ısrarla gelmesini beklediğim, tesadüf sonucu oluşan durum.. ne yazıkki benim tesadüflerle aram pek iyi değil.belki de işi tesadüfe bırakmamak gerek.ne demiş orhan pamuk:
delice aşık olmak için,
akıllıca bir planım var.
Demiş şair.. Bize demiş yine, yüzyıldır dinlenen bu aşka demiş.. Beni düşlemiş, seni düşlemiş.. Çiçek adlarını, umudu, cesareti anlatmış yaa, yüzyıldır dinlenen bu aşkın göz bebeğine bakmış..
Ve... Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun..... işte o vakit bütün kara parçalarında sana sesleniyorum Afrika dahil... doğduğun bu güne tebessümüm var... içimin sol yanı.. Sevdiğim......
günümüzde bu kavramı hissettiklerimizle değil de, karşımızdaki insanın bize olan tutumuyla açıklamaya çalışıyoruz. bir söz vardı "insan bu işte, sevilmeden sevemiyor bir türlü". biraz o anlama geliyor nedense. kendi aşkımıza anlam yükleyebilmek için sevdiğimiz insanın tutumlarını baz almak biraz samimiyet dışı bir tutummuş gibi geliyor.
şu da var tabi bir de, erkek kızı kendine aşık ettirmeye çalışır, kız erkeğe acı çektirmeye.
bir şarkıyla, bir melodiyle yada bir kokuyla, kalbinizi güm güm attıran, "ben buradayım ayağını denk al" diyerek varlığını hisettiren, mutlu kılan garip his.
mevlana'ya aşk nedir diye sorarlar; ben ol da bil, der.
mustafa yıldızdoğan demiş ki
--spoiler--
aşk, kara bir gecede kara bir taşın altında kara karıncanın kara kanatlarının altında kara can gizleyen nefes gizleyen o nefesin sesini işiten sıcaklığını duymaktır.
--spoiler--
benim bildiğim aşk, 'bir çocukluk telaşıdır'; kirlenmektir kimi zaman; edeptir; hayadır. içimdeki tuhaf kıpırtıdır.
Aşk, onun adını gözlerinin içine bakarak söyleyecek cesareti bulamamaktır.. Aşk, insanın gönül dünyasında oluşturduğu bu korku imparatorluğunun köle pazarında, satılığa çıkarılmış bir parya misali çaresiz kalmaktır. Aşk, o kölenin gözlerindeki hürriyet umudu, elindeki kelepçeye hüzünle sarılışı, ayağındaki prangayı unutuşudur. Aşk nedir biliyor musun iki gözüm?! Aşk, onu tarif etme ahmaklığında sınıfta kalan bir adamın uzun uzun tasvirlerle, bilinçsiz benzetmeleri art ardına sıralamaya çalışmasıdır. Aşk beyhûdedir, asûdedir..Tanrısal bir sükût içinde kalabalıklar ortasında susabilmektir. Sadece onun tebessümüne koşabilmektir. Aşk ölmek değildir, onun için yaşayabilme cesareti de değildir. Aşk, ölümü yaşamaktır..
(Aşk, geceleri uyumayan uykusuz gözlerle hayata bakan, sefil, serseri bir adamın tarif edemeyeceği kadar muhteşem, ve bir o kadar da samimidir)
bir insanın hayatından iki yıl isteyip teminat olarak verilen bir değer.
hakkında konuşulmadığında küsüyor size.
bazıları onun bir lanet olduğunu söylese de lanetlenmiş bir duygu değildir.
sevmek güzeldir.
tam unuttuğunuzu sandığınız bir anda bir şarkı sizi ağlatmayı başarabiliyorsa bunu yaşatan tek duygu aşktır. her safhası hüzündür. aşık olunan insanla beraberken bile canınız yanabilir.
bi kez daha kendisine aşk diye sarılıp hayatımın merkezine şahsını koyup etrafında döndüğüm muhteşem duygu...bulutların üstünde olupta düşücekmiş gibi olmak belkide ama düşememek gibi...mutlu olmak belkide ama canının acıması birazda...aşk ne karmaşık birşey ya...şimdi 6 yılın hatırına adına aşk mı demeliyim yoksa hatamı hala karar verememişken bu kez yine ve yeniden aşk olmanı dileyerek sana geliyorum...hep yanımda olman dileğiyle aşk...bu kez elimi bırakma lütfen...
--spoiler--
''Aşk bazen, ne kadar genç olsan da sakat sakat canla başla oynadığın maçın farkında olmadan jübile maçının olduğunu fark etmendir...''
--spoiler-- *
tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin... sokağa fırlayacaksın...sokaklar da dar gelecek...tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi... ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan ...da kaybolacak kadar küçüleceksin.. birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan..."önemli olan sağlık."
"yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur."sen hiçbirini duymayacaksın... göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin... ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
hep ondan bahsetmek isteyeceksin..."ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deselerbaşını kaldırıp ne dedin?" diye sormayacaksın...yalnız kalmak isteyeceksin...hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... ikisi de yetmeyecek...
geçmişi düşüneceksin...neredeyse dakika dakika...ama kötüleri atlayarak...onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin... gittiğin yerlere gitmek... bu sana hiç iyi gelmeyecek...ama bile bile yapacaksın... biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın... aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin....aksini iddia edenlerden nefret edeceksin... herkesi ona benzetip...kimseyi onun yerine koyamayacaksın...hiçbir şey oyalamayacak seni...ilaçlara sığınacaksın... birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren... bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...uyumak zor, uyanmak kolay olacak... sabahı iple çekeceksin...bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler... ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.
nafile...düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin... her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin... telefonun çalmasını bekleyeceksin... aramayacağını bile bile...her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla... yüreğin burkulacak...canın yanacak...bir daha sevmemeye yemin edeceksin... hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin... yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... ama bir umut...onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...bu umut seni gitmekten alıkoyacak... gel gitler içinde yaşayacaksın...buna yaşamak denirse...
razı mısın bütün bunlara? hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye? o halde aşık olabilirsin.