23 nisan

entry281 galeri75
    56.
  1. yurt disinda yasayan cocuklarin doya doya kutluyamadiklari gündür. *
    9 ...
  2. 55.
  3. bir milletvekilinin anitkabir merdivenlerinden inerken dustugu gun.

    23 nisan torenleri kapsaminda ata'min huzuruna cikilir, saygi durusunda bulunulur, istiklal marsinin okunmasinin ardindan misak i milli kulesine gidilmek uzere yurumeye baslanir. iste tam bu sirada da mozolenin oldugu binanin merdivenlerinden bir bayan milletvekilinin dustugunu goruruz. ve merakla tvlerde kimin dustugunun soylenmesini bekleriz. ona gore yorum yapicaz da.

    edit: sene 2008. *
    1 ...
  4. 54.
  5. 1920 tarihinde türkiye büyük millet meclisinin açıldığı gündür.

    Çok sonraları ulusal egemenliğin hatırlanması için resmi bayram ilan edilmiş, ardına çocuk da eklenerek ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kutlanmaya başlamıştır.

    Atatürk'ün "bu bayram çocukların olsun" gibi bir talimatı yoktur, en azından ben görmedim, gören duyan varsa beri gelsin.

    23 Nisan Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı yer yıl törenlerle kutlanır. Çocuklar bilmem kaç derece sıcakta ya da duruma göre yağmur altında saatlerce bekletilir. Başka çocuklar da ekabir takımının eğlenmesi için maymun edilirler.

    23 Nisan aslında çocuklara eziyet günüdür.

    Hiçbir şeyi tam ve doğru olarak yapamayan türk halkı bu günü de asıl amacından saptırmış, sapla samanı birbirine karıştırmış ve bokunu çıkarmıştır. Türk halkı herşeyin bokunu çıkarmasını sever. Şov yapmasını da sever. Ama icraata gelince bin dereden su getirir, sonra gelişemiyoruz, geçinemiyoruz diye zırlar. Aziz Nesin'in ruhu şadolsun...

    Bir de aynı gün çeşitli koltuklara oturtulan şanslı piçler vardır. Başbakanlık, meclis başkanlığı, valilik ve benzerlerinin koltuklarına oturarak tüm gerizekalılıkları ile bir günlüğüne o koltuğu yönetirler, salak salak talimatlar verirler. Daha da gerizekalı olan büyükler de bunları seyredip eğlenirler. Bir tane çocuk da çıkıp genel kurmay başkanını arayarak "hadi ulan giriyoz oraya buraya" diye talimat vermeyi akıl edemez.

    Ulusal egemenliğin e'sinin kalmadığı bir ülkede ulusal egemenlik bayramını kutlamak abesle iştigaldir, görüntüdür, içi boştur.

    içi boş ve paslanmış tenekeyi yaldızlı boyalarla boyamaya benzer. Dışı seni içi beni yakar hesabı.

    Çocuk bayramı olarak anılmasına rağmen çocuklar için tek bir somut adım dahi atılmaz bu günde. Sadece şebeklik yapılır. Şebeklik zaten türk insanının genlerinde değiştirilemez bir kod olarak yerini almıştır.

    Zaten bu ülkenin de adam olmaya filan niyeti yoktur, muhtemelen bu da sondan bir ya da iki önceki çocuk bayramıdır.
    2 ...
  6. 53.
  7. eğer küçük bir çocuğunuz varsa ve o bugün bayrama gitmek yerine uyumayı ya da kafasına göre evde bir şeyler yapmayı tercih ediyorsa, tutun çocuğunuzun kollarından ve onu istemese de, bayrama getirin.
    Yoksa, Yıllar sonra "keşke bugün tatil olsa da, bayram yerine gitsem" diye hayiflanacaktır. *
    ben de amma safmışım, koskoca çocuklukda insan bir kerecik mi bayrama gider? Bak tadı damağımda kaldı.
    0 ...
  8. 52.
  9. 51.
  10. içi boşaltılmış ulusal egemenliğimiz kimsenin umurunda olmadığından tüm yurtta ellerde balonlarla kutlanan çocuk bayramı.

    ulusal egemenliğimiz kayboldu, ellerimizde balonlarla kalakaldık.
    4 ...
  11. 50.
  12. her ne kadar egemelik ulusun olmasa da,
    türkiye emperyalizmin güdümünde,
    bir cemaatin ve birkaç çapulcunun elinde olsa da,
    ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız kutlu olsun türkiye...

