onu düşünerek uyanmak, onu düşünerek uyumak, herşeyini o yanında olmasa bile onunla yapmak, onu düşünürken yanlış otobüse binmek, herşeyini onunla paylaşmak istemek, o yanındayken bile onu özlemek, hep yanında olsun istemek, sadece o yanında diye saatlerce hiçbişey yapmadan çimlerde uzanmak, aşk diye tek kelime sorulduğunda onun ismini söylemek...*
1. sınıftan 6.sınıfa kadar bi kıza kapılırsın. çocuksundur soğuk soğuk terlersin her gördüğünde. senin avuçların sımsıcaktır. düşünürsün onunkiler de sıcak mı acaba diye. folklör de yanyana düşersin tutarsın elini. kutupdan daha soğuktur. olsun benimkiler ikimizede yeter dersin. 6 sene tek kelime konuşamazsın heycanından o tatlı utangaçlıktan. bu aşktır.
Liseye başlarsın. tam kanının kaynadığı dönemler. birine vurulursun. ilkim olsun,tek olsun dersin, hayatından bi 6 yıl daha gider. ilkiyle tek kelime konuşamamışsındır ikincisi ile ise en son raddede birbirinize etmediğiniz küfür bile kalmamıştır. avuçlarını yoklarsın.. buz gibidir artık. bu da aşktır.
aşk insanın hayatındaki zebanidir siz kaçmaya çalıştıkça sizi ateşin en derinlerine çeker. hayatın bir gününde hem en mutlu hem de en mutsuz yapan tek olgudur.genelde deymeyecek insanlarla yaşarsınız.
bende vakti zamanında aşık olmuştum. aslında hala o aşkı içimde barındırıyorum. sanıyorum unutamadım onu.
en kötüsü sevildiğinizi bildiğiniz halde sevdiğiniz aşık olduğunuz kişinin de size aşık olduğunu bildiğiniz halde kavuşamamak herhalde. aşk işte bu.
16 yaşındayım. teyzemler beni evlerine çağırmışlardı. 1 ay teyzemlerde kalacaktım sonrasında denize gidecektik ailecek. yattığım yatak salondaydı. o kız teyzemlere ara ara gelen birisiydi. o gün gelmiş apartmanın toplantısı varmış onu demeye gelmiş. ilk orda gördüm. o zamanlar pek anlamazdım o konulardan. sonrasında o kız teyzemlerden çıkmamaya başladı. baya iyi arkadaş olmuştuk.
aslında arkadaştan öte duygulardı ama ben bilmiyordum ki bu duyguları anlamlandıramamıştım o zaman.
sonraları sık sık bu kızla görüştük bizim eve geldi denize yanımıza geldi bizde kaldı. çok fazla olaylar oldu ve ben hissettiğim duyguları anlamlandırmaya başlamıştım ancak bunu kimseye söyleyemiyordum.
kız teyzeme beni sevdiğini söylemiş en sonunda. teyzem bunu bana söyledi ancak kızın haberi yoktu bunu bana söylediğinden çünkü söz almış teyzem dayanamamış bana söylemiş.
kız çok hassas birisiydi. benim hayatımın büyük bir bölümü hastanelerde geçiiyordu ve bu kız beni ziyarete falan çok geldi. yüzü gülüyordu ama gözlerinin içindeki hüzünü görebiliyordum. hissediyordum ve bu bana acı veriyordu.
genelde isyan etmeyen biriyimdir. ama hayatımda ilk defa halime isyan ediyordum. neden değer verdiğim! sevdiğim insanları üzüyorum diye isyan etmeye başlaştım. o an bu işin olmayacağını bunun ikimizede ciddi zarar vereceğini anlamıştım.
işte teyzem bana dedi böyleyken böyle diye. o andan sonra kendimden nefret ettirmek için elimden geleni yaptım. ancak ilginç bir biçimde ne o ne ben asla kopamadık. ne yaparsam yapayım olmadı bir türlü. bu bana daha büyük acı verdi.
neler yapmadım ki o geldiği zaman hasta numaraları yaptım görüşmedim onunla konuşurken yanında küfürlü konuşmalar yaptım hatta başka birini sevdiğimi bile söyledim ama hayır bir türlü nefret ettiremedim kendimden.
en sonunda 3 sene önce belçika'ya gelecektim ve annesiyle beraber beni uğurlamak için geldiler. tabi bir ara yalnız kaldık ve gözlerimin içine bakarak ''gitme'' dedi.. o an içimden haykırdım ''gitmiyorum'' diye ancak dilimden ''gitmemem için bir sebep yok'' dedim. bu benim en büyük salaklığımdı belki ama bunu yapmak zorundaydım. hayatımın büyük bir bölümü hastanelerde geçti ve görünüşe göre hayatım hastanelerde geçmeye devam edecek. o kızı nasıl peşimden sürükleyebilirdim ki?
sıcacıktır; ağlatır, mutlu eder, ama ne yapsa yakışır ona, aşktır o. başka türlü yaşasan kaderine isyan edeceğin şeyleri gıkın çıkmadan yaşarsın, seve seve... aklına gelir, tüylerin ürperir, gözlerin kapanır, midene tuhaf bişey olur, tarifsiz... aşk, tahammül gücünü zirvede yaşatan, dünyanın en garip duygusudur. bitince yaşanılan acıyı başka hiçbir türlü yaşayamazsınız. tarçın gibidir. acı biraz, biraz tatlı, hiç bitmesin istenen...
yalnız kötü yanları var kitabın. pembe bir kapak üzerinde beyaz bir kalp ve üzerinde aşk yazıyor.
