onun gibiler daha çok mimlenecek akp'li diye, cumhuriyet düşmanı diye, kürtçü diye, laiklik karşıtı diye... daha çok!
yalnız her insan gibi hataları olmuştur. bunu ben de("ben de") yadırgadım. muhsin yazıcıoğlu kazasını ntv ile bağdaştırmışlardı. kendilerne "alperenci gençlik" denilen kesim bassaydı ntv binasını? hiç düşündünüz mü bunu? yazarlarınızdan rasim özdenören'i dövmemişler miydi? kelimelerini, haberlerinizi biraz daha ölçüp tartın lütfen.
ayrıca bugünkü yazısında benim bu aralar kafamı kurcalayan, artık "tamamen" devlet kafasında olmayacağıma dair söz vermemden, bunu takiben ermeni soykırımı, kürt meselesi (milliyetçilik damarlara kadar zerkedilmiş bir toplumun sorunlara bakış açısı bile komik değil mi? kürt meselesi, ermeni asdalk...) vb konuları tekrar araştırmama karar verdikten sonra tam anlamıyla cuk oturmuştur.
bugünkü yazısı yine midemi yine bulandırmış şey.
elazığ depremi üstünden, yani ölen insanlar üstünden siyaset yapacak kadar, ideolojisin kusacak kadar, laiklik ve cumhuriyete bok atacak kadar akp'yi yalayacak kadar insanlıktan uzaklaşmış.
lan yeterin be. ölen insanlar üstünden bari prim yapmayın.
allahtan korkun. o yoksa insanlıktan utanın.
ciddi yettiniz be arkadaşım.
bu kaçıncı rezaletiniz.
son cümlede düşünün allahın cezaları demiş.
bende diyorum ki düşün allahın cezası.
acaba ölen insanlar üstünde ideoloji kusarken hiç mi vicdanın sızlamadı.
geçenlerde sabahın köründe, sersem şekilde evden çıkmam gerekti. gece yağan yağmurdan yerler hala ıslak ve yerleşkemiz istanbul olduğundan bittabi çamurluydu. işlerine yetişmeye çalışan sıradan köleler buna pek de aldırmıyordu da neyse efendim konudan sapmayalım, derken bir sokak iti; görüş alanıma peydah oldu, evvelki sahipleri veya kendisine kemik atanlardan alışmış olacak ki; takım elbiseli, favorileri kılçık, çalıştığı iş merkezine gitmek için evden sağ ayağı ile çıkarken 'pismillah.' çektiğine bire beş bahse gireceğim bir tipin götüne takıldı.
her şey olması gerektiği gibiydi, yavşak takım elbiseli ortodoks itin kafasını kuçuladı, 'gel hele' dedi. it de yavşak tipin götünü kerteriz alarak tek sırayı bozmadan peşi sıra ilerledi. it; yavşağın yolundakilere havlamakta herhangi sakınca görmeyecek kadar acıkmıştı. yavşak bu durumdan gayet memnundu.
o sırada yerde bir gazete parçası gördüm, ahmet altan'ın bir yazısı çamurların içerisinde öylece duruyordu. yavşak tipin köpeği zehirleteceği zamanın kesinliğinden ne köpek ne de ahmet altan haberdardı.
yavşak tip ve ben bu bilgiyle birlikte günümüze devam ettik. geri kalan herkes diz çökmüştü.
bugün yazdığı yazıda, elazığ depremine ilişkin tespitlerde bulunmuş. güzel noktaya mı değinmiş, e illaki. böyle basit bir konuda orta son çocuğunu getir, farklı tespitlerde bulunmaz.
ama genellemelere tabi tutarsak, güzel. elazığdaki köyde de kerpiç ev, çanakkaledeki evde de.
(bkz: yapma bana numara)
yazısında kilisenin papazını da sikiyor, hadi bakalım.
--spoiler--
Amerikan Kongresinin bir komisyonu soykırımı kabul edince biz aşağılanmış oluyoruz. Aşağılanma nedir biliyor musunuz? Aşağılanma, elâlemin parlamentosunun bir komisyonunda verilecek iki üç oyun nasıl olacağını milyonlarca insanın heyecan içinde beklemek zorunda kalmasıdır. Aşağılanma budur.
O komisyon sonucunu kendisi için hayati bulmaktır aşağılanma, bir adamın bir oyu yüzünden kendini yenilmiş hissetmektir aşağılanma, bütün ulusal kimliğinin bir komisyon kararıyla belirleneceğine inanmaktır aşağılanma, başkasının parlamentosundan çıkacak kararı tırnaklarını yiyerek beklemek zorunda kalmaktır aşağılanma.
--spoiler--
dön yalvarırım dön bırak köşe yazarlığını, dön ne olursun dön artık senden mistik cümleler, aşk üzerine yazılan o anlaşılmaz ama okunması gereken romanlar bekliyoruz ne olur karıstırma artık bu ülkeyi, eğer geriye dönmezsen bu ülkenin tarihine kara leke olarak geçeceksin ve seni kimse silemeyecek. dön....
"* Veya anne - oğul, baba - kız arasında olan ilişkiler...
- Tabii... Bunlar yeni teoriler değil. Bu benim fikrim değil. Özellikle araştırmacılar Amerika'da bunu araştırıyor. Birbirini bu kadar seven iki insanın mesela bir erkek kardeşle kız kardeşin, bir anne ile oğlun, bir baba ile kızın... Birbirini bu kadar çok seven insanların, kadınla erkek arasındaki sevginin son noktası olan sevişmeye ulaşmamalarında bir yanlışlık olduğunu iddia ediyorlar. Doğru olabilir..."
pek hoşlaşmayız birbirimizden ama uzun zamandır ilk kez tarafsız bir yazısına şahit oluyorum. çünkü yapılan nahoşluğu aksak bir bakış açısıyla değerlendirmemiş, tek taraflı düşünmemiş.
hayret, diyesim geliyor. çünkü birkaç gün evvel yazdığı şu yazıda, sırf atatürk'e diktatör diyebilmek için fırsat kolladığını hissetirmişti bana. http://taraf.com.tr/makale/9743.htm
yazıyı okuyunca nereden nereye diyesim geldi ama eleştirel gözle okumayanlar için durum gayet normal olabilir.
neyse efenim beğendik bu yazısını, çoklu bakış açısından şaşmasını dileriz.
nafile olduğunu bile bile...