Türkiye'de sevildiği kocaman bir yalan olan katildir.
Esas sevenleri avrupalılardır.
Polonya ve Yunanistanlılar bu adamla işbirliği yapmışlardır.
(bkz: varşova)
(bkz: selanik)
aslında her yeni bir zafer onun için yeni sorunlar demekti. ne kadar bölge kazanırsa kazansın bu da zincirleme olarak yeni sorunları ortaya çıkarıyordu. vizyon sahibi olan akıllı yahudiler bu dönemde az çok gidişatı tahmin ettikleri için hitlerin çok ilgisini çekiyordu. zaten her yerde gözleri var ve günümüzde piyasayı kontolü altın da tutuyorlar. kuranda her ne kadar beni israilin yok olacağının altı çizilsede hitler bunu becerememiştir. bu tip sorunlar, komutanı işgale ve kavgaya itmiştir. almanya ve milleti o yıllarda o koşullarda hitleri bu tip eylemlere mecbur etmiştir.
avrupa'da bugün yüksek yaşam standartları varsa, bu bi nebze olsun başarılı olduğunu gösterir. kendisinden önce sefalet ve açlıkla boğuşan avrupa savaş sonrası dersini almış, yahudiler de avrupa'yı sömürürken daha temkinli yaklaşmışlardır. yahudi soykırımı elbetteki kabul edilemez. ama bu sömürülen avrupa gerçeğini değiştirmez. bugün avrupa kreditörlerin pençesinde değil. halkı yüksek yaşam standartlarında. artık çin ve türkiye gibi ülkeler ucuz iş gücü ve kötü yaşam koşullarına mecbur bırakılarak yönetilmekteler.
kaçınılmaz adımı attı.
versay gibi bir antlaşma zaten barış değil, almanları tamamen köleleştiren, belini kıran, yeni bir dünya savaşına sebep olacak bir antlaşmaydı. dünyayı sömüren, ülkelere ajanlar sokup iç karışıklık çıkaran, zayıfların kanını emen ingiliz piçlerine ve onu destekleyen diğer emperyalist sömürgeci yaltaklarına 1. dünya savaşı haktı.
1. dünya savaşında milyonlarca insan öldüğü halde, kalıcı barışın temelleri olacak antlaşmalar yerine bize sevr, almanya'ya da versay gibi bir antlaşmayı dayatmaya kalktılar.
sonra alman halkı köleleşmiş halde, tüm kazandıklarını savaş tazminatı olarak ödedi. halk açlıktan sefillikten kırılırken yahudiler, birbirlerini destekleyerek ekonomiyi yine kendi ellerine aldılar. kendi tarzları.
sonunda herkes kendi tarzında oynadı aslında;
ingilizler dünya savaşından sonra sömürmeye yine devam etti, yahudiler parayı kontrol etmeye, almanlar da içlerindeki öfkeyi beslemeye...
en sonunda adolf hitler gibi taşaklı bir adam çıkıp "sıçarım lan sizin babanızım şarap çanağına!" dedi, almanların içlerindeki öfkeyi kusturmak için mükemmel bir liderdi.
2. dünya savaşı, dünyada alçak hırslarıyla yaşayan tüm toplumlar için Allah'ın bir cezasıydı. ingilizlerin başta olmak üzere stalin'in, diğer ne kadar müttefik devlet varsa hepsinin okkalı bir tokata ihtiyacı vardı. ve adolf hitler de onlara güzel bir ders verdi. kendi alçaklığının cezasını da savaşı kaybederek ödedi.
sonuç olarak o yıllar heba olmuş bir neslin yılları oldu.
hakkında bölüm bölüm bilgi geçeceğim dikta kişilik.
bir:
hitler, 30 ocak 1933'de, meşru yollarla başa geçti. birkaç ay içinde diktatörlüğünü kesin bir şekilde kabul ettirdi. böylece führer, yani lider oldu. onu destekleyenler hep bir ağızdan "heil hitler" diye bağırdılar. ancak, bütün almanlar ikna olmuş değildi. bu yüzden hitler, yorulmak bilmeden milliyetçi sloganlarını onların karşısına çıkarıyordu. zamanla, daha çok insanı kendi saflarına çekti. çünkü, topluluklar üzerinde olağan üstü bir ikna gücü vardı.
tarih tekerrürden ibaret. mamafih; 'uzun' uzun düşünmeye gerek yok. işbu entry subliminal içerir.
iki:
"bütün düşmanlarımız küçük solucanlardır. kim, danzig için kendini bir dünya savaşının ortasında bulmak ister ki?"
nitekim, bu sözü götünde patlamıştır.
üç: *wehrmacht'ın, stalingrad ve el alamein yenilgisinden sonra hitler'in özgüveni yok oldu. ünlü badem bıyığı beyazladı. onu gören generallerinden birisi şu sözleri söyledi;
"cildi gevşemiş. halkı etkileyen mavi gözleri uykusuzluktan kıpkırmızı olmuştu."
kızaran gözlerini tedavi etmesi için şahsi doktoru theo morell, ona kokainli damla vermişti. lakin, parıldayan gözlerinin artık eskisi gibi parıldayamayacağı o vakit anlaşılmıştı. adolf psikosunun savaşa dair umutları bu iki yenilgiden sonra sona ermiştir.
"bütün düşmanlarımız küçük solucanlardır. kim, danzig için kendini bir dünya savaşının ortasında bulmak ister ki?"