Liberyalı eski bakanlardan Emmanuel Bowier'in röportajını okurken karşılaştığım sosyalizm türü. Yani röportajda isimlendirilen bu değil tabi ancak benim çıkarımım bu. ilk entry de bahsedildiği gibi 1960'lar değil 1800'Lü yıllarda böyle bir sosyalizm geliştirilmiş batı afrika kıyılarında. Gerçi bu "sosyalizm" den nasıl bir çıkarım yaptığınızla ilgili ya neyse...
--spoiler--
Bu bölgede yerleşik olanlara yani yerli halka göre toprak bir kişiye değil, tüm topluma aitti. Eğer bir kişi, toprak istiyorsa bölgenin yöneticisine ya da krala gider ve söz konusu yönetici veya kral da halkı bir araya toplar ve onlara yabancının kendilerinden toprak talep ettiğini ve aralarına yerleşmek istediğini söyler. Halk kabul ederse yabancının toprak isteğini, kendilerinden bir hediye olarak bir toprak parçası verirler o kişiye. Ama dikkat ediniz, bu bir hediye; bu hediye toprağın satın alımı için verilmiş bir para değil, sadece yabancının kendileriyle birlikte yaşaması için halkın saf, temiz yüreğinden gelerek yabancıya verdikleri bir armağan. Yabancı onlarla birlikte yaşamak isterse bu hediyeyi kabul eder; istemezse halkın hediye verme gereği kalmaz, yabancı da geri gider. Afrikalılar bu toprak düzenine müşterek toprak mülkiyeti der. Amerikadan gelen insanların (yani, daha önce köle olarak Amerikaya giden Afrikalıların) mülkiyetle ilgili görüşleri tamamen farklıydı. Amerikada herkes bir şeylere sahip olmak ister zihniyeti hâkimdir. Bedelini ödeyerek bir toprak parçası satın alırsın. Bu toprak hem senin hem de senin çocukların ve tüm neslin içindir. O toprak üzerinde başkasının hakkı yoktur. Afrikada böyle değil, ekip biçtiğin sürece bir toprağın sahibisindir, yani o toprak üzerinde yaşar ve toprakta tasarruf edersin, bu isterse 200 yıl sürsün. Ama ekip biçmeyi bıraktığında, toprak doğrudan halka iade edilir. Sonra bir başkası gelir ve ekip biçmek kaydıyla oranın sahibi olur. işte Amerikalılar gelip de toprak istediklerinde ve bu amaçla burada yerleşik olan insanlarla pazarlığa giriştiklerinde ve halka kıyafet, likör, boncuk, bilezik vb. türden hediyeler verdiklerinde halk bunu hediye olarak algılar ve bu hediyeyi de yabancıların kendileriyle barış içinde yaşamak istediklerinin bir işareti olarak düşünür. Halbuki Amerikalıların zihniyetine göre onlar halktan toprak satın almaktadır. işte iç savaşa zemin hazırlayan asıl sorun da bu şekilde başladı.
--spoiler--
Afrika sosyalizmi, 20. yüzyılın ortalarında (1950-1980 arası) sömürgecilik sonrası dönemde ortaya çıkan; klasik Marksizm'den farklı olarak Afrika'nın geleneksel toplumsal yapısını ve kültürünü temel alan özgün bir ideolojidir.Bu akımın temel özellikleri ve liderleri şöyledir:
Temel Özellikler
Geleneksel Toplum Vurgusu: Afrikalı liderler, kıtanın sömürge öncesi geçmişinde sınıf çatışması olmadığını, aksine ortaklaşa mülkiyet ve dayanışma kültürünün (Ubuntu gibi) zaten mevcut olduğunu savunmuşlardır.
Sınıf Mücadelesinin Reddi: Batılı sosyalizmin aksine, Afrika sosyalizmi toplumun doğal olarak "sınıfsız" olduğunu ileri sürerek Avrupa merkezli "sınıf savaşı" kuramını reddeder.
Özgünlük (Melezlik): Ne Sovyet tipi komünizme ne de Batı tipi kapitalizme tam uyar; dini inançlara ve yerel geleneklere saygılı, pragmatik bir "orta yol" arayışıdır.
Ujamaa (Ailelik): Bu kavram, özellikle Tanzanya örneğinde, geniş ailenin ve köy topluluklarının kalkınmanın temel taşı olarak görülmesini ifade eder.
Önemli Liderler ve YaklaşımlarıJulius Nyerere (Tanzanya):
"Ujamaa" (kardeşlik/ailelik) politikasını başlatmış, köyleri kolektif üretim birimlerine dönüştürmeyi hedeflemiştir.Kwame Nkrumah
(Gana): Sosyalizmi Pan-Afrikanizm (Afrika birliği) ile birleştirmiş ve sömürgecilikten tam kopuşu savunmuştur.Léopold Sédar Senghor
(Senegal): Terimi ilk kullananlardan biri olup, sosyalizmi Siyahi bilinci (Négritude) ile harmanlamıştır.
Afrika sosyalizmi, 1980'lerden itibaren yerini büyük ölçüde daha ortodoks olan "bilimsel sosyalizme" veya serbest piyasa reformlarına bıraksa da, kıtanın kimlik inşasında derin izler bırakmıştır.