Ahmet Hakan: _Bu akşam da iftarda mıydınız?
Ekrem imamoğlu: _Evet
Ahmet Hakan: _Yoksul iftarı mı?
Sen nasıl bir insan, nasıl bir gazeteci, programcısın Ahmet Hakan? Hiç utanman yok mu? Yoksul iftarı ne demek?
bunun programını izliyoruz, gazetede yazısını okuyoruz işte yazık bize, her diksiyonu düzgün konuşması akıcı insanı namuslu temiz yürekli sanıyoruz gerçekten yazık bize, tanım: iddialara göre tarafsız gazeteci, yazar insanı.
Açıklanan, Danıştay raporlarında olan yolsuzluklar ayyuka çıkarken; ispak gibi bir kurumun 1000 araçlık bir parkında sadece 3 tanesi kâr olarak gözükmesine "nasıl olabilir, 997 araç nasıl masraf görünebilir" diye sormaya ne aklı ne de ahlâkı olmayan sığırlara ne anlatabiliriz?
Hâlâ konuyu Ekrem imamoğlu veya Binali Yıldırım ya da CHP veya AKP üzerinden tartışan koyunlar var.
Bu durum bir siyasi parti, bir yerel seçim, adaylar tartışması değildir.
Tartışmanın temeli ahlâk var mı yok mu tartışmasıdır.
TÜiK verilerine göre 2018 sonu Aralık ayı rakamı22 milyon 865 bin 921 tane ülkemizde trafiğe tescil edilmiş araç var.
Bunların içinde 12 milyon 381 bin otomobil var.
Sadece istanbul'da 4.5 milyon araç var. Bu rakam plakası 34 olan araçlar.
Sokak cadde park yeri olup, ispak gibi bir kurum nasıl 1000 araç parkından sadece 3 tanesi kâr olarak bir kazanç elde eder de 997 tanesini masraf gösterebilir?
TV de ekrana çıkan hangi aday parti olursa olsun bunu sormayan insanın ya aklı ya ahlâk değerleri tartışılır.
Çünkü; iş ahlakı bunu gerektirir.
tartışma konusunu seviyesini Ekrem imamoğlu, yok Ekrem papazoğlu, olmadı; Ekrem rumoğlu yunanoğlu seviyesine çeken insanın eleştirilmesi kadar normal bir durum yoktur.
Biraz aklı ve ahlâkı değerleri olan bunu anlar.
Aklı ve ahlâk değeri olmayan bunu anlamaz.
TV yayıncılığı, habercilik açısından ofis boy bile olamayacak insanlar ekranlarda program yapıyor-sunuyor.
Düşünün, New York belediye başkan adayı Nicole malliotakis milyonlarca dolarlık yolsuzluk olduğunu söylüyor.
CNN de Richard quest yayını bitiriyor.
M. Malliotakis, New York belediye kaynaklarının birilerine peşkeş çekildiğini söylüyor.
R. Quest ama size Çinli (Çin ile yapılan ticaret savaşı) diyorlar.
Kişisel haklar özgürlükler anayasal teminat altında olan seçme seçilme hakkı gasp edilmiş, bizim de oylarımız yanlış yazılmış diyen m. Malliotakis.
Seçimde görevli insanları atayan, seçimi yapan, bunun sorumluluğu sanki Mars'lılara ait gibi r. Quest kalkıp burada mağdur olan seçimi kaybeden bill de blasio demesi.
programa kendini çok akıllı biri olduğunu sanarak başlamıştı, bitince yeterli aklı olmadığını anladı. ne demişler ; el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu gürz sanar.
Programı izlemedim. Küçük küçük 1 er dakikalık parçalar izledim. Ekran yasaklı birinin ana akım medyada izlenmesi açısından olumlu gelişme olarak görüyorum.
izleyenler kendi zaten karar verir neyin ne olduğuna.
Hiç mi gurur yok lan sende? Açıp izlersin yaptığın programın tekrarını. Utanır mısın yada sana vadedilen şey neyse onu elde etmenin haksız gururunu mu yaşarsın?
Umarım medya dünyasından normal yollarla gitmezsin siktir olup gidersin.
Programı terkeden konuk görmüştüm de, kendi programını terk eden moderatör görmemiştim hiç, hahaha. Büyüksün ekrem başkan.
Tanım: Omurga nakline ihtiyacı olan “gazeteci”
kendisi bohem yaşayıp tam tersi bir dünya görüşünün ülkeye hakim olması için kıyasıya çabalayan ama sıkışınca da sıvışan günümüz gazetecilerinden biri.