    uyuyan türkiye'ye iyi uykular!
    3 ...
  13. 49.
  14. sadece çocuk bayramı değil ulusal egemenlik bayramıdır. hepimize kutlu ve mutlu olsundur. egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
    0 ...
  15. 48.
  16. akdeniz bölgesinde çocuklar açısından oldukça eziyetli geçen bayramdır. sıcak hava ve güneşin altında saatlerce öğrenciler bekletilir. 3-4 saat ayakta bekler çocukcağızlar. oyunlar oynanır, şiirler okunur, konuşmalar yapılır ve ardından çocuklar dağılır. hakikaten çok eziyetlidir.
    0 ...
  17. 47.
  18. çocukluktan uzaklaşıldığının daha fazla idrak edildiği gün. nostaljik bir dokunuş.
    1 ...
  19. 46.
  20. kimileri için kapkara bir gündür. o kimileri şimdilerde komisyonlarda, meclislerde, bakanlıklarda boy gösterir...

    benim içinse pek neşeli bir gün. ancak hemen yakınımda bando çalışması var bir okulun; şu anda bohem hayat tarzıma çomak sokuyor...

    demek ki neymiş: ülkemizin bağımsızlığı, milletin iradesinin ülkeye hakim kılınması kimileri için gerçekten kötü etkiler yaratabiliyormuş. burdan size kendi bohem hayat tarzıma sokulan çomaktan bahsettim, siz tamına varın.

    not: benim hayat tarzıma sadece çomak soktu - ki hiç de rahatsız değilim. ancak düşünün ki kimilerinin tüm hayallerine, tüm ırz düşmanlıklarına, tüm kokuşmuşluklarına çomak sokuyor bu meclis. kapkara gün onlar için; benim içinse adeta bir hayat öpücüğü...
    1 ...
  21. 45.
  22. atatürk ün türkiye büyük müllet meclisinin açıldığı gün olması sebebiyle bayram ilan ettiği ve bu bayramı çocuklara armağan ettiği tarihtir.
    0 ...
  23. 44.
  24. ... nasıl da mutlu oluyor insan. *
    1 ...
  25. 43.
  26. türkiye büyük millet meclisinin kuruldugu tarih'e atfen atatürk tarafından tüm dünya cocuklarına armagan edilen evrensel bayram günü.
    0 ...
  27. 42.
  28. ecnebi çocuklarının bu bayrama özenmeleri için güzel yurduma davet edildikleri, adına yazılan 4 satırlık şarkı müsveddesinin istisnasız her yıl meydanlarda okunduğu gündür 23 nisan.

    23 Nisan kutlu olsun,
    Sevinin küçükler, övünün büyükler,
    23 Nisan kutlu olsun...

    Çok büyük bayram bu bayram
    Herkese kutlu olsun

    .. diye devam eder..
    1 ...
  29. 41.
  30. 40.
  31. Diğer önemli Türk bayramları gibi bu bayram da apayrı güzel...
    çocuk olmasam da gene eski çocukluğumdaki gibi eğlenirim, milli düşüncelerimi kabartırım yani Türklüğümü en içten yaşadığım günlerden biri. Atatürk iyi ki armağan etmiş bu bayramı diğer bayramları gibi. Saygıyla Atamızı ve Türk halkımızı kendi adıma anıyorum.

    (bkz: Seni çok özledik)
    (bkz: Türkiye Cumhuriyeti)
    (bkz: Türk Çocuk bayramı)
    0 ...
  32. 39.
  33. slkilmadan aylardir kullandigim, kutupsal form ve hunlu urunu olan, sade ve renkleri guzel secilmis, goz yormayan, bence sozlugun en guzel temasi.

    not: is bu entry benim 2000. entryim olup, guzel sozlugumle atami bulusturan en guzel basliga (temaya) denk gelmistir.

