içinde olan duygu bir Ali
Nesline bel bağladığın fatıma'nın oğlu
Gitmiş doğru;
açık olsun Bahtı ve yolu...
Uludağ sözlüğün aykırı yazarı. Aba altından dikte edilen kurallara baş kaldırının diğer adı. Bir köşede unutulmuş ve günde iki defa yanlışı gösteren antika bir çalar saat. Dev kazanına dökülen şelalenin ilk damlası.
Her şey benim gözlerimin önünde oldu. Bizi uyumamız oynamamız gereken çağda eğitim ve öğretim adı altında robotlaştıran post-modern firavuna ilk taşı atmamla başladı her şey. Kimseyle ortak kümem olmadı benim , evrensel küme dururken kesişmek ya da ayrışmak işime gelmedi nedense. Dünyayı yaktım içimde ve yaşayan hücrelerime yanan hücrelerin yanışını izlettim. içim yanmış et ,çığlıklar ve golgi aygıtı koktu. Kendim için yaptım bunu. Tam piştim dediğimde mevlana bana "sen gelme" dedi.
bu akşam maç sonrası rütbesi sökülüp, katıksız çadır hapsi cezası alacaktır. fenerbahçe galibiyeti sonrası bayrağını alıp sözlükte ki kutlamalara katılmaya çalışma goygoyu yok hükmündedir.
ne zaman bir kadına aşık olduğumu düşünsem aklıma ilk sigara içişim geliyor. ikisi de plansızdı, alışkanlıklarımdan vazgeçmek anlamına geliyordu, benim için zararlıydı, bunların hayatımda bir yeri olduğunu düşünmüyordum... ilk nefes de ilk öpücük gibi baş döndürücü, gevşetici ve mutlu edici üstelik. benziyorlardı ama sonra yavaşlamaya, mutsuzluğa ve ölmeye gidiyordu yol.
siktir edin bunu şimdi. amacım yazmak değil... hırsızlık yapmak ya da masum birini öldürmek daha meşru geliyor bu öğlen vakti. kısa bir süre önce en fazla birilerinin göt kılı olabileğimizi öğrendim. bir bardak çaya 3 lira verebilen, sinemada filmin başlamasını beklerken reklam izletilebilen insanlarız biz. bizim için isyan ya da umut ancak bir aldatmacadan ibarettir.
dediğim gibi yazmak artık yapabildiğim bir şey değil. uğruna yazabilecek çok şey bulamıyorum uzun zamandır. bulduğum nedenleri de berbat etmek, yerin dibine sokmak ya da değersizleştirmek gibi bir yeteneğim var, daha önce de bahsetmiştim. hal böyleyken yazmak kısır ve sıradanlaşıyor, en azından benim için. ben bir yazar değilim, özellikle de yazmak zorunda iken yazmayı hiç beceremem.
bir sabah erkenden bir kadın sesiyle uyandırılmayı özlemişim. bugün fark ettim... daha doğrusu bunun ne kadar önemli olduğunu onu da kaybedince anladım. kaybetmeyi kabullendiğimden beri böyle detaylara takılmamaya alışmıştım. ama dün geceki gidiş... tanrım... lanet bir beyin travması gibiydi. babanın kalp krizi geçirmesi kadar çaresiz bırakıyor üstelik. ve söyleyecek çok lafımın da olmadığını fark ettim. ne diyebilirdim ki? bunu atlatsak yarın yine güzel bir anda, özel bir konuşmanın ortasında tüm bu birikmiş detayları sömürecektim. kaybetmek kötü bir alışkanlık, kabullenmek ise iğrenç bir his. bunlara alıştıktan sonra da berbat bir adama dönüşüyorsun... dediğim gibi yazılacak bir şey de kalmadı zaten.
Kucakta götür taksici sever o öyle şeyleri sonra yunan nasıl izmirden denize döküldü orospu çocuğu sariklilar nasıl menemende olay çıkardı anlat ninni gibi.