Hala aşkın ilkokul tabiriyle: aşk bir sudur zihniyetindeyim. Sevgiyle kıyaslanamayacak kadar basit bir tabir olup, ilişkinin 'ilişki' boyutudur. Günümüzde yaşanan aşk, bırakıldığında saplantı halini alır ve sevgiden eser kalmaz. Dolayısıyla aşk aklın 3/1 ini kullanmak, yani sağlıklı düşünememektir. Sevgi daha tercih edilen bir kavramdır.
sana karşı hissettiklerim midir acaba aşk ?
hiç varolmadığın şu hayatımda nasılda seninle yaşıyorum...
sana şarkılar söyletiyorum, sürekli güldürüyorum güzel yüzünü, ellerini benimkilerle buluşturuyorum, gözlerini konuşturuyorum.
bekliyorum, mütemadiyen bekliyorum sevgini. bilmediğin bir dünyanın egemenliği sana ait : benim dünyam. teslimiyet duygusu aşk belirtisi midir? bak hiç direnmiyorum sana karşı.
insanların evlenip türünü devam ettirebilmesi için kurulmuş tuzak. evlendikten sonra da eski ateşiyle devam ettireni vardır mutlaka fakat insanların çoğu aşkın sadece illüzyondan ibaret olduğunu evlendikten sonra görür.
evlendikten sonra deli gibi aşık olduğunuz kızın/erkeğin aslında sizin bildiğinizden farklı olduğunu görmeniz doğaldır. zaten evlilikte fazla aşk zararlıdır çünkü aşık olan insan ne sorumluluk görür ne başka birşey...
öyle birşeydir ki, hep nerde olursan ol icindedir.
aşk daha cok acıtır, öyle bir acıtır ki, kendi alevlerin icinde yanar kül olursun.
bir insanın kokusunu özlemektir aşk, derin derin icine cekmek icin zamanin yetmediği,
elini tutup gözlerine bakmaktır aşk, o elin ısısına alışmaktır.
herhalde her insanın yaşayabileceği en güzel şeydir, her güzel şeyde olduğu gibi bununda bir dikeni vardır, ve o dikenin verdiği acı bir insanın dayanabileceği en büyük acıdır.
mevlana' nın şu sözlerini düşündürür bana sık sık;
" şehvetin adını aşk koydular
eğer şehvet aşk olsaydı
eşekler aşkın şahı olurdu..."
ama şehvet, tutkunun sözlüğünde masum kalırken, adalet ve sevgi sözlüğünde günahkar bir kuyunun en dibinde, mazeretleri kolunun altında çıplak ayak beklemektedir. insan olmak demek, umut etmek demektir galiba. sevebilmek ebediyen, inanabilmek sonuna kadar. yaşam bilse de bilmese de, kendi yağımızla kavrulurken; verebilmek yine de ilgi ve şefkati... esirgemeden.
aşkı; elleşme, oynaşma, kıkırdama olarak düşünenlere anlatamayacağım bi durum bu. aşk derin bi saplantı, düşsel paradiğmalara bağlı bir yoksunluk. hazsal, şehvetsel bir açlık. mecburiyet.
aşk; varlığıyda değil yokluğuyda yaşayıp, gelmeyeceğini bile bile bi umut bekleyiştir.
çaresizsin; çare o'dur.
beklersin ,
arzularsın ,
eline bişey geçmese de, kalbin acısa da, hayali bi umuttur hep minik yüreğinde...
her gece ya da sabah bu saatlerde insanın canını daha da çok yakan. kimi zaman güldürüp mutlu eden, çoğu zaman hayattan nefret ettiren. (bkz: #5327276)
Çok farklı duyguları barındıran bir olgudur aslında... O kadar farklıdır ki tezatlık bile denilebilir bazen bu duygulara, bazen dünyanın en en en en güzel duygusudur bazen ise nefret ettirir her şeyden yine de ne olursa olsun en mutlu eden duygudur insanı. Her şeye daha farklı bakarsın daha bi güzel görünür her şey daha mutlu olursun görmezsin hiçbir şeyi kör olursun ne yazıktır ki karşındakinin de nasıl biri olduğunu fark edemezsin... Kutsaldır aslında o kadar özel ve güzeldir ki bir de iki taraflıysa cennettir bu dünya sana eşindir senin, dokunduğun da yanında olduğun da korkmazsın hiçbir şeyden dudakların dudaklarına değdiğinde gözlerin kapandığın da öyle bir huzur verir ki insana anlatamazsın zaman dursun bir ömür boyu öyle kalmak istersin. Bir de diğer yüzü vardır... Acı verir insana sevdiğin yanında olmadığında canın yanar bunu hissedersin içinde kalbin sızlar... Başını yastığa koyduğun da aklından çıkmaz duvarlar üstüne gelir boğulursun kalkarsın uyuyamazsın gözlerinden iki damla yaş gelir zaman böyle gelip gecer... Ama kesin bir şey vardır ki karşılıklı da olsa olmasa da her daim aklındadır * istersin ki ona bir şey olmasın o hep mutlu olsun...
Bir de bana sorarsanız Aşk nedir diye ; * Fatih'tir derim. *