elif şafak'ın ilk basımı mart 2009 olan ve 100.000 adet basılan kitabı.ella,şems,rumi,efendi,çömez,katil ve aziz zahara ile diğerlerinin hikayesi..henüz yeni başlanan,okunmayıp adeta içilen,bittikten sonra susanıp tekrar tekrar içileceğinden emin olunan,içilirken üzerine sürekli bir şeyler yazma isteği uyandıran kitap..
zor bulaşan ve zor geçen bir hastalıktır aşk. anlaşılmazdır... karışıktır... kadınlar ne istediklerini bilemezler erkeklerden yaşamak istedikleri aşklara dair. keza erkeklerde cinsel duygularını tatmin edebilmek için hayvani dürtülerle kadını ele geçirmek ister ve ne tuhaftır ki adına aşk der. tanımlanmak istendikçe tanımsızlaşır aşk. o kadar büyülü, o kadar kutsal ve o kadar ulaşılmaz yapılmıştır ki, insanlar aşkın temelinde sevginin olduğunu unutmuşlar ve uzaklaşmışlar gerçek tanımından. unutulmayacak bir gerçek vardır; her insan ömründe en az bir defa aşık olur ve en az bir defada bu duygunun yaşamında hiç yaşanmadığını söyler ve aşık olduktan sonra bu duyguya küser. çünkü dünyanın her bir köşesi dahil olmak üzere insan yaşamının her hangi bir evresinde mutlu biten bir aşk yoktur. çünkü aşk bir hastalıktır ve gelip geçicidir. aşk kötüdür. aşk acıdır. aşk karanlıktır. içine girilince benliği yitirmek ve başkası olmaya çalışmaktır. peki nedendir bu başkasında kaybolmak isteği. aşk mıdır yoksa bunun adı?
allah ın şeytanı kovduğu yerdedir aşk. bu yüzden siz ne yaparsanız yapın aşk ile kötülükleri yan yana getiremezsiniz çünkü civarında şeytan yoktur, girmeside yasaklanmıştır.
aşka gönül ile düşersen yanarsın
zeka ile düşersen kavrulursun
akıl ile düşersen çıldırırsın
duygu ile düşersen gülünç olursun
aşka düşmezsen kalabalığa karışır,
ezilirsin
bakınıp durma, bir yol seç...
aşk bir duuygu gemisidir.bütün duygularınız tek bir kişi üzerinedir.başınızı yastığa koyarsınız aklınızda o, işe gidersiniz aklınızda o, yemek yersiniz,ailenizle vakit geçirirsiniz,arkadaşlarınızla eğlenirsiniz o o o her yerde o.
ancak asla gerçek anlamda kavuşamazsınız.ya sizi sizin sevdiğiniz kadar sevmez, ya da sever de engeller sunar.
aşk asla kavuşamamaktır.kavuşulan sevgiler ancak aşktan vuslata dönüşür.
aşk'ta kavuşmak yoktur.
insan bedeni ile ruhu arasındaki kılcal damarlardır aşk. insanın yiyip, içip boşaltım yapan 80 kg lık bir et parçası olarak tanımlanmasının önündeki en büyük engellerden birisidir aşk.
günümüzde ihanet edilen kelimedir bu. çünkü beş paralık, değersiz ve pragmatist tüm duygular bu kelimeye indirgenmiş durumda. ey insanlar bu kavrama ve bu kavramın kutsallığına ihanet içindesiniz!
aşk dediğiniz bir yaşamdır, uğruna hayatınızı feda etmezseniz yaşayamayacağınız bir öğretidir. o'nun ateşinde kavrulmak ve geri dönmemek üzere gemileri yakmaktır. bunun sonucunda ölmek ve perişan olmak var ama dönmek yoktur! sen'in ve ben'im tek olması, birbirine karışmasıdır. aşkın sırrına erişmek ve sevgilinin kollarında kaybolmaktır!
iyi ki varsın damarlarında gezindiğim, kabimde yaşayan sevgilim!
okuduğum bir hikayede *, bir ayyaş aşkı şöyle tanımlar:
"aşk en adi şaraptır. yıllandırmaya gelmez. bir ay sonra ekşiyip sirke olur; ama sen onu hep o tadıyla anarsın. içemediğine yanarsın. aşkı bulursan iç evlat. nasılsa yıllandıramazsın."
ulaşamayacağınızı düşündüğünüz şeye olan tutku, sahip olunca kaybetme duygusuyla bir süre daha devam eder, bir gün ona gerçekten sahip olduğunuzu düşündüğünüz anda biter. aşk bu yüzden nankördür.
Herkes aşka farklı bir açıdan bakar, kimileri için olmazsa olmazdır, kimileri için dünyanın en eğlenceli hissidir, kimileri için ise yaramazlıktır, kimileri için tüm hayat, kimileri için sadece oyun...