    bilmeyene not: 23 nisan adli temada, arka planda ataturk silueti bulunur.
    0 ...
  34. 38.
  35. 37.
  36. cocuklara zehir zikkim bayramidir...
    gariplerim 23 nisan tatil diyerek sevinirler, kendilerince planlar yaparlar; sonuc 23 nisan icin dersler iptaldir, oleydir, canlari cikarilasiya kadar bir kac saatlik gösteri icin calistirilirlar ve daha sonrada ividik zividik esyalar giyerek, ellere tutusturulmus anlamsiz rengarenk bayraklari sallayarak stadium icinde devlet büyüklerinin önünde dans etmek, onlari eglendirmektir...
    madem cocuk bayrami, neden büyükler dans edip, cocuklar oturup onlari izlemez??? diye sordurtan bir gündür...
    1 ...
  37. 36.
  38. 23 Nisan'ı beklemedi. Mahkeme, tutuklu yargılanmaları talebini ısrarla reddediyordu. Sonunda, beklenen o 18 Nisan günü karar açıklandı. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babasını 21 Kasım 2004 günü evlerinin önünde kurşuna dizen dört polis memuru beraat etti.
    23 Nisan Çocuk Bayramı için size hediyem, Uğur öldürüldüğünde yazmış olduğum yazıdır.
    Yazının bağlandığı soru, artık daha hayati. Çocukları şerefli katil ya da terörist maktul olmaya zorlayan dünyamız can çekişiyor. O gün görmezden gelinmişti. Bugün görelim hiç değilse:
    "Tam bir hafta geçti. Bu süre içinde Uğur'un, ayağında terliklerle kana bulanmış cesediyle yüzleşmeyi reddettik. 12 yaşındaki Uğur, Mardin Kızıltepe'de babasıyla birlikte güvenlik güçlerince öldürüldü çünkü. Çünkü bu memlekette yaşayan, asabiyet içinde kendine bir isim arayan, ister Türk ister Türkiyeli halkım, ORADA olan bitenler üstüne herhangi bir söz sahibi olma hakkından daha başından feragat etmiştir. insan olarak, aynı sınırlar içinde yaşamakta olduğu, Türk olmasa da Türkiyeli vatandaşlarının hayat güvenliği üstüne söylenecek bütün sözleri silahlı güçlere teslim etmiş, rahatlamıştır. işte Uğur'un çocuk bedeni kanlar içinde bir soru işareti gibi yatarken, bu ölümü de bambaşka bir dünyanın, aklımızın ermeyeceği çatışmalarının büyük ihtimalle hak edilmiş bir sonucu olarak görüyor, susuyoruz. Bunca zamandır az satan birkaç basın organı dışında başta Umur Talu olmak üzere ancak birkaç kişinin ilgisini çekebilmiş olan bu ölümler de hesabı sorulmamış binlerce ölümle birlikte dikilmiş, gözlerimizin içine bakıyor.
    Şimdi ne yapacağız? Bir kez daha kalakaldık mı çok sıktığı için boynumuzdan çıkarıp attığımız vicdan yakasının karşısında?
    12 yaşında bir çocuğun, 'dokuzunun yarasında yakın atış izlenimi uyandıran barut izleriyle sağ ve sol eline dört adet, vücudunun sırt bölgesine dokuz adet olmak üzere toplam 13 adet mermi' ile vurulmuş olması dünyanın savaştan uzak durmakla övünen her ülkesinde kıyamet koparır. Öğretmeni tarafından 'az önce sokakta arkadaşlarıyla oynuyordu; 5-C sınıfından öğrencim' diye teşhis ettiği Uğur ve babasının evlerinin önünde, ayaklarında terliklerle toplam 21 kurşunla öldürülmesinde bir haber değeri göremiyorsak Türk basını olarak kendimizi toptan lağvetmenin zamanı gelmiştir. Ancak ora insanının yoğun çabaları ve birkaç vicdan militanının gürültü çıkarmasıyla toparlanabiliyorsak...
    Hayatından bu kadar kolay vazgeçebildiğimiz çocuk ve babasının hikâyesini bu gün Ahmet Şık'ın kaleminden okuyacaksınız.
    Bu haberi okurken neler hissedecek, neler düşüneceksiniz bakalım? Bu konuda bir açıklama yapma zahmetinde bulunmayan içişleri Bakanlığı, idari soruşturma başlattığına göre kendisine zar zor bir meşruiyet edindi bu konu da. Gerçi bir mahkeme kararıyla dosya üzerinde 'gizlilik' kararı alınmış ya, bu haberi okuduğunuz, çevrenizdekilerle tartıştığınızda artık 'vatan haini' damgası yemezsiniz. Mardin Valisi'nin açıklamasıyla yetinseydik, Uğur ve babasının, terlikleriyle karakol basmaya kalktıkları sırada vurulduklarını okuyup geçecektik. Şimdi de 'Dur' ihbarına
    uymayıp ateş açtıklarını iddia ediyor, güvenlik güçleri. Başucuna uzun
    namlulu silahı yerleştirirken terliklerini çıkarmayı unutmuşlar. Uğur, hele o bölgede katlinden sual olunmayan çocukların ilki değildi elbet. Belki katlinin hesabı sorulan ilk çocuk olabilir. Ama bu da hayatımızda bir devrimin ateşleyicisi olacak değil maalesef. Aslolan, Uğur'un nasıl bir dünyadan kovulmuş olduğu gerçeğidir.
    Nasıl bu hale geldik?

