ingilizcesi, love. aşk karşılığı. en güzel kelime, fransızca amore. vatan gazetesi yazarı dilek önder de aşk karşılığı, amore kelimesi'nin en güzel olduğunu belirtmiş.
ondan daha güzel, daha akıllı, daha becerikli, daha mavi gözlü birisini gördüğünüz zaman kendinizi enayi hissetmemenizi sağlayan mükemmel bir nimettir aşk. aşk 3 milyar erkek ile 3 milyar kadının aynı küçük gezegen de yaşarken her birisin ayrı ayrı mutlu olmasını sağlamak için yaratılmış mucizevi bir formüldür.
aşk öyle birşeydir ki,sevgisinden emin olmadığın an dünya sana zehir olan,kafayı yavaş yavaş sıyırdığın,her sarıldığında aklına binbir şey gelen,heycanlandıran,güzel,muhteşem,boktan,anlamsız,tarifsiz,dünyada olduğun için şükrettiğin,sırf o yüzden ölmek istediğin şey...
gelir geçerdir. ama gelir geçerliği sevilir.
öyle engin bir tanımı vardır ki, nereye çekersen oraya gelir. herkesin kendine özgüdür aşkı, özgündür çünkü. bambaşka yaşanır her nefeste. yorumdur...
kimine göre ömürlüktür, kimine göre 'o' olmadan bir adım önü görülmez. kimi, tutku der , kimi heyecan... dedik ya, herkes bişey der diye... öyle işte...
aşkı sever kimisi de... aşık olur yine ve yeniden... biri çıkar karşısına, tek hayali o olur.evet heyecanlanır, dokunmak ister,koklamak ister... yanında ister velhasıl her daim. sonra, sonra,sonra... artık heyecanlanmaz onu görünce, kokusu da çok sıradandır, her gün yediği simit kokusu gibi koklamaya alışık ama kokusunu duymadan duramaz. görmek için dakikalar saymasa da görünce mutlu olur, keyif alır. dokunmak ihtiyaç olmaz belki ama hoşuna da gider dokununca.
aşkı sever dedik ya kimisi, aşık olur yine ve yeniden...yeni bir koku arar her nefesinde, yeni bir ten, yeni bir dokunuş demişler ya öyle işte. yeniden emek vermek ister canı, yeniden bir kıvılcım, bir küçük çırpınış...bulur da, başa sarar aşkını, 'aşkını' değiştirerek... belli ki aşka aşıktır, aşık olduğundan çok...bir ömür sürsün istese de beceremez, her seferinde umar sadece'bu ömrüm olsun' diye...
dedik ya, aşkı sever aşık olur yine ve yeniden...emek harcar aşkına da aşklarına da... gidenin arkasından ağıt yakmaz böylesi, yeni bir aşka kucak açmıştır muhtemeldir,ağlamaması ondandır eskiye dair... eskiyi düşünmeye vakti yoktur...
dedik ya aşkı sever yine ve yeniden... belki de her yaşadığını aşk sanmasıdır hatası... ebedi olamaması aşklarının, aşığım demesinde gizlidir belki... olsun varsın, heyecandır, özlemdir,arzudur onun için aşk ama dedik ya gelir geçerdir... ömürlük olsun istese de , birgün doğru zili çalacaktır emindir...
yine bir heyecan var şimdi bende, yine gözbebeklerim tek bir ufka kilitli... yine bir koku var burnumda ,o gevrek simit gibi... küçücük daha, 2 günlük bebek gibi , eline almaya kıyamazsın şimdi onu, nasıl güzel nasıl sıcak bilemezsin... nasıl özlemli, nasıl heyecanlı bilemezsin... aşık oluyorum yine...ben adına aşk diyorum... çünkü ertesi güne çalıyor aklım, görmek için, heyecan için, tutku için, benim adını koyduğum 'aşk' için... aşkı sevdiğim için, sana aşık oluyorum şimdi...ömürlük diyebilmek için...
onu düşünerek uyanmak, onu düşünerek uyumak, herşeyini o yanında olmasa bile onunla yapmak, onu düşünürken yanlış otobüse binmek, herşeyini onunla paylaşmak istemek, o yanındayken bile onu özlemek, hep yanında olsun istemek, sadece o yanında diye saatlerce hiçbişey yapmadan çimlerde uzanmak, aşk diye tek kelime sorulduğunda onun ismini söylemek...*
1. sınıftan 6.sınıfa kadar bi kıza kapılırsın. çocuksundur soğuk soğuk terlersin her gördüğünde. senin avuçların sımsıcaktır. düşünürsün onunkiler de sıcak mı acaba diye. folklör de yanyana düşersin tutarsın elini. kutupdan daha soğuktur. olsun benimkiler ikimizede yeter dersin. 6 sene tek kelime konuşamazsın heycanından o tatlı utangaçlıktan. bu aşktır.
