Gökkuşağı gibidir. Nadiren karşına çıkar. Yaklaşırsın fakat ulaşamazsın. Sadece varlığını görürsün. Sonra bi bakarsın ki orada o renkler yok... Belki daha önce de yoktur sadece sana öyle gelmiştir...
kişinin kendi özelinde kendi içinde yaşadığı karmaşık bir duygudur. Bu sebep ile sevgiliniz size " aşkım" diye sesleniyorsa o ağzından çıkan güzel kelimeyi kendi sesinden duymak istemesidir. neden aşkım dediginiz ilk insanlarla birlikte değilsiniz? kelimelerden bedene bedenden ruha ulaşmak istediğiniz o " arzuluyorum " duygusunu aşk ile percinlemektir. Aşk Bir oyundur insanın kendine mutluluk hormonu salgılanmasıdir. 2 kişilik değildir aşk. Aşk kendine bencildir.
Sen kocaman çöllerde bir kalabalik gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balik gibisin.
Bir isitir,bir üsütür,bir aglatir,bir güldürür;
Sen hem bir hastalik hem de saglik gibisin.
(bkz: özdemir asaf)
uçsuz bucaksız bir yolda yürümek gibidir aşk... sonunu göremezsin, önüne çıkacak çukurları göremezsin, seni neyin beklediğini bilemezsin. ama yinede o yolda yürürsün bazen düşe kalka bazen yorulsan da yürürsün belli etmezsin... inanırsın ki sonunda sonsuz mutluluk vardır. kısaca aşk ümit etmektir geleceğe dair mutlu olmayı...
iyi hissettirir muhakkak. Aşk 2 isme sahip kişinin hangi ismini sevdiğini merak etmektir, ona sevdiği gibi hitap etmeyi istemektir, kendi isminin onun dilinden dökülmesini istemektir. Aşk paylaşılmaz. Bende ikimize de yetecek kadar aşk var diyor insan ama inanma sana da yetmeyecek o aşk inanma, rüyanda görsen inanma.
yeri geldiğinde eski sevgililere düzülen mektuplar dadır. seneler öncesine götürür adamı bazen. açıp şarkıları dinlerken, akla gelen anılardır. istanbul'dur bazen, bazen orda yaşananlar, bazen orada ki bir kız.bazen de şehrinizde yeni tanıdığınız bir bedendedir aşk. öyle her insana sunulmamalıdır zaten. bencilliklerinden, egolarından, şımarıklıklarından,toplum baskılarından kurtulamayan, kadir kıymet bilmeyen insanların elinde heba olup giden duygudur. kalkıp da bir adet birayla unutabildiğiniz bir kadın için değmez mesela bu kelimeyi kullanmak.
yeni bir şehir, yeni bir ülke, yeni bir ev, yeni bir iş, yeni bir beden.hepsine duyulabilir. ve tabii ki en kutsalı bir bedene duyulandır.
ve bazen ufacık bir göz teması bile yeterlidir var olduğunu anlayabilmek için. ve tabi ki en güzeli bir dokunuşla, öpücükle anlaşılan dır.
henüz dokunmadığınız bir saç teline, bir ten kokusuna muhtaç bırakır adamı, ve dokununca da dünyanın sahibi sizsinizdir.
midemde kelebekler var diyenlere cevaben içimde koskoca at var diyenlere şunu söylüyorum:
benim içimde hipodrom var ulan gazi koşusu var amına koyayım, son ayakta son düzlüğe atı yarım boy farkla geride giren amca tedirginliği var. ne atı ne kelebeği...
aşk dedigimiz duygu, kavram artık nasıl adlandırıyorsanız, evrimsel süreçte; insanın, yavrusunun genotip çeşitliligini maksimize edecek bir eş seçmesine yarayan, hafızanın gelişiminden sonra ortaya çıkmıs bir dizi elektrokimyasal tepkimedir.
ask kovalamaktan çok kaçmayı, görmekten çok özlemeyi, dokunmaktan çok düslemeyi sever. öyle haindir ki bu ask, nerde imkansız varsa gider onu sever. ask var ya bu namuzsuz ask, gulun dikeni var diye üzülmekten ziyade bir diken çiçek açmış diye sevinmeye benzer. ilk bakışta değil son bakıştadır. ask. ayrılırken sana nasıl bakıyorsa o kadar sevmiştir seni.
Aşk müthiş birsey acı çekmeye değecek bir aşk sonunda ölüm bile olsa çok kısa bir süre için bile aynı kaderi diğer yarınla paylaşmak gerçekten aşk müthiş bir duygu.
Sadî anlatıyordu:
'Henüz toy bir delikanlıydım. Siraz'da bir kızı sevmiştim. O da bana ilgisiz değildi. Birkaç kez de buluşup konuştuk. Sonra araya ayrılık girdi. Ben gurbetlere gittim. On yıl onun aşkıyla coşup taştım, hasretiyle yanıp kavruldum. Nihayet yurduma geri döndüğüm vakit ilk işim onu aramak oldu. Beni görür görmez başladı siteme:
- A Sadî! Meğer ne kadar vefasızmışsın! Bunca yıl geçti aradan, ne bir haber, ne bir mektup!..
Ona dedim ki:
+ Ey sevgisi kalbimde yer edinen selvi boylu! Senin yüzünü görme bahtiyarlığından ben mahrum iken, o şerefi postacıya mı bağışlasaydım?!..
Aşk denilen kavram karmaşası veya duygu karmaşası hakkında milyonlarca şiir milyonlarca söz yazılmıştır.
Hepsi nicel tanımlar nicel yazılardır.
Çünkü duygular hakkında yapılan herhangi bir yorum yüzde yüz kişiseldir.
Aşkın belli bir metası vardır.
Belli bir işleyişi yoktur ama.
Her an her yerde ortaya çıkabilecek bir duygu iken reenkarnasyona da inansa kişi belki de hiç gelmeyecek bir duygudur.
Yüzyıllar geçtikçe aşk denilen şey saydamlaşmaya başladı.
Önceden kapalı sürgülü bir kapı iken şimdi cam gibi.
Günümüzde aşk denilen şeyin seks ile anıldığı, Sevişmenin aşk olduğu bir anlayış var. Yok mu? Var amina koyim.
Etrafınıza bir bakın!
Sizce o el ele tutuşup birbirlerine sarılan insanların birbirine aşık olduğunu mu saniyorsunuz? Ben sanmıyorum.
Hani diyorlar ya ön yargılar kötüdür.
Bazen ön yargılı olmanız gereken yerler vardır. Sürekli iyimser olmayın kötümser de olun. işte o zaman o yosun tutmuş aptalliktan kurtulursunuz.
Aşk? Ne kadar saçma bir şey olmuş.
Sosyal medyaya bakıyorum.
Herkes aşk acısı çekiyor.
Hayata bakıyorum.
herkesin sevgilisi var.
O zaman;
Kim ulan bu aşk acısı çeken pzevenkler?
bazen yok gibidir, bazen üzdüğün kişi kadardır aşk bazen olamadığın hatta olmak istediğin kişidir aşk, yani aşk bazen bu cümle kadar karmaşık bir şeydir.