    Aman incinmesinler
    Bu memlekette, en hassas koruma altına alınmış olan; güvenlik güçleridir. Emniyet ve askeri güçlerin moralinin bozulmaması için kendilerine sonsuz bir özgürlük alanı tanınmıştır. Güvenlik güçlerinin incinmemesi her şeyin önünde gelir. Devlet diktesinin de gücüyle ÖZGÜR basın, bu konudaki dikkatiyle vatandaşına göz yaşartıcı fedakârlıkta bir rehberlik görevi üstlenmiştir. Elinde silahı olan ve güvenliğimizi sağlamakla yükümlü Emniyet güçlerinin isabetine yönelik en ufak bir kuşkuyu dile getirmek, sizi bir çırpıda 'marjinal' yapacaktır. Avrupalı olma yolunda atmakta olduğumuz hiçbir adım, bu gerçeği değiştirebilecek kudrette değildir. işkenceci polisler hâlâ ve mümkünse hiçbir zaman cezalandırılamaz. Gözaltında ölümüne sebebiyet verdikleri kurbanlarının hesabı da kendilerinden sorulamaz.
    Zamanaşımı onların yanındadır.
    işkence yuvaları kurmuş cuntacı generalleri bile rahmetle anmak zorundayız. 33 Kürt'ü kurşuna dizip idam cezası alan Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın adı, daha geçtiğimiz mayıs ayında bir Jandarma
    Sınır Taburu'na verilmedi mi?
    Meselenin adını koyuverelim. Bu topraklarda polisin ve askerin morali her zaman bir çocuğun canından önce gelir.
    Onları eleştirmek, bu kurumların ıslahının gerektiğinden söz etmek son derece tehlikelidir. Güvenlik paranoyasının topyekûn ülke sathına yayılması, sık sık düşman listelerinin çıkarılıp kendi fikir tartımızla dünyaya bakabilmemizin engellenmesi şarttır. Hepimize tek yol olarak gösterilen, kimi sertlikleri, münferit zalimlikleri olmakla birlikte bu kurumların en ufak bir eleştiri esintisinden uzak tutulmaları gerektiğidir. Bu, güvenliğimizin bedelidir. Onların da burnundan kıl aldırmayan bu ruh hali içinde düşman bellediklerinin yaşama hakkına yönelik en büyük tehdit oluşturuyor olması doğal.