Liseye başlarsın. tam kanının kaynadığı dönemler. birine vurulursun. ilkim olsun,tek olsun dersin, hayatından bi 6 yıl daha gider. ilkiyle tek kelime konuşamamışsındır ikincisi ile ise en son raddede birbirinize etmediğiniz küfür bile kalmamıştır. avuçlarını yoklarsın.. buz gibidir artık. bu da aşktır.
aşk insanın hayatındaki zebanidir siz kaçmaya çalıştıkça sizi ateşin en derinlerine çeker. hayatın bir gününde hem en mutlu hem de en mutsuz yapan tek olgudur.genelde deymeyecek insanlarla yaşarsınız.
bende vakti zamanında aşık olmuştum. aslında hala o aşkı içimde barındırıyorum. sanıyorum unutamadım onu.
en kötüsü sevildiğinizi bildiğiniz halde sevdiğiniz aşık olduğunuz kişinin de size aşık olduğunu bildiğiniz halde kavuşamamak herhalde. aşk işte bu.
16 yaşındayım. teyzemler beni evlerine çağırmışlardı. 1 ay teyzemlerde kalacaktım sonrasında denize gidecektik ailecek. yattığım yatak salondaydı. o kız teyzemlere ara ara gelen birisiydi. o gün gelmiş apartmanın toplantısı varmış onu demeye gelmiş. ilk orda gördüm. o zamanlar pek anlamazdım o konulardan. sonrasında o kız teyzemlerden çıkmamaya başladı. baya iyi arkadaş olmuştuk.
aslında arkadaştan öte duygulardı ama ben bilmiyordum ki bu duyguları anlamlandıramamıştım o zaman.
sonraları sık sık bu kızla görüştük bizim eve geldi denize yanımıza geldi bizde kaldı. çok fazla olaylar oldu ve ben hissettiğim duyguları anlamlandırmaya başlamıştım ancak bunu kimseye söyleyemiyordum.
kız teyzeme beni sevdiğini söylemiş en sonunda. teyzem bunu bana söyledi ancak kızın haberi yoktu bunu bana söylediğinden çünkü söz almış teyzem dayanamamış bana söylemiş.
kız çok hassas birisiydi. benim hayatımın büyük bir bölümü hastanelerde geçiiyordu ve bu kız beni ziyarete falan çok geldi. yüzü gülüyordu ama gözlerinin içindeki hüzünü görebiliyordum. hissediyordum ve bu bana acı veriyordu.
genelde isyan etmeyen biriyimdir. ama hayatımda ilk defa halime isyan ediyordum. neden değer verdiğim! sevdiğim insanları üzüyorum diye isyan etmeye başlaştım. o an bu işin olmayacağını bunun ikimizede ciddi zarar vereceğini anlamıştım.
işte teyzem bana dedi böyleyken böyle diye. o andan sonra kendimden nefret ettirmek için elimden geleni yaptım. ancak ilginç bir biçimde ne o ne ben asla kopamadık. ne yaparsam yapayım olmadı bir türlü. bu bana daha büyük acı verdi.
neler yapmadım ki o geldiği zaman hasta numaraları yaptım görüşmedim onunla konuşurken yanında küfürlü konuşmalar yaptım hatta başka birini sevdiğimi bile söyledim ama hayır bir türlü nefret ettiremedim kendimden.
en sonunda 3 sene önce belçika'ya gelecektim ve annesiyle beraber beni uğurlamak için geldiler. tabi bir ara yalnız kaldık ve gözlerimin içine bakarak ''gitme'' dedi.. o an içimden haykırdım ''gitmiyorum'' diye ancak dilimden ''gitmemem için bir sebep yok'' dedim. bu benim en büyük salaklığımdı belki ama bunu yapmak zorundaydım. hayatımın büyük bir bölümü hastanelerde geçti ve görünüşe göre hayatım hastanelerde geçmeye devam edecek. o kızı nasıl peşimden sürükleyebilirdim ki?
sıcacıktır; ağlatır, mutlu eder, ama ne yapsa yakışır ona, aşktır o. başka türlü yaşasan kaderine isyan edeceğin şeyleri gıkın çıkmadan yaşarsın, seve seve... aklına gelir, tüylerin ürperir, gözlerin kapanır, midene tuhaf bişey olur, tarifsiz... aşk, tahammül gücünü zirvede yaşatan, dünyanın en garip duygusudur. bitince yaşanılan acıyı başka hiçbir türlü yaşayamazsınız. tarçın gibidir. acı biraz, biraz tatlı, hiç bitmesin istenen...