e tabi bu insanı zor durumda bırakabiliyor. dün çıktım işten , bir baktım çoktandır ortalıkta gözükmeyen korsan kitapçılar tezgah açmış. bu arada farkında mısınız bilmem. istanbul'da korsan kitap satanlar azaldı. artık bu alınan tedbirler sayesinde midir, yoksa ekonomik kriz yüzünden millet korsan kitap bile alamıyor mudur bilemem. tabi ki hepimiz korsana karşıyız bu arada. benimkisi züğürtlükten. yoksa bende isterim gidip d&r lardan almayı ama neyse.
sordum korsan abiye kitabın fiatını normalinin yarısı. bir de pazarlık yaptım ki , siz de yapın bir iki milyon daha aşşağı düşürürsünüz, o bir iki milyonu da artık lotoydu iddaaydı değerlendirebilirsiniz.
aldım kitabı, kahveye doğru gidiyorum. zaten yolda giderken elinde pembe bir kitap olan birine millet tuhaf tuhaf bakmakta. selamın aleyküm dedim kahveye girdim. önce aleyküm selam dediler sonra tuhaf tuhaf baktılar. kankalardan biri sordu, oğlum ne iş yenge uğradı da kitabınımı unuttu senin orada. yok ulan dedim benim kitap, ben okuyacağım.
kanka şöyle bir baktı. lan oğlum zaten entel misin nesin abuk subuk kitap okuyorsun, şimdi de yumuşadın mı başımıza pempeli çiçekli şeyler okuyorsun. bunları derken de sandelyesini yana çekti şerefsiz. ne alaka lan yavşak dedim, ben bunları manita tavlamak için okuyorum. ben böyle diyince sırıttı yavşak, ha öyle desene koçum benim yakışır o zaman , yavuz ver kardeşime bir çay dedi. çaylar geldi içtik.
en güçlü ve en karmaşık duygunun adıdır aşk. beyninize zerk olduğu andan itibaren esiri olursunuz istemsiz. ilahlaşır karşınızda sevdiğiniz. kıskanırsınız herkesten. tek size baksın istersiniz. tek sizi görsün. tek sizinle ilgilensin. sizden başkasına gülmesin, sizden başkasıyla etkileşmesin istersiniz. çok güzel bir hareket tarzı değil belki ama elden de bir şey gelmez. sahiplenirsiniz sevdiğinizi. kıskançlık krizlerine girersiniz. belki bu sebepten kavga edersiniz. ancak dizginleyemezsiniz duygularınızı. çok bencilce görünebilir. ama seven adam bunu benciLLik olarak algılamaz. özellikle de bilinçli bir hareket değildir bu. tamamen duygularla şekillenir. mantıksal yaklaşamaz seven adam.
"mantığını kullanamaz erkek
ne zaman ki aşk dünyasında tek"
+ vaktiyle zengin bir paşanın dul kalan hanımı kapalıçarşı'da bir şerbetçi gence tutulmuş ve aşkının şiddetinden kara sevdalara düşüp halkın diline takılmıştı. bu uğurda evini barkını bile terk etmişti, malını mülkünü elinden çıkarmıştı. ne kadar malı varsa satıyor, delikanlının elinden şerbet içmeye koşuyordu. çok geçmeden varlık tüükenmiş, artık elinde hiçbir şey kalmamış, ama kalbinde aşkı çoğalmıştı.sonunda hayır shiplerinin verdiğiekmekleri bile götürüp satmaya, gıdasını şerbetten ibaret saymaya başladı. eski bir dostu oona dedi ki:
" a perişan olmuş, a işi gücü dağılmış hatun; şu yaşadığın nedir? anlatsana biraz. "
kadın soru soran eski dostunu tanıdı, kendisini mazur göstermesi ister gibi bir tavır ile cevap verdi:
" yüzlerce dünya dolusu malın mülkün olsa, hepsini bir kase şerbete satmaya aşk derler. aklını verir, aşkı alırsın ve aşkta artık mantık aramazsın! "
- kadın haklı mı üstad?
+ elbette! ... onun söylediğine bakılırsa aşk ateş, akıl da duman gibi kabul edilebilir. aşk geldi mi akıl durmaz, kaçar. hakikatte aşığın akılla bir işi de yoktur zaten. bu yüzden aşka akıllı adam değil, iş eri gerekir, her şeyden hür iş eri. yüz binlerce defa diri bir gönül gerektir aşk için, ta ki aşık bir solukta yüzlerce can feda edebilsin. sonra devam etmiş kadın:
" aşk, o sevgili için tüm dostları feda etttirdi bana, tüm dostlukları terk ettirdi. hatta onu kendi nefsiime bile tercih etmedeyim artık. yani kendimden vazgeçtim; sevgili için olmadayım. yakında veya uzakta sevgiliye uymak, onun arzusuna uygun bulunmaktır emelim. sevgilimin emeli benim emelim oldu. ben sevgiliye hürmetle hizmet etmeyeyim mi, ondan gelen az nimeti çok saymayayım, ona verdiğim çok şeyi az görmeyeyim mi? cefa da gelse nimet bilirim onun için, ayrılık da çeksem aza tutarım."
- "aşk haraketsiz sükun, sükunsuz harakettir." der eski bir bilge. kalp kımıldar ve sevgiliden başka kimseyle sakinleşmezmiş, öyle mi üstadım? sevgilinin hatırası sevenin kalbini istila etmedikçe de adına aşk denilmezmiş. bir tür ateş gibi istila herhalde?
+ evet, hem öyle bir ateş ki, sevgilinin istekleri haricinde her şeyi yakıp götürmeli.