    Çocuk deyince
    Çocuk katili Amerika diye haykırırken korunaklı, dokunulmaz Emniyet güçlerimizin 'terörist' diye çocuk katletmesini hazmedebilmek de bu toplumun ruhundaki yarılmayı göstermektedir.
    Oradan yeni haberler geliyor. Kızıltepe ilçesinde, ellerinde 'Vali halka hesap versin' dövizleriyle bu ölümleri protesto eden, hükümet konağının önünde oturma eylemi yapanlara coplarla saldıran polis olayı görüntüleyen DHA muhabirinin kamerasındaki kasete de el koymuş. Uğur'un okul önlükleriyle eyleme katılan sınıf arkadaşları da gözaltına alınmış.
    Kim bilir onlar nasıl bir muameleyle karşılaşmıştır.
    Uğur'un, ölüleri teşhis için çağırılan kapı komşusu öğretmeni, Uğur'un başucundaki uzun namlulu silahı gösterip, 'Bu küçücük çocuk bu silahı taşıyabilir mi?' diye sorduğunda polisler, 'Karanlıkta koca adam gibi duruyordu' demiş.
    Çocuk ölüleri karşısında ne hissediyorsunuz? Karanlıkta koca adam gibi durduğu için, başını sokabileceği bir evi olmadığı için, aç kaldığı, tedavi görmediği için ve daha birçok nedenle katledilen çocukların ölüleri nasıl oluyor da infial yaratmıyor bu toplumun bağrında? Asılabilsin diye yaşı yükseltilen çocukların cellatları nasıl hâlâ saygın kimliklerine bürünmüş, sıcak evlerinde ecel bekliyor?
    Bu toplum, bu koca nüfus, vatan sevmekten çocuk sevmeye vakit bulamamış savaşçılar ve kasaba tüccarlarından mı oluşuyor?
    Çocuğa yönelik, çocuğun kıymetini işaret eden nasıl bir örgütlenme görüyorsunuz hayatınızda? Bir çocuğun paramparça bedeni karşısında suspus olup yetkililerin açıklamasını bekleyecek sabrı, soğukkanlılığı nereden edindiniz? Terörist çıkarsa boşa üzülmüş olmak istemiyor musunuz?
    Nasıl bu hale geldik?
    Çocuk dünyasına yakın durmayan, hayatında bir tek çocukla hazmedilmiş bir tevazu içinde birlikte vakit geçirmemiş, bir tek çocuğun dilini asal kabul edip onun karşısında saygıyla titrememiş bir yetişkin için çocuk, elbette kolay unutulacak bir insan küçüğüdür. Çocuk dilini, çocuk
    gözünü hiç merak etmeyen; onları bir an evvel eğip büküp güruha katmaya çalışan bu toplum, daracık dünyasında nefes darlığı içinde yaşayıp gidecek.
    Bir çocuğun saçının bir tek telinin bu toplumun emniyetine feda edilemeyeceğini, edildiği takdirde emniyet duygumuzu sonsuza dek yitireceğimizi haykırmak gerek.
    Uğur'un, kayda gelmeye tahammül edemeyen polisin tehdidi altındaki bütün sınıf arkadaşları 'çocuk bayramlarında' ona 'zarfsız kuşlar gönderecek'. Ya biz? Hiç değilse onları koruyabilecek miyiz?"

    yıldırım türker
    radikal
    1 ...
  39. 35.
  40. eskiden çocukların heyecanla hazırlandığı , herkesin bayram yerine coşkuyla gittiği
    ama artık anlamını yavaş yavaş yitiren, çoğu kişinin haftaiçine denk gelsede tatil yapsak dediği gün.
    0 ...
  41. 34.
  42. 12 yaşındaki çocuğu 13 kurşunla öldürenlerin eylemlerinde "vicdana aykırı" bir husus bulunmayarak serbest bırakıldığı ugur kaymaz'ın;

    kanalizasyon çukurları ve su birikintilerinde boğulan dilara dumrul, tayfun kuzu, ali dogan, ibrahim balin, yusuf balci ve isa gezen'in;

    Kundaktayken ırzına geçilen 17 aylık bebenin;

    3 lira gündelikle çalıştıkları devlet işletmesine kamyon kasalarında taşınan ve çırpı deresinde boğulan Ceylanpınarlı çocukların;

    devletin esirgeme kurumlarında işkence gören ve vücutları pazarlanan çocukların;

    bir tepsi baklavanın bedelini ömür boyu hapisle ödeyen aç çocukların;

    işkence altında alınan ifadelerle hapsedilen manisalı gençlerin;
    ...
    ..
    .

    ülkesinde kutlanan "çocuk bayramı"dır. Kutlu Olsun!!!

    (bkz: Ugur Kaymaz)
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=219174

    (bkz: meçhul öğrenci anıtı) ve (bkz: açık atlas)

    (bkz: çocukları yiyelim)

    (#1558908)

    (bkz: cocukları yiyelim)
    4 ...
  43. 33.
  44. 32.
  45. çocuk bayramı havasının ısrarla vurgulanmaya ve milli egemenliğin üstü kapatılmaya çalışılan bayramımız. atamızın bu bayramı çocuklara armağan etmesi tarihte eşi görülmemiş güzel bir olay. lakin halkın oylarının %55'inin temsil edildiği bir meclis tarafından yönetilmek, hele de kayıtlı seçmenin %25'inin oylarını alarak 5 yıl tek başına iktidar olan bir partinin şimdi kalkıp bu oylarla 7 yıl da kendinden bir cumhurbaşkanı seçmek yoluyla bu süreyi 12 yıla çıkarmak istemesi, ulusal egemenlik açısından üzücü değil mi?

    üzerine düşünülmesi gereken bir gün. kutlu olsun(!)
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük