adımlar

entry22 galeri2
    1.
  1. 2.
  2. bir adım attığım yerde
    ne vardı ki
    gitmemle kayboldu

    her adımımda
    sonsuz ben'leri koyuyorum
    boşluğa
    ve yine ben dolmuyorum

    geçip gittiğim yerlerden
    iç içe
    öne
    ve arkaya bakan
    bir sürü
    ben
    ler
    koymuşumdur
    eskileri çocuk
    şimdikiler ihtiyar

    (bkz: asaf halet çelebi)
    0 ...
  3. 3.
  4. Jerzy kosinski'nin sapkın ilişki tasvirleriyle dolu kitabı. beyenmedim.
    0 ...
  5. 4.
  6. mütefekkir salih mirzabeyoğlu'nun ilk baskısı 1997 yılında çıkan ''adımlar'' adlı eseridir.
    bu eserde 1984’den 1996’ya kadar kendisiyle yapılmış röportajlara yer veriyor.
    bu röportajlardan en çok dikkat çekeni “bütün yönleriyle kürt meselesi”…
    bunun dışında çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanan 12 röportaj…

    takdim:
    bu eser, günün şartlarına uygun ve günün hakkını verici "tamamlıklar" haline birbirine eklenen çizgimizin tutarlılığına bir kere daha şahitlik edici bir tarihçe hükmündedir.

    bu eser, çeşitli gazeteler ve dergilerde yayınlanan, yayınlanmayan veya mücbir sebeblerle yayınlanamayan mülâkatlardan ve yazılı olarak verilmiş soru ve cevablardan oluşuyor; bu hâliyle bir albüm olması gerekirdi...

    oysa öyle değil; "günün hakkını vererek yarını hedeflemek" şiarımız gereği, ne olmak ve ne yapmak istediğini bilen bir fikir ve aksiyon bünyesinin ifşâı hâlinde, içyüz bütünlüğü ve dışyüz sergisini gösteren bir tarihçe ve kitaplık bir oluşum belirtiyor. göreceksiniz!..
    0 ...
  7. 5.
  8. pek çok şey ezbere bilindiği için, esasına vakıf olunmadan ezbere cinsinden konuşuluyor...
    bu yüzden de, imam-ı gazali hazretlerinin söylediği,
    “insan bilmediği şeyin düşmanıdır!”
    hikmeti çerçevesinde bir nevi hakikat ve hikmet düşmanlığı tecelli ediyor...

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  9. 6.
  10. hani bazı ahmakların gaflet derecesini gösteren bir söz vardır: : "dünya'ya bir kere geldik!"... hazcılığın dövizi bir söz!..
    oysa adam, dünya'ya bir kere gelmekten dolayı "zaman israfı" içinde olunmaması gerektiğini anlamaz!..

    salih mirzabeyoğlu - adımlar sf:11
    0 ...
  11. 7.
  12. küçük politik esnaflıkların dışında, dünya bütün küçük ve ruhi desteksiz hayalleri eritici bir büyük hesaplaşmanın kaosuna, büyük değişimlere gebe bir yere geldi!..

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  13. 8.
  14. bir adamın zıtlarını muhasebeye çekemeyişinin mazur görülebilecek tarafı vardır; gücü yetmiyordur, aklı ermiyordur vesaire...
    ama bu halin müdafaacısı olmak, muhasebe edebilene düşmanlık, tek kelimeyle hainliktir!..

    salih mirzabeyoğlu -adımlar
    0 ...
  15. 9.
  16. merhamet avcılığı değil, hakkını söke söke almanın manâ ve madde şartlarına erme davası!...bu şuur oldu mu, gerisi talime girer!...
    dikkat edin: talim...
    bu işin kâr hanesi de bu olur!...

    salih mirzabeyoğlu -adımlar
    0 ...
  17. 10.
  18. bizim, insanları rahatsız edici bir tarafımız var:
    sahte dengeleri, çerezlik doyumları ucuz tesellilerini yıkıyoruz...
    çoğu, bizim haklı olduğumuzu bile bile kaçıyor; kaçışını mazur göstermek için de, muhalif olmak için mazeret tedariki gibi hallere düşüyor...

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    1 ...
  19. 11.
  20. 12.
  21. küçük politik esnaflıkların dışında, dünya bütün küçük ve ruhi desteksiz hayalleri eritici bir büyük hesaplaşmanın kaosuna, büyük değişimlere gebe bir yere geldi!..

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  22. 13.
  23. şimdi bir mesele:
    adam ortaya çıkıyor, ''tasarruf yapalım, kemer sıkalım, çok iyidir'' filan...imkânım olduktan sonra niçin kemer sıkayım?..
    imkânım yoksa, niçin senin gibi kemer sıkma ihtiyacında olmayanlardan olmayayım ve bunu istemeyeyim?..

    senin de bir ömrün var, benim de...
    benimki kemer sıkma ile geçecek ve sen zevk ve sefa içindeki idareci, üstelik sırtımdan muvaffak olmuş bir tip çizeceksin!..

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  24. 14.
  25. antiemperyalist mücadeleden bahseden bazı ilerici(!) çevrelerin, bugün halâ islâm düşmanlığı sözkonusu olurolmaz düzenin gönüllü maşası rolüne bürünmeleri, ibrete değer ayrı bir mevzudur!..

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  26. 15.
  27. bizim Müslüman olarak türk, kürt veya arab diye hiç kimseye sadece kavminden dolayı bir dalkavukluk tavrımız yoktur ve müslüman hangi kavimden olursa olsun, kavim üstü "ümmet" esasına nisbetle kardeşimizdir.