Bugüne kadar ülkedeki ortada duran bir medya sistemi olarak gördüğümüz doğan grubu satıldıktan sonra demirören grubunda programı ve yazılarına devam eden kişi. Bu tür yandaş gruplarda balans ayarı olarak istihtam edildiğini bir kenara koyacak olursak ben bu adamın biraz daha vicdanlı yazdığını ve tarafsız olma gayreti içinde olduğunu düşünürdüm. Ancak dün geceki programda Melih Gökçek gibi bir çöpün oyununa gelerek özellikle iki konuyu gündeme taşıdı ve imamoğlu'nu bu konularla sıkıştırmaya çalıştı. Biri Pontus Rum meselesi, diğeri de şike ve stv yorumculuğu mevzusu. Karşısında haklı olarak aldığı sert tepki sonrası gerildi ve vicdanen yandaşın sığınağına çekilmeyi tercih etti. Programın süre doldu gerekçesiyle erken bitirmesi ise tam bir faciadır. Bugünden itibaren Ahmet Hakan bir yandaş kalemidir. Ve kendisi hızlı bir karar verip bu meseleden sıyrılmayı başaramazsa bu güruhla birlikte yok olup gidecektir.
Muhtemelen kendisini uzun yıllar geçindirecek bir birikim sahibidir. Önerim şu ki acilen istifa etmeli ve dün yapılan ayıbın sebebinin kendisi olmadığına toplumu ikna etmelidir.
adam dün ağzını açmasa yine burada linç yiyecekti, öyle bir kesim var çünkü imamoğlu kutsaldır karşısına bile çıkılamaz, oturulamaz. program açıklanır açıklanmaz daha adamın tavrına bakmadan lincini hazırlayan var.
buna da yandaş diyenin aklından zoru vardır. bırakın bu antipatik linç havalarını.
ahmet hakan'nın kariyerine kara bir lekedir.
aa belki de akp'liler bunu evinin kapısının önünde dövmüşlerdi ya, yine yapalar diye korktu belki. o yüzden belediyenin gereksiz harcamaları ve israfları açıklayacağı sırada yayını bitirme kararı aldı.
bu adamın adam sanılıp hala tv lere falan cıkması ülkenin feci durumunu ortaya koyuyor zaten bu adamı sav 'un unlar bu gun ekrem baskana yapılan şey tuttugunuz partinin elemanına yapılsa yine savunurmuydunuz bu sorunun cevabı sizin seref ve haysiyetinizle paralel hade eyv.
zamanında "ben soru soracak kadar delikanlı değilim" temalı köşe yazısı yazmış olan sözde gazeteci ve tv programcısı. üzücü olan hala ciddiye alınabiliyor ve bu işlerden para kazanabiliyor olması.
siyasetçilerin üzerine tv programlarında gidilmesi iyi bir şey. Çünkü karşındaki kişiyi köşeye sıkıştırdığında anlarsın iyi siyasetçi mi değil mi. hatta bazen gazetecinin karşısındaki siyasetçiye zor sorular sorması, o siyasetçiye bile yarayabilir. o soruları güzelce bertaraf edebilirse, ekran karşısındaki insanların saygısını daha bir kazanır. o yüzden ben sevdiğim ve desteklediğim siyasetçilerin yandaş gazetecilerin karşısına çıkmasından memnuniyet duyarım.
ama....
zor soru sormak farklıdır, karşı tarafı itibarsızlaştırmaya çalışmak farklıdır.
şu "yunan" meselesinin halkta hiçbir karşılığı yok. hiçbir chpli "ekrem başkana yunanlı demişler, artık oy vermeyeceğim" demez, hiçbir akpli de "ekrem imamoğluna yunanlı demişler, tam oy verecektim de vaz geçtim" demez. bu siyasi argüman üretemeyen insanların işi sulandırmasıdır. zamanında abdullah gül'e ermeni, Rte'ye de gürcü dediler. eeee? bu halkta bir karşılık buldu mu? bir antipatiye sebep oldu mu? hayır.
e bu meseleyi bu kadar uzatmanın sebebi ne? adam kendisi hakkında siyaset dışı bütün laf dalaşlarına katılmak zorunda mı? buna mecbur mu? Ben de diyorum ki binali yıldırım arjantinlidir. hadi bunu internette yayalım ve binali yıldırım "bakın arkadaşlar ben arjantinli değilim" diye açıklama yapsın. bu mantıklı mı?
yani ahmet hakan, bu yaptığınız akit gazetecilerine yakışmaz. istanbul'un o kadar derdi var. siz belediye başkan adayına ne soruyorsunuz? "size yunanlı diyenlere neden cevap vermediniz?" gerçekten gazetecilik anlayışınız bu mu? ve bunu yarım saat devam ettirdiniz. adam "konuyu değiştirelim isterseniz, ekonomiden konuşalım" dedi. siz hala "yunan" mevzusundasınız. ayıp ulan. mesleğinize de mi saygınız yok?