ülkemizin sanatçıya verdiği değerin somutlaşmış halidir. geçmişte hain denilen insanlar nasıl şimdi çok değerli oldularsa ahmet kayaya da olacak olan odur. fark ettiyseniz başlamaya başlamıştır bile. fakat neye yarar iş işten geçtikten sonra.
16 Kasım 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.
Eğer sadece yaptığı şarkılarla anılmak isteseydi zaten siyasi düşüncelerini o şarkılarda belirtip üstüne pkkyı savunmazdı. Müzik evrenseldir sadece müziğini dinletmek isteyen istediği kadar şarkı söyleyebilir, siyaset mi yapacak, örgütü mü destekleyecek? Yeri sahne asla olamaz. Bu provokatörlüktür. Halkı ayaklandırma şeklidir.
Sen miydin o yalnızlığın mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim, günün birinde insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
üzülsem, kırılsam, burkulsam, sevinsem, gülsem, ağlasam her parçan ile her müziğin ile yanımızdaydın.. kırgınlığım büyüktür sana.. en ihtiyaç duyduğum yaşlarımda yoksun yanımda. bıraktın bizi parçalarınla yetinin dedin.. yetmiyor be abi.. hep bir ukte kaldı içimizde "acaba ahmet abi yaşasa şimdi nasıl parçalar yapmıştı" diye..
ne yerini tutabilen oluyor, ne de doldurabilen.. bir boşluk bıraktın sevenlerinde ve bıraktın gittin..
yakışmadı gözüm..
oysa hayalimdi çocuğumu alıp senin konserine gidebilmek.. seni canlı bir şekilde görüp sesini canlı canlı dinlemek.. sen ne yaptın? çektin gittin..
aşk olsun iki gözüm, aşk olsun..
kızgınlığım bırakıp gitmendir başka bir şeyden değil.. sen ki beni ilk ağlatan, sen ki beni ilk candan güldüren, sen ki beni ilk defa hasrete ve özleme düşüren adam.. gittiğinden başka nasıl kızalım sana..
doğum günün kutlu olsun gözüm, ama yine de aşk olsun..