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    1 ...
  28. 16.
  29. islâm'da siyaset olup olmaması tartışılamaz; tartışılabilecek olan, doğru siyasetin ne olduğudur ki, bu da lâikleri enterese etmez...

    Son olarak bir pişkinliğe daha temas etmek istiyorum: Adam liberal demokrat, sosyal demokrat, yahut yalnızca demokrat, yahut "milliyetçi" yaftalı, veya laik, falan, filân, filân..
    islâm safinda duran muhatabına, "müslümanlık yalnız sizin tekelinizde mi?" demez mi...

    hiçbir mezvu hiçkimsenin tekelinde değildir ama, namus iddia ederken pezevenklik yapanı da aslî karakteriyle tanımak zor olmasa gerek; islâm
    pazarlıksız teslimiyettir ve taksitli, çekinceli imân olmaz...

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  30. 17.
  31. kafa kâğıdında "Müslüman" yazılı nice ahmağın Şeriat'a ve tarikata karşı olduğunu söylemesini de dikkate alarak, hiçbir gerçek müslümanın ne hakikatiyle tarikatın yasaklanmasını (zaten yasaklanamaz, çünkü ruhtan ruha bir davadır)
    (...)
    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  32. 18.
  33. Salih Mirzabeyoğlu ile yapılan röportajların yer aldığı kitap… Ondan bir bölüm:

    «DEDi— Bize ne tavsiye ediyorsunuz?

    DEDiM [S.M.] — Tavsiye filân etmiyorum, istiyorum!.. i
    islâm inkılâbı bir çeşit “aydınlar aristokrasisi”dir… Bu sınıfı temin, bunun önderliği, bu zemini teminin siyaseti… Gaye, esas, usûl, hedef buna nisbetle!..

    Küfür yobazlarını, din yobazlarını tasfiye gayesine bağlı bir hareket… Benden isteneni istiyorum: Muazzam bir kadro… Sizin en büyük rolünüz şu: Gençlik, toplumda maya tutturan dinamik kısımdır…
    Bunun çok büyük bir kısmını hayat yutar; sonra arkadan gelen gençliğin itici gücü… işin ideali, pörsümeden hep genç kalmak, kalabilmek ve hayatını davasına nisbetle tanzim etmek…

    Çevreye şöyle bir bakın: Yaşı 30’u bulan adamların çoğunda dava, hayat sofrasındaki tuzluk gibidir… Çilesiz, rizikosuz, çöpten tatminler!.. imân, dünyalık telâşe sofrasının tuzluğu gibi değil ki!.. imân için yaşamak lâzım!.. Bu nasıl bir mükellefiyettir?.. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden söyleyeyim: Şehitlik şuuru… Bu nimetten kaçınıcı bir tavırla imân davası olmaz… Dikkat edin: Herkesin gûya iyi niyetle, “o da çalışıyor, bu da çalışıyor!” diye birbirine avans vermesi, kendisini riziko getirecek bir tertibten sıyırmak içindir… Nemelâzımcı da, ahmak da, bu başıbozukluk zeminine bayılır…

    Böyle bir zeminde tezahür eden heyecan da, futbol seyircisinin “bizim takım” ruhiyatından farklı değildir… “islâm’a muhatab anlayış”ı temsil eden bir ideolocyaya bağlı, gerektiği yerde gerekeni yapacak insanlar; bu lâzım…

    Bizim, insanları rahatsız edici bir tarafımız var: Sahte dengeleri, çerezlik doyumları, ucuz tesellilerini yıkıyoruz… Çoğu, bizim haklı olduğumuzu bile bile kaçıyor; kaçışını mazur göstermek için de, muhalif olmak için mazeret tedariki gibi hâllere düşüyor… Bu tesbitler çerçevesinde siz, kendinize âit iltifatları görebilirsiniz…» [*]

    Salih Mirzabeyoğlu - Adımlar sf:45-46
    0 ...
  34. 19.
  35. yani Kürt, Türk veya Arab, ilkel bir psikoloji içinde kavmiyle kuru kuru böbürlenen değil, islâm'ın hakikatini yaşatandır...
    insan veya kavim, bu hakikate yaklaştığı kadar azizleşir, uzaklaştıkça da süflileşir...

    Anlaşılıyor ki değer keyfiyettedir; şu veya bu kavme mensub olmak kimsenin kendi elinde değildir ve insan ancak kendi emeği derecesinde şereflenir...

    bizim Müslüman olarak Türk, Kürt veya Arab diye hiç kimseye sadece kavminden dolayı bir dalkavukluk tavrımız yoktur ve Müslüman hangi kavimden olursa olsun, kavim üstü "Ümmet" esasına nisbetle kardeşimizdir..."

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  36. 20.
  37. Çevreye şöyle bir bakın: Yaşı 30’u bulan adamların çoğunda dava, hayat sofrasındaki tuzluk gibidir…
    Çilesiz, rizikosuz, çöpten tatminler!..
    imân, dünyalık telâşe sofrasının tuzluğu gibi değil ki!.. imân için yaşamak lâzım!..
    Bu nasıl bir mükellefiyettir?.. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden söyleyeyim:
    Şehitlik şuuru…
    Bu nimetten kaçınıcı bir tavırla imân davası olmaz…
    Dikkat edin:
    Herkesin gûya iyi niyetle, “o da çalışıyor, bu da çalışıyor!” diye birbirine avans vermesi, kendisini riziko getirecek bir tertibten sıyırmak içindir…

    salih mirzabeyoğlu - adımlar
    0 ...
  38. 21.
  39. yıllarca söve söve bitiremediği akp'lilere kul köle olan ibdacıların yayın organlarından birisi.
    1 ...
  40. 22.
  41. çok şanslısın keko, çünkü beynin yok.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük