'Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
boktan bir adamın peşinden koşup hayatını heba etmektir, güzelliğini saklamaktır birisinin sizi sevmesini engellemek duygularınızı başkalarına kapatmaktır. sadece onun olmayı beklemektir. beklersiniz kurtulmayı ondan istersinizde ama çıkmıyordur aklınızdan uykularınızın arasında bile peşinizi bırakmayan biridir o. çıkarmak istediğiniz bir düşünce saplantı gibi. içinizi yaktıkta acıttıkça canınızı daha çok istersiniz sanki. boktan bir şeydir hem üzer hep acıtır sancıtır geceler boyu. mutlu aşk görülmemiştir zaten hiçbir zaman aşk olmaz onun adı. zülfü livaneli'nin dediği gibi ''mutlu aşk yoktur'' ya da varsa sonu mutsuzdur.
Son derece masum görünür. Fakat her defasında masumluğuna aldanılır, masum olduğu inandırılır. insana yapmayacağı şeyler yaptırır. Vermeyeceği sözler verdirir.
içip sarhoş olan bir kişi düz çizgide yürüyemez ama aşk sarhoşu olan bir kişi önündeki çizgiyi göremez. insanı körleştirir. Gerçekleri göremez hale getirir.
Aşık olduğu objenin kendisine değil, belirli bir özelliğine aşık olur.(güzellik, güç, vs). Sadece olumlu özelliklerini görür. Olumsuz özelliklerini göz ardı eder. Dedim ya kördür artık o..
Sensin sebep böylesine içimi acıtan,
Sensin bırakıp giden beni sonsuz karanlıklara,
Sensin aşkınla yakıp kavuran,
Alev alev yanan bir kül parçasının yansımasında,
Yalnızlığın dondurucu soğuğunda sürükleyen beni
O tutku dolu günlerin kavurucu sıcağına;
Yine sensin suskunluğunla,
Bitip tükenmeyen özleminle,
Geçmişin kırıntılarında
Sanki yanımdaymışsın gibi
Bana gülümseyen
Tıpkı minik bir çocuğun
Gamzesindeki o tatlı tebessüm gibi;
Belki de hem hüzünlü, hem de mutlu
Bir adamın sessizliğinde gizemli
Adı aşk kokan renkli mevsim çiçekleri gibi;
aşk mutlu etmek ve mutlu olmaktır. normalde yapmayacağın, yapamayacağın şeylere cesaret etmektir.
aşk ömrün boyunca hissettiğin, hissedebileceğin en güzel duygudur.
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.
Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.
Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.
Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!",
Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş.
Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim."
Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış.
Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."
Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş:
"Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş.
"